Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Al-i İmran 1 / 200
1
Elif, Lam, Mim.*
İ. Aktaş 3:1
2
Allah: Ondan başka ilah yoktur. O, hay (daima var ve diri) olandır, kayyûm (Kendi zatı ile var olup evrenin nizamını ve egemenliğini elinde bulunduran, kâinatı sürekli koruyup gözeten ve bütün mevcudat kendisiyle kaim olan)dır.
İ. Aktaş 3:2
3
3 - 4. (O zatım olan Allah), sana Kitab’ı (Kur’an’ı), kendinden öncekileri (diğer kitapları asli hâlleri, hâlâ ihtiva ettikleri gerçekler ve İlahi kaynakları itibariyle) tasdik edici olarak hak ile indirdi; daha önce, insanlara birer hidayet rehberi olarak Tevrat ile İncil’i de indirmişti, böylece Furkan’ı (hak ile batılı birbirinden ayıran bütün kitapları) indirdi. Şüphesiz Allah’ın ayetlerini (insanlığın ebedi huzur ve mutluluğu için Allah’ın gönderdiği hakikatleri) inkâr etmiş olanlara pek şiddetli bir azap vardır. Ve Allah güçlüdür, (ezilen, sömürülen, maddi ve manevi hakları ellerinden alınan mazlum ve çaresiz kulları adına) intikam alandır. *
İ. Aktaş 3:3
4
3 - 4. (O zatım olan Allah), sana Kitab’ı (Kur’an’ı), kendinden öncekileri (diğer kitapları asli hâlleri, hâlâ ihtiva ettikleri gerçekler ve İlahi kaynakları itibariyle) tasdik edici olarak hak ile indirdi; daha önce, insanlara birer hidayet rehberi olarak Tevrat ile İncil’i de indirmişti, böylece Furkan’ı (hak ile batılı birbirinden ayıran bütün kitapları) indirdi. Şüphesiz Allah’ın ayetlerini (insanlığın ebedi huzur ve mutluluğu için Allah’ın gönderdiği hakikatleri) inkâr etmiş olanlara pek şiddetli bir azap vardır. Ve Allah güçlüdür, (ezilen, sömürülen, maddi ve manevi hakları ellerinden alınan mazlum ve çaresiz kulları adına) intikam alandır. *
İ. Aktaş 3:4
5
Şüphesiz, Allah, yeryüzünde ve gökte (bütün evrende) hiçbir şey ona gizli kalmaz. *
İ. Aktaş 3:5
6
Sizi rahimlerde (anne karnında yaratıp) dilediği gibi şekillendiren O’dur. Ondan başka ilah yoktur, O mutlak galiptir, doğru hüküm verendir.
İ. Aktaş 3:6
7
O ki sana bu kitabı (Kur’an’ı) indirdi. Ondan bir bölüm ayetler (hükümlerimizi ihtiva eden mesajlar) muhkemdir (anlamları açık ve yorum götürmez şekildedir), ki onlar kitabın anası (temeli, özü ve esası)dır. (Hüküm ihtiva etmeyen) diğer bir bölümü ise müteşâbih (birbirine benzer çeşitli manalar taşıyan, yorum isteyen, mecaz ve istiareli ifadeler içeren ve araştırılarak manaları bilinecek olan) ayetlerdir. Ama akıllarında eğrilik olanlar ise, fitne çıkarmak (kafaları karıştırmak) ve kendilerine göre yorumlamak için onun müteşabih (benzer) âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun tevilini (tefsirini) ancak Allah bilir, bir de ilimde derinleşenler. Hâlbuki (o ilimde derinleşenler) "Ona (o müteşâbih ayetlere de) inandık, hepsi (o muhkem ve demüteşâbih olan bütün ayetler) Rabbimizin katındandır. "derler. Ama (bu inceliği) aklıselim sahiplerinden başkası gereğince düşünemez. *
İ. Aktaş 3:7
8
Onlar, (o ilimde derin kavrayış sahipleri olanlar şöyle yakarırlar) Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, akıllarımızı (gönül ve düşüncelerimizi) haktan bir daha saptırma ve bize rahmetini bağışla. Şüphesiz sen çok bahşedensin.
İ. Aktaş 3:8
9
(Onlar yine) Rabbimiz, şüphesiz sen, insanları, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir gün için (hesaba çekilme günü için) toplayacaksın. Şüphesiz (Rabbimiz olan) Allah verdiği söze asla muhalefet etmez. *
İ. Aktaş 3:9
10
(Gerçekleri örtbas edip) inkâr etmiş olanlara gelince; dünya malları da çocukları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. İşte onlardır (inkâr etmeleri yüzünden) ateşin yakacağı kişiler!
İ. Aktaş 3:10
11
(Onların tutumu,) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar (Firavun ve hanedanı) ayetlerimizi yalanladılar, böylece (zatım olan) Allah da suçları (inkâr, zulüm ve azgınlıkları) nedeniyle onları yakalayıverdi (cezalandırdı). Ve Allah, (gerçekleri inkâr edip, yeryüzünde zulüm ve kötülük yapanlara) cezası pek şiddetli olandır.
İ. Aktaş 3:11
12
(Resulüm! Gerçekleri örtbas edip) inkâr etmiş olanlara de ki: “Siz (kısa zamanda bu dünyada) yenilgiye uğrayacaksınız, (ahirette de) cehenneme sürüleceksiniz. Ve orası ne kötü bir yatılacak yerdir.
İ. Aktaş 3:12
13
Muhakkak ki karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için (ey inkârcılar!) bir ayet (alamet) vardır. (İnananlardan) bir grup (saldırıya uğrayan, ezilen, yurtlarından sürülen ve her türlü baskı, şiddet ve zulme maruz kalanların uğruna saldırganlarla) Allah yolunda savaşırken diğeri de (her türlü zulüm ve kötülüğü yapıp gerçekleri) inkâr ediyordu. İnkâr edenler (sayıca az olan o inanan topluluğu) göz bakışıyla kendilerini iki misli görüyordu. Allah da, (yardım) isteyen (yardımı hak etmek için gayret edip gerekeni yapan) kimseye (manevi) yardımı ile destekler. Muhakkak bunda, (hakikat) gözü açık olanlar için (alınacak) bir ders vardır.
İ. Aktaş 3:13
14
Nefsanî arzulara, uzun süre yaşamaya, çocuklara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe (paraya), soylu atlara (ve lüks arabalara, yatlara vs.), sağmal hayvanlara ve ekinlere (bahçelere, bağlara) karşı düşkünlük, (erkek olsun kadın olsun) insanlara çekici olmuştur. Bunlar, dünya hayatının geçimlikleridir. Oysa asıl varılacak yerlerin güzel olanı ise Allah katındadır. (*)
İ. Aktaş 3:14
15
De ki: ’Size bundan daha iyi olanını bildireyim mi? (Kötülüklerden) sakınmış bulunan (erkek ve kadın)lar için Rableri katında altından ırmaklar akan ve içinde (sürekli) kalmak üzere cennetler, (her iki cinsten olmak üzere birbirleri için) tertemiz eşler ve Allah’tan bir hoşnutluk vardır. Allah ise kulları (her halleriyle) görendir.*
İ. Aktaş 3:15
16
Onlar ki: Ey Rabbimiz; biz gerçekten iman ettik, artık günahlarımızı bize bağışla ve ateş azabından bizleri koru diyenlerdir.
İ. Aktaş 3:16
17
Onlar (sıkıntılara, zorluklara) sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, (yoksul, muhtaç ve işsizler için) harcamada bulunan ve seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dileyen kimselerdir.
İ. Aktaş 3:17
18
Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve (gerçek) ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir.) Ondan başka ilâh yoktur. (O) mutlak galiptir, doğru hüküm verendir. (*)
İ. Aktaş 3:18
19
Şüphesiz Allah katında (özü Allah’a teslimiyet ve temeli evrensel barış ve adalet olan yegâne hak) din (ve düzen Kur’an’da bildirilen) İslâmdır. Daha önce kitap verilenler, azgınlıkları yüzünden kendilerine hakikat bilgisi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık ve başkaldırı yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Hâlbuki Allah’ın mesajlarını kim inkâr ederse bilsin ki, Allah hesabı çarçabuk görendir.*
İ. Aktaş 3:19
20
Seninle tartışmaya girerlerse de ki:“Ben ve bana uyanlar, bütün benliğimizi Allah’a teslim ettik.” Ve daha önce kitap verilmiş olanlara ve ümmilere (kitap ile ilgisi olmayanlara) de ki: “Siz de (Allah’a) teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Eğer yüz çevirirlerse (unutma ki,) senin görevin sadece tebliğ etmektir; Allah ise, kullarını (onların yaptıklarını) çok iyi görmektedir. (*)
İ. Aktaş 3:20
21
Şüphesiz Allah’ın ayetlerini (mesajlarını) inkâr edip, haksız yere peygamberleri öldürenlere (daha önce Allah’ın mesajlarını tebliğ ederken bazı peygamberleri öldüren kendi atalarının yaptıklarını hâlâ doğru bulanlara) ve insanlardan adaleti, (doğruluk ve hakkaniyete uygun iş yapmayı) emredenleri öldürenlere (davalarını reddedip onları etkisizleştirenlere) gelince, onlara acı bir azabı haber ver. *
İ. Aktaş 3:21
22
İşte onlar dünyada da ahirette de amelleri (çabaları) boşa gitmiş kimselerdir. Ve (ahiret günü) kendilerine yardım edeceklerden hiçbir kimse de yoktur. (*)
İ. Aktaş 3:22
23
(Resulüm!) Bakmaz mısın şu kendilerine Kitap’tan bir pay verilenlere! Aralarında (baş gösteren meselelerde) hükmetmek üzere Allah’ın Kitabı’na davet ediliyorlar da, sonra onlardan bir grup, inatla yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.*
İ. Aktaş 3:23
24
Onların bu tutumları: Bize ateş (dokunsa bile, biz seçilmiş ve sevgili kullar olduğumuzdan dolayı) sadece birkaç sayılı günlerde (buzağıya taptığımız günler kadar) dokunacaktır, demelerinin bir sonucudur. Hâlbuki onların vaktiyle uydurdukları şeyler dinleri hakkında kendilerini yanıltmıştır.*
İ. Aktaş 3:24
25
Peki geleceğinden şüphe olmayan bir günde (ahirette) onları topladığımız ve kendilerine hiçbir zulüm (haksızlık) yapılmayarak herkese kazandığının karşılığı eksiksiz verildiği zaman, (hâlleri) nice olacak!
İ. Aktaş 3:25
26
De ki: “Ey mülkün (kâinatın ve bütün varlıkların) sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine (senin mal, mülk ve rızıkla ilgili kâinattaki geçerli tabii kanunlarını gözeterek, çalışıp çabalayan, mal, mülk, servet ve rızkı kazanmak için sebeplere sarılan kimseye) verebilirsin, dilediğinden (Senin rızıkla ilgili kâinattaki geçerli tabii kanunlarını gözetmayen, çalışıp çabalamayan ve rızkı kazanmak için sebeplere sarılmayan kimseden) de yine alabilirsin; dilediğini (faydalı çalışmalarıyla) yüceltebilirsin, dilediğini de (inkâr, zulüm ve kötülüklerinden dolayı) alçaltabilirsin. Her türlü hayır (ve iyilik) senin elindedir. Doğrusu, sen her istediğini yapmaya güç yetirensin. (*)
İ. Aktaş 3:26
27
(Allah’ım!) Sen (yaratmış olduğun fizik ve doğa kanunuyla, dünyayı hem kendi ekseni etrafında hem de güneş etrafında döndürerek) geceyi gündüze geçirir (dönüştürür), gündüzü de geceye geçirirsin (dönüştürürsün). Cansızdan (cansız maddelerden, atomlardan) canlıyı çıkarır, canlıdan da cansızı çıkarırsın, (mal, mülk ve serveti kazanmak için gereğince çalışıp çaba göstermeleri sonucunda) dilediklerine de hesapsız rızık (yaşam gıdasını) verirsin. (*)
İ. Aktaş 3:27
28
İnananlar, inananları bırakıp da (Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip reddeden) inkârcıları veliler (kendilerine koruyucu, yönetici, temsilci ve önderler) edinmesinler. O hâlde her kim böyle yaparsa, (bilsin ki onun) Allah ile hiçbir alakası kalmamıştır. (Mevlâ’sı ile gerçek iman irtibatı kesilmiştir.) Ancak (inkârcı, azgın ve zalim kimselerden) gelecek (kendisini ve yakın çevresini; öldürme, ağır işkence etme, sakat hale getirme, emeğini, ekinini ve evini yakıverme gibi) bazı korku ve baskılardan korunmak (ve tehlikeleri atlatmak) için bu yola başvurmanız müstesnadır. (İkrah-ı mülci” denen bu zorlayıcı tehditler karşısında; gönülden mü’min kalmak şartıyla, bu tür tehlikeleri hâl ve hareketleriyle def edebilir.) Oysa Allah, sizi kendine (emirlerine) karşı (gelmekten) uyarır. Ve (unutmayın ki, hesap vermek üzere) dönüş, yalnız Allah’adır.*
İ. Aktaş 3:28
29
De ki: Gönüllerinizdekini, (onları veli ve yöneticiler edinip, onlarla işbirliği ve ittifak yapma düşüncenizi) gizleseniz de, açıklasanız da Allah onu bilir. O, göklerde ve yerkürede (tüm evrende) olanları da bilir. Ve Allah her şeye güç yetirendir.
İ. Aktaş 3:29
30
Herkes, yaptığı iyilik ve kötülükleri karşısında hazır bulacağı günde (ahirette), kötülükleriyle kendisi arasında uzak bir mesafe bulunmasını isteyecektir. Oysa Allah sizi, (emirlerine muhalefet etme hususunda) asıl kendisine karşı gelmekten sakındırıyor. Ve (yine buna rağmen) Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir.
İ. Aktaş 3:30