Ana SayfaMealler › İhsan Aktaş
İA

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş
İhsan Aktaş meali ile okumaya başla
Müminun 1 / 118
1
İnananlar (gerçekten iman edip gereğini yerine getiren erkek ve kadınlar) elbette kurtulmuş (olacak)lardır.
İ. Aktaş 23:1
2
Onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki, salâtlarında (Allah’a yönelmelerinde, namaz ve ibadetlerinde, destek olma ve yardımlaşmada, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlılık içinde Allah’a karşı) derin bir saygı duyarlar.*
İ. Aktaş 23:2
3
Ve onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki, boş şeylerden (her türlü anlamsız ve faydasız söz ve işlerden) yüz çevirmektedirler.
İ. Aktaş 23:3
4
Ve (yine) onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki her zaman (toplumun yoksul, işsiz ve muhtaç kesimine) zekâtlarını vererek (hem servetlerini hem de gönüllerini temizlemeyi) devam ettirirler.
İ. Aktaş 23:4
5
Ve onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki edep yerlerini (mahrem yerlerini) koruyan (örten) kimselerdir. (*)
İ. Aktaş 23:5
6
Ancak (erkek olsun kadın olsun) eşlerine ya da sözleşmelerinin sahip bulunduklarına (hasta, sakat, özürlü vb. gibi durumlarından dolayı bakım veya tedavileriyle ilgilenen kimselere) karşı (durumları) hariçtir. Şüphesiz (bakım, tedavi veya muayene için ihtiyaç duyulan yerleri bunlara göstermekten dolayı) onlar (o erkek ve kadınlar) kınanmazlar.*
İ. Aktaş 23:6
7
Kim de, (erkek olsun kadın olsun) bunun ötesine geçmeye çalışırsa, işte onlar haddi aşanlardır.
İ. Aktaş 23:7
8
Ve onlar (o erkek ve kadınlar) ki, (kendilerine tevdi edilen) her türlü emanete ve verdikleri sözlere (ve sözleşme senetlerine) riayet ederler.
İ. Aktaş 23:8
9
Yine onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki salâvatını (namaz, ibadet ve kulluk görevlerini, Allah’a yönelmeyi, ona tabi olmayı, destek ve dayanışmayı ve bütün dini vecibelerini yerine getirip Allah’a karşı esas duruşlarını) devamlı korurlar.
İ. Aktaş 23:9
10
İşte onlar, (o vasıfları sayılan mü’min erkek ve kadınlar, mutluluk yurduna) varis (sahip) olacak kimselerdir.
İ. Aktaş 23:10
11
Onlar (o vasıfları sayılan mü’min erkek ve kadınlar) ki, Firdevse (muhteşem nimetlerle bezenmiş cennetlere) varis olurlar. Onlar orada (hep) kalacaklardır.*
İ. Aktaş 23:11
12
Muhakkak ki biz insanı (insan türünü) balçığın (nemli organik ve inorganik toprağın) özünden yaratırız. *
İ. Aktaş 23:12
13
Sonra onu sağlam bir karargâhta (ana rahminde) bir nutfe (zigot) olarak oluştururuz.*
İ. Aktaş 23:13
14
Sonra, o nutfeyi (zigotu) bir alaka (rahimde asılıp beslenen genetik yapılı embriyo) olarak yaratıyor, sonra o alakayı (embriyoyu) da bir parça et (cenin) olarak yaratıyor, derken o ette de kemikler (iskelet) yaratıyor, nihayet o kemiklere de et (sinir, kas, damar ve deri) giydiriyoruz; sonra da onu başka bir yaratılışla meydana getiriyoruz. İşte takdir edip biçim verenlerin en güzeli (zatım) olan Allah ne yücedir. *
İ. Aktaş 23:14
15
Sonra mutlaka sizler, bunun (bu sürecin) ardından elbette ölecek olanlarsınız.
İ. Aktaş 23:15
16
Yine kuşku yok ki, Kıyamet Gününde, (hesap vermek üzere mutlaka) diriltileceksiniz.
İ. Aktaş 23:16
17
Ve şüphesiz, biz sizin üstünüzde (yedi manyetik sema için) yedi yörünge yarattık. Ve elbette biz, hiçbir yaratıktan habersiz değiliz.*
İ. Aktaş 23:17
18
Ve biz, (arzın üstünde ve altında biriken) suyu gökten (buluttan) bir ölçüye (yasaya) göre indirip onu yeryüzünde tutmaktayız (ırmak, göl, kuyu ve menba hâline getiririz). Ve şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.*
İ. Aktaş 23:18
19
Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin için hurmalıklardan ve üzüm bağlarından (olduğu gibi) nice cennetleri (her türlü sebze ve meyve) bahçelerini meydane getiririz.
İ. Aktaş 23:19
20
Yine (onunla) Tûr-i Sînâ [çevresindeki topraklar]dan çıkan, ürününden (zeytinlerinden) yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu, lezzetli bir katık sağlayan ağacı da (yetiştiriyoruz).
İ. Aktaş 23:20
21
Davarlarda da sizin için gerçekten (sınırsız kudretimizi gösteren) bir ibret (delil) vardır. Karınlarının içinde olanlardan (sütlerinden) size içiriyoruz; onlarda sizin için daha birçok yararlar da bulunmaktadır. Ve onlardan (etlerinden) yemektesiniz.
İ. Aktaş 23:21
22
Bir de (karada) onların ve (denizde) gemilerin üzerinde taşınmaktasınız.
İ. Aktaş 23:22
23
Ve muhakkak ki biz Nuh’u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Onlara:"Ey kavmim!" dedi, "(yalnızca) Allah’a kulluk edin (kimseye kulluk ve kölelik yapmayın), (çünkü) sizin ondan başka tanrınız yoktur! Şu hâlde, (dürüst ve erdemlice bir hayat yaşayarak şirkten, zulümden ve kötülükten) sakınmaz mısınız?”
İ. Aktaş 23:23
24
Bunun üzerine kavminin ileri gelenlerinden inkâr etmiş olanlar dediler ki "Bu (Nuh), tıpkı sizin gibi (yaşayan ve sizden hiçbir farkı olmayan) bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün (ve hâkim) olmak istiyor. Ve şayet Allah (elçi göndermek) isteseydi, elbette melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey (hiç) duymadık.*
İ. Aktaş 23:24
25
"O, kendisinde delilik bulunan (ve dolayısıyla ne dediğini bilmeyen) bir adamdan başkası değildir, öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım.
İ. Aktaş 23:25
26
Nuh, (uzun ve meşakkatli bir mücâdelenin ardından) Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et, dedi.
İ. Aktaş 23:26
27
(Bunun üzerine) biz de ona: "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle (vahiy yoluyla bildirdiğimiz yöntemlerle) gemiyi yap," diye vahyettik. Ve hükmümüz gerçekleşip de tennür (geminin kazanı) kaynayınca (muhtaç olduğunuz elinizdeki evcil hayvanlardan) «Her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer çift alıp, (inkâr, zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) aleyhinde hüküm geçmiş olanların dışında aileni ve iman etmiş edenleri gemiye koy!» ve sakın o zulüm (ve haksızlık) yapmış olanlar için bana başvurma, şüphesiz onlar (tufanda) boğulacaklar! *
İ. Aktaş 23:27
28
"(Ey Nuh!) Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleşir yerleşmez de ki: ’Bütün hamd (övgüler), bizi bu zalimler (ve azgınlar) topluluğundan kurtarmış bulunan Allah’a mahsustur!"
İ. Aktaş 23:28
29
Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli (verimli) bir yere (arza) kondur. Ve sen konuk edenlerin en hayırlısısın.
İ. Aktaş 23:29
30
(Ey insanlar!) Hiç şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde ibret alınacak) birçok ayetler (mesajlar) vardır. Ve biz gerçekten (elçileri göndermekle kullarımızı) sınavdan geçirmekteyiz.
İ. Aktaş 23:30