1
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
2
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
3
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
4
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
5
1-2-3-4-5. (Kâfirlerin rûhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, (mü’minlerin rûhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara, (Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere ufuklarda denizde) yüzer gibi süratlice hareket edenlere, (mü’minlerin rûhlarını cennete, kâfirlerinkini cehenneme götürmekte) yarışırcasına götürenlere, (Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda, varlıklara ait) işleri idare edip düzenleyen (vazifeli melek) lere kasem olsun ki, (hiç şüphesiz, kıyamet günü haktır).
6
(Emrimiz üzere, İsrâfîl tarafından Sûr’a ilk üfürüş ile) büyük bir sarsıntının olacağı o gün (kıyamet kopar).
7
Ve bunu (yine emrimiz üzere İsrâfîl’in Sûr’a ikinci kez üflemesi ile yeniden diriltilişin meydana geleceği) ikinci bir sarsıntı izleyecek.
8
8-9. (Dünya hayatında iken hakkı inkâr edenlerin) o gün kalpler (i) titrer ve gözleri de, (korkudan, pişmanlıktan önlerine) eğilir.
9
8-9. (Dünya hayatında iken hakkı inkâr edenlerin) o gün kalpler (i) titrer ve gözleri de, (korkudan, pişmanlıktan önlerine) eğilir.
10
10-11-12. (Kâfirler, dünyada iken alay ederek,) “Gerçekten biz, ölüp (kabirlerde) çürümüş kemik yığını hâline geldikten sonra, tekrar diriltilecek miyiz, o takdirde bu, (bizim için) ziyanlı bir dönüş olur” diyorlardı.
11
10-11-12. (Kâfirler, dünyada iken alay ederek,) “Gerçekten biz, ölüp (kabirlerde) çürümüş kemik yığını hâline geldikten sonra, tekrar diriltilecek miyiz, o takdirde bu, (bizim için) ziyanlı bir dönüş olur” diyorlardı.
12
10-11-12. (Kâfirler, dünyada iken alay ederek,) “Gerçekten biz, ölüp (kabirlerde) çürümüş kemik yığını hâline geldikten sonra, tekrar diriltilecek miyiz, o takdirde bu, (bizim için) ziyanlı bir dönüş olur” diyorlardı.
13
Hâlbuki o, (yeniden diriltiliş) tek bir haykırıştan (emrimiz üzere, İsrâfîl’in, ikinci kez Sûr’a üflemesinden) ibarettir.
14
Bir de bakarsın ki, onlar (emrimiz üzere, İsrâfîl’in Sûr’a ikinci kez üflemesi üzerine, diriltilmiş olarak, mahşer) meydan (ın) dadırlar.
15
(Habibim!) Mûsâ’nın haberi (kıssası) sana ulaştı mı?
16
16-17. Hani, (Mûsâ) kutsal Tuvâ vadisinde (iken), Rabbi ona (keyfiyetsiz kelâmıyla) şöyle buyurmuştu: “(Ey Mûsâ!) Firavun’a git (onu îmâna davet et) şüphesiz o, iyice azdı.”
17
16-17. Hani, (Mûsâ) kutsal Tuvâ vadisinde (iken), Rabbi ona (keyfiyetsiz kelâmıyla) şöyle buyurmuştu: “(Ey Mûsâ!) Firavun’a git (onu îmâna davet et) şüphesiz o, iyice azdı.”
18
Ona (Firavun’a) de ki: “(Ey Firavun! Küfür ve isyan kirlerinden) arınmayı (ve böylelikle, Rabbinin rızasını kazanmayı) ister misin?
19
Seni (âlemlerin) Rabbine (îmâna davet ediyorum, bu davetim ile seni hidâyet yoluna) ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup, korkasın.”
20
Derken Mûsâ ona en büyük mu‘cizeyi gösterdi.
21
Fakat (Firavun, hakkı) yalanladı da (Allah’a) isyan (etmeye devam) etti.
22
Sonra sırtını döndü ve (Mûsâ’nın aleyhine) çalışmaya koyuldu.
23
23-24. (Firavun) hemen (halkını) toplayıp, haykırarak, “Ben, sizin en yüce Rabbinizim (efendinizim)” dedi.
24
23-24. (Firavun) hemen (halkını) toplayıp, haykırarak, “Ben, sizin en yüce Rabbinizim (efendinizim)” dedi.
25
Allah da onu, (yaptıkları yüzünden) dünya ve âhiret azabıyla cezalandırdı.
26
Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
27
27-28. (Ey müşrikler!) Sizi yaratmak mı daha büyük bir şeydir, yoksa göğü yaratmak mı? Ki o göğü (kudretiyle direksiz bir şekilde) yükseltti (kendisinde bir çatlaklık olmaksızın) düzgün bir şekilde yarattı.
28
27-28. (Ey müşrikler!) Sizi yaratmak mı daha büyük bir şeydir, yoksa göğü yaratmak mı? Ki o göğü (kudretiyle direksiz bir şekilde) yükseltti (kendisinde bir çatlaklık olmaksızın) düzgün bir şekilde yarattı.
29
Gecesini kararttı, gündüzünü (aydınlatarak) ortaya çıkarttı.
30
Ve ardından yeryüzünü düzenleyip, döşedi, (Sizin için ve diğer canlılar için yaşamaya elverişli hâle getirdi)
Sonraki 16 ayet →