1
Anılmaya değer bir şey değilken (henüz yaratılmamışken), insanın üzerinden uzun bir zaman gelip geçmedi mi?
2
Şüphesiz biz insanı imtihân etmek üzere, karışık bir nutfeden yarattık. Onu işiten ve gören (bir varlık) yaptık.
3
Şüphesiz biz ona (peygamberler vasıtası ile hidâyet) yolu (nu) gösterdik. (Cüz’î irâdesi ile hak ya da bâtılı, kendisi tercih eder.) Ya (îmân edip, sâlih ameller işleyerek) şükreden bir kul olur, ya da (hakkı inkâr eden) nankör (kâfir bir kul olur).
4
Şüphesiz biz, kâfirler için (âhirette) zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
5
İyiler (cennetlikler) ise, katkısı kâfûr olan içecek dolu bir kâseden içerler.
6
(O,) Allah’ın (iyi) kullarının kendisinden içtikleri ve diledikleri gibi akıttıkları bir pınardır.
7
Onlar, (Allah’a ve insanlara verdikleri) sözlerini yerine getirirler, dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkarlar.
8
Onlar, (kendileri muhtaç olmalarına rağmen,) severek, yoksulu, yetimi ve esiri yedirirler.
9
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden (herhangi) bir karşılık ya da teşekkür beklemiyoruz.
10
Şüphesiz biz, yüzleri asık duruma getiren çetin bir günün azabından dolayı, Rabbimizden korkarız.”
11
Allah da onları, o günün azabından korur, (yüzlerine güzellik) parlaklık, (kalplerine ise) sevinç verir.
12
Sabretmelerine karşılık onlar, cennet ve ipek (ten giysiler) ile mükâfatlandırılır.
13
Orada (cennette) tahtlar üzerinde, yaslanmış bir vaziyette otururlar. Orada ne (yakıcı bir) sıcak ne de (dondurucu bir) soğuk görürler.
14
(Cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine yakındır, meyveleri de (kolayca alınabilecek şekilde) sarkıtılmıştır.
15
15-16. Etraflarında (renk, desen, şekil ve miktarını) kendilerinin tercih edeceği, gümüşten kaplar ve billurdan kâseler dolaştırılacaktır.
16
15-16. Etraflarında (renk, desen, şekil ve miktarını) kendilerinin tercih edeceği, gümüşten kaplar ve billurdan kâseler dolaştırılacaktır.
17
17-18. Onlara orada (cennette), selsebîl olarak adlandırılan pınardan, katkısı zencefil olan içecek dolu kâseler sunulur.
18
17-18. Onlara orada (cennette), selsebîl olarak adlandırılan pınardan, katkısı zencefil olan içecek dolu kâseler sunulur.
19
Çevrelerinde, (cennetliklere hizmetkâr olarak yaratılmış) gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hizmetçiler dolaşır.
20
Orada her nereye baksan, nimet ve büyük bir mülk (saltanat) görürsün.
21
(Cennettekilerin) üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek ikram edecektir.
22
(Cennetliklere şöyle buyurulur:) “İşte bütün bunlar, (dünya da iken) yaptıklarınızın karşılığıdır. Sizin (Allah rızası için) yapmış olduklarınız, mükâfatlandırılmaya layık görülmüştür.”
23
(Habibim!) Şüphesiz Kur’ân’ı sana peyderpey vahyeden biziz.
24
O hâlde Rabbinin hükmü (gerçekleşinceye kadar, kâfirlerin söylediklerine/eziyetleri) ne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre boyun eğme (den tebliğ vazifene devam et).
25
Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
26
Gecenin bir kısmında O’na secde et ve gecenin uzun bir bölümünde O’nu tesbih et!
27
Şüphesiz bunlar (müşrikler), peşin olanı (dünyayı) seviyor, önlerindeki ağır bir günü (âhireti inkâr ederek) bırakıyorlar.
28
Onları biz yarattık ve yaratılışlarını sapasağlam yaptık. Dilediğimiz zaman (kendilerini yok eder) yerlerine (îmân ve taat ehli olan, yaratılışta) benzerlerini getiririz.
29
Şüphesiz, bu (Kur’ân) bir öğüttür. (Dünya ve âhiret kurtuluşunu) isteyen kimse, (ancak) Rabbine (ve hükümlerine îmân edip, sâlih ameller işleyerek, bu kurtuluşa) bir yol bulabilir.
30
Allah dilemedikçe (irâdesi/yaratması olmadıkça) siz (değil bir şey yapmak, onu) dileyemezsiniz (bile). Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Sonraki 1 ayet →