Ana SayfaMealler › Emrah Demiryent
ED

Emrah Demiryent

Emrah Demiryent
Emrah Demiryent meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
Battığı zaman yıldıza kasem olsun ki,
E. Demiryent 53:1
2
(Ey Kureyşliler!) Arkadaşınız (Muhammed, hayatının hiçbir döneminde haktan) sapmadı ve (yine hayatının hiçbir döneminde, asla bâtıla) inanmadı.
E. Demiryent 53:2
3
3-4. O, (bizim resûlümüzdür,) hevâsından konuşmaz. O (Kur’ân) kendisine (tarafımızdan) bildirilen, vahiyden başka bir şey değildir.
E. Demiryent 53:3
4
3-4. O, (bizim resûlümüzdür,) hevâsından konuşmaz. O (Kur’ân) kendisine (tarafımızdan) bildirilen, vahiyden başka bir şey değildir.
E. Demiryent 53:4
5
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
E. Demiryent 53:5
6
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
E. Demiryent 53:6
7
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
E. Demiryent 53:7
8
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
E. Demiryent 53:8
9
5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
E. Demiryent 53:9
10
(Allah,) kuluna (Resûlü Muhammed’e) vahyedeceğini, böylece (Cebrâîl vasıtası ile) vahyetti.
E. Demiryent 53:10
11
(Peygamber’in gözlerinin) gördüğünü, kalbi yalanlamadı. (Resûlümüz Muhammed’in, Cebrâîl’i aslî sûretiyle görmesi hakikatti, bir hayalden ibaret değildi.)
E. Demiryent 53:11
12
(Ey inkârcılar! Şimdi siz) onun (resûlümüz Muhammed’in, aslî sûretiyle) gördüğü (Cebrâîl) hakkında tartışacak mısınız? (“Böyle bir şey olmamıştır” diyerek, resûlümüzü yalanlayacak mısınız?)
E. Demiryent 53:12
13
13-14. Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed), başka bir inişinde (Mi‘râc gecesinde), onu (Cebrâîl’i aslî sûretinde) Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında da görmüştü.
E. Demiryent 53:13
14
13-14. Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed), başka bir inişinde (Mi‘râc gecesinde), onu (Cebrâîl’i aslî sûretinde) Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında da görmüştü.
E. Demiryent 53:14
15
Cennetu’l-Me’vâ onun (Sidretu’l-Muntehâ’nın) yanındadır.
E. Demiryent 53:15
16
(Allah’ın emriyle) Sidre’yi bürüyen bürümüştü.
E. Demiryent 53:16
17
Onun (resûlümüz Muhammed’in) gözü (kendisine gösterilen hayret verici şeyleri görmekten başka bir tarafa doğru) kaymadı ve (bakması emredilen şeylerin dışına da) sapmadı.
E. Demiryent 53:17
18
Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed, Mi‘râc’da) Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını (Sidretu’l-Muntehâ’yı, Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında aslî sûretiyle ikinci kez Cebrâîl’i, Beyt-i Ma‘mûr’u, cenneti ve cehennemi) gördü.
E. Demiryent 53:18
19
19-20. (Ey müşrikler! İlâh diye taptığınız) Lât, Uzzâ ve diğer üçüncü (put) olan Menât’ı (n herhangi bir şey yarattığını) gördünüz mü?
E. Demiryent 53:19
20
19-20. (Ey müşrikler! İlâh diye taptığınız) Lât, Uzzâ ve diğer üçüncü (put) olan Menât’ı (n herhangi bir şey yarattığını) gördünüz mü?
E. Demiryent 53:20
21
21-22. (Ey müşrikler! Evlat olarak sevdiğiniz) erkek sizin de, (utanç vesilesi olarak gördüğünüz ve bu yüzden diri diri gömdüğünüz) dişi O’nun mu (Allah’ın mı)? Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.
E. Demiryent 53:21
22
21-22. (Ey müşrikler! Evlat olarak sevdiğiniz) erkek sizin de, (utanç vesilesi olarak gördüğünüz ve bu yüzden diri diri gömdüğünüz) dişi O’nun mu (Allah’ın mı)? Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.
E. Demiryent 53:22
23
Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, (Allah’a şirk koşup) taptıklarınız, sizin ve atalarınızın (putlara takmak üzere) uydurmuş olduğu (birtakım) isimlerden ibarettir ki, Allah, onlar hakkında, (o putlara tapılacağına ve onlar için ibadet yapılacağına dair) hiçbir delil/hüküm bildirmemiştir. Ve kasem olsun ki, onlara (müşriklere) Rabb’lerinden doğru yolu gösterici (bir peygamber) geldiği halde, onlar (inatla) yalnızca zanna ve nefislerinin arzusuna tâbi oluyorlar.
E. Demiryent 53:23
24
Yoksa insan, her temenni ettiği şeyin gerçekten olacağını mı zannediyor? (Putların kendilerine şefaat edeceklerini umanlar büyük bir sapkınlık içerisindedirler.)
E. Demiryent 53:24
25
Son da ilk de (âhiret de dünya da) Allah’ındır. (Mutlak hükümranlık O’nundur. Her daim olduğu gibi, bu iki âlemde de O’nun hükümleri geçerlidir. Ey müşrikler! İyi bilin ki, Allah, o taptığınız sahte ilâhlara/putlara şefaat etme yetkisi vermemiştir.)
E. Demiryent 53:25
26
(Bırakın sahte ilâhların/putların şefaat etmesini,) göklerde nice melek vardır ki, Allah, (îmân ehlinden) dilediği ve razı olduğu kimseler için kendilerine izin vermedikçe, kimseye şefaat edemezler.
E. Demiryent 53:26
27
Şüphesiz, âhirete îmân etmeyen (müşrik) ler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.
E. Demiryent 53:27
28
Hâlbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz ki zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.
E. Demiryent 53:28
29
O hâlde (Habibim!) Bizim zikrimizden (Kur’ân’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden (sen de) yüz çevir.
E. Demiryent 53:29
30
İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. (Sadece geçici dünya hayatıdır.) Şüphesiz Rabbin, (hak) yoldan sapan kimseleri de çok iyi bilendir, hak yolda olan kimseleri de çok iyi bilendir.
E. Demiryent 53:30