1
1-2-3-4-5-6. Tûr (dağın) a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a (Kur’ân’a), (meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma‘mûr’a, yükseltilmiş tavana (göğe ve) tutuşturulmuş (ateş hâline getirilecek olan) denize kasem olsun ki,
2
1-2-3-4-5-6. Tûr (dağın) a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a (Kur’ân’a), (meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma‘mûr’a, yükseltilmiş tavana (göğe ve) tutuşturulmuş (ateş hâline getirilecek olan) denize kasem olsun ki,
3
1-2-3-4-5-6. Tûr (dağın) a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a (Kur’ân’a), (meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma‘mûr’a, yükseltilmiş tavana (göğe ve) tutuşturulmuş (ateş hâline getirilecek olan) denize kasem olsun ki,
4
1-2-3-4-5-6. Tûr (dağın) a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a (Kur’ân’a), (meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma‘mûr’a, yükseltilmiş tavana (göğe ve) tutuşturulmuş (ateş hâline getirilecek olan) denize kasem olsun ki,
5
1-2-3-4-5-6. Tûr (dağın) a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a (Kur’ân’a), (meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma‘mûr’a, yükseltilmiş tavana (göğe ve) tutuşturulmuş (ateş hâline getirilecek olan) denize kasem olsun ki,
6
1-2-3-4-5-6. Tûr (dağın) a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a (Kur’ân’a), (meleklerin gökte tavaf ettikleri) Beyt-i Ma‘mûr’a, yükseltilmiş tavana (göğe ve) tutuşturulmuş (ateş hâline getirilecek olan) denize kasem olsun ki,
7
Şüphesiz, Rabbinin azabı, mutlaka gerçekleşecektir.
8
Ona (o azaba) engel olacak hiçbir şey yoktur.
9
O gün gök, (kudretimiz ile) şiddetle sallanıp, çalkalanır.
10
Ve dağlar, yerlerinden sökülüp (toz gibi havada) yürür.
11
(Hakkı) yalanlayanların, o gün, vay hâline!
12
Onlar ki daldıkları bâtıl şeyler içinde, oyalanıp duranlardır.
13
O gün (onlar, vazifeli meleklerimiz tarafından) şiddetli bir itilişle, cehennem ateşine atılacaklardır.
14
(Cehennem için vazifeli melekler tarafından onlara şöyle denir:) “İşte (dünyada iken) yalanlayıp durduğunuz ateş, (cehennem) budur!
15
(Şimdi söyleyin bakalım!) Bu da mı bir sihir, yoksa (dünyada iken) siz mi (hakkı) göremiyormuşsunuz?
16
(Haydi,) girin oraya! İster sabredin ister sabretmeyin, (artık) sizin için birdir (sonuç değişmez). Zira siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!”
17
17-18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle, zevk ve sefa sürerek, cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.
18
17-18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle, zevk ve sefa sürerek, cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.
19
(Cennetliklere şöyle buyurulur: “Dünyada iken) yaptıklarınıza karşılık (olarak), afiyetle yiyin, için.”
20
Sıra sıra dizilmiş (cennet) koltuklar (ın) a yaslanırlar. Ayrıca onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
21
Mü’min olanlar ve zürriyetleri de îmânda kendilerine tâbi ola (rak, cenneti hak etmiş ola) nlar var ya, işte onların zürriyetlerini, (cennette, kendilerinin hak ettiği dereceye ulaşamamış bile olsalar, lütfumuz ile onların derecelerini yükselterek) bir araya getireceğiz. (Bunu yaparken) onların (cennette üst derecede olanların) amellerinden de hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. (Ancak âhirette, cehennemlik olduğu kesin hükme bağlanmış olan bir kimse, ne cennetlik bir akrabası sebebiyle ne de başka bir şekilde cennete alınır!) Herkes kendi amelinin karşılığını alacak.
22
Onlara (mü’minlere, cennette) canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
23
Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi, elden ele dolaştırırlar.
24
Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi olan genç hizmetçiler, etraflarında dönüp dolaşırlar.
25
(O cennetlikler) birbirlerine dönüp, (“Dünya da iken ne yaptınız da, bu nimetlere ulaştınız?” diye) soracaklar.
26
Derler ki: “Şüphesiz biz, daha önce (dünyada) ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan ve isyanın neticesi olan azaptan) korkardık.
27
(Bu sebeple) Allah da bize lütfetti ve bizi vücudun gözeneklerine (iliklerine, hücrelerine) kadar işleyen cehennem azabından korudu.
28
Şüphesiz biz, (dünyada iken yalnızca O’na kulluk eder ve sadece) O’na yalvarırdık. Şüphesiz ki O, (mü’min) kullarına karşı çok lütufta bulanandır, çok merhamet edendir.”
29
(Habibim! Sen) öğüt vermeye, (tebliğ vazifeni yapmaya) devam et. (Hiç şüphesiz ki) sen Rabbinin nimet ve lütfuna mazhar olmuş birisin. (Müşriklerin iddiâ ettiği gibi) ne kâhinsin ne de mecnun.
30
Yoksa onlar (müşrikler), “O (Muhammed) bir şairdir, onun (da diğer şairler gibi), zamanın felaketlerine uğramasını (ölmesini) bekliyoruz” mu diyorlar?
Sonraki 19 ayet →