2
Apaçık Kitâb’a, (Kur’ân’a) kasem olsun ki,
3
Şüphesiz biz onu, (içindeki öğüt ve uyarıları) düşünüp anlayasınız, diye Arapça bir Kur’ân yaptık.
4
Şüphesiz o (Kur’ân), nezdimizdeki ana kitapta (levh-i mahfûzda) mevcut olan, çok yüce, hüküm ve hikmet dolu bir Kitap’tır.
5
(Ey Mekke halkının inkârcıları!) Siz (ler, Resulümüz Muhammed’le alay edip Kur’ân’ı inkâr etmekle ve putları Allah’a ortak koşmakla) haddi aşan bir toplum oldunuz diye, (Resulümüz Muhammed’e Kur’ân’ı vahyetmekten ve) sizi zikir (Kur’ân) ile uyarmaktan (size hakkı bildirmekten) vaz mı geçelim?
6
(Hâlbuki) biz daha önceki (ümmet) lere de kendi içlerinden nice peygamberler göndermiştik.
7
Onlar (da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
8
Biz de kuvvet bakımından, onlardan (Mekkeli müşriklerden) daha üstün olan önceki (ümmet) leri (yaptıkları inkâr ve isyan yüzünden) misalleri (diğer âyetlerde) geçtiği gibi, helâk ettik.
9
(Resûlüm!) Kasem olsun ki, onlara (müşriklere), “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, “Elbette, onları her işinde mutlak galip olan, her şeyi hakkıyla bilen (Allah) yarattı” derler.
10
O (Allah) ki, (istifadenize sunulan nimetler hususunda, tefekkür ederek düşünesiniz ve böylelikle) hidâyet yolunu bulasınız diye yeryüzünü sizin için bir döşek (yaşanabilir bir yer) kılan ve (istediğiniz yere) gidebilmeniz için orada size (birtakım) yollar var edendir.
11
O, gökten, (takdir ettiği) bir ölçüye göre (bulutlar vasıtasıyla) su (yağmur) gönderendir. İşte biz onunla (bitkileri kurumuş) ölü bir beldeye (toprağa), hayat vermekteyiz. Siz de (öldükten sonra, yine bizim takdir ettiğimiz bir zaman da kabirlerinizden diriltilip) böyle çıkarılacaksınız.
12
O (Allah ki) bütün çiftleri (tatlı-ekşi, beyaz-siyah, erkek-dişi gibi bütün sınıf ve türleri) yaratan ve sizin için (denizlerde) gemilerden ve (karada) hayvanlardan binekler var edendir.
13
13-14. Siz onların (gemi ve hayvanların) sırtına binip, üzerlerine yerleştiğiniz zaman: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz, O’nun şanı çok yücedir, yoksa biz bunlardan istifade etmeye güç yetiremezdik. Ve şüphesiz (hesaba çekilmek üzere) biz, Rabbimizin manevi huzuruna döneceğiz” diyerek (şükredesiniz de) Rabbinizin nimetini hatırlayasınız diye onları sizin istifadenize verdi.
14
13-14. Siz onların (gemi ve hayvanların) sırtına binip, üzerlerine yerleştiğiniz zaman: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz, O’nun şanı çok yücedir, yoksa biz bunlardan istifade etmeye güç yetiremezdik. Ve şüphesiz (hesaba çekilmek üzere) biz, Rabbimizin manevi huzuruna döneceğiz” diyerek (şükredesiniz de) Rabbinizin nimetini hatırlayasınız diye onları sizin istifadenize verdi.
15
(Bunca hakikate rağmen, müşrikler, “Melekler Allah’ın kızlarıdır” demek sûretiyle) kullarından bir kısmını, O’nun cüz’ü saydılar. Şüphesiz (bu sapkınlığı söyleyen ve inanan) insan, apaçık bir nankördür (kâfirdir)!
16
(Ey müşrikler!) Yoksa Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de oğulları size mi seçip ayırdı?
17
Onlardan (müşriklerden) biri, rahmân olan Allah’a isnat ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman, yüzü kapkara kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
18
Onlar, süs içinde (narin bir biçimde) yetiştirilen, (haklarını savunması gerektiğinde bile bedenen ve his olarak narin olduklarından dolayı, hasmı ile) mücadelede kendisini (erkek gibi) savunamayan, kız çocuklarını mı Allah’a isnat ediyorlar?
19
Onlar (müşrikler), Rahmân’ın kulları olan melekleri kız olarak nitelediler. (Yoksa o müşrikler) *onların (meleklerin) yaratılışına şahit mi oldular? Onların (bu yalan) şâhitlikleri (Allah’a karşı iftira etmeleri, yazıcı melekler tarafından amel defterlerine) yazılacak ve onlar (hesap günü kesinlikle) sorguya çekileceklerdir.
20
(Müşrikler:) “Eğer Rahmân (olan Allah, bizim böyle yapmamamızı) dileseydi, (muhakkak bizi bir azaba çarptırırdı da) biz onlara (melek sûretinde tasvir ettiğimiz putlara) ibadet etmezdik (bize herhangi bir azap gelmediğine göre, Allah, bu yaptıklarımıza izin vermiştir)” dediler. (Müşriklerin iddiâ etmiş oldukları) bu hususta (kendilerine tarafımızdan gelmiş, hak) bir bilgileri yoktur. Onlar yalan söylemekten başka bir şey yapmıyorlar.
21
Yoksa biz onlara bundan (Kur’ân’dan) önce, (iddiâlarını destekleyen) bir kitap gönderdik de ona mı sarılıyorlar? (Ona göre mi amel ediyorlar?)
22
Hayır! (O müşriklerin, putlara ve meleklere tapılacağına dair ne hak bilgileri ne de hak bir kitapları vardır!) “Şüphesiz biz atalarımızı, bu inanç üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gidiyoruz” dediler (de putlara ve meleklere tapma hususunda, atalarını körü körüne taklit etmekten başka dayanaklarının olmadığını, itiraf ettiler).
23
(Resûlüm!) İşte böyle! Biz senden önce hangi memleket (in ahalisin) e bir uyarıcı/peygamber göndermişsek, muhakkak oranın şımarık zenginleri, (senin kavmindeki müşriklerin dediği gibi): “Şüphesiz, biz atalarımızı bu inanç üzerinde bulduk ve biz ancak onların izinden gideriz” demişlerdi.
24
(Körü körüne/inatla, hakkı inkârda ısrar eden bu kimselere peygamberleri güzel bir üslûp ile) “Size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden (inançtan) daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine atalarınızın inancına) mı (devam edeceksiniz)” deyince, onlar, “(ne olursa olsun) kesinlikle biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz!” demişlerdi.
25
Bunun üzerine biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik. İşte bak! (Hakkı) yalanlayanların akıbeti, nasıl oldu!
26
Hani, bir zamanlar, İbrâhîm, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım.
27
Ben, ancak beni yoktan var edene kulluk ederim. Beni (hayatımın her döneminde) hidâyet üzere sabit kılan O’dur.”
28
(Allah, İbrâhîm’in) bu sözünü, (sapkın inançlara sahip olan insanlar, bâtıldan hakka) dönsünler, diye ondan sonra gelen nesillere devamlı kalacak, bir miras olarak bıraktı.
29
Doğrusu ben, bunları da (Kureyş kavmini de), atalarını da kendilerine hak olan Kitap (Kur’ân) ve onu açıklayan Peygamber gelinceye kadar (nimetler içerisinde) yaşattım.
30
Fakat onlara hak (ve hakikati açıklayan âyetlerimiz) gelince, “Bu (Kur’ân, sihirbazların uydurduğu) bir sihirdir, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz!” dediler.
Sonraki 30 ayet →