Ana SayfaMealler › Emrah Demiryent
ED

Emrah Demiryent

Emrah Demiryent
Emrah Demiryent meali ile okumaya başla
Nisa 1 / 176
1
Ey insanlar, sizi tek bir nefisten (Âdem’den) yaratan, ondan da zevcesini (Havvâ’yı) yaratan ve onlardan birçok erkek ve kadın meydana getiren Rabbiniz (in emir ve yasaklarına karşı gelmek) ten sakının. Kendisinin adı ile (yemin edip) birbirinizden isteklerde bulunduğunuz Allah’tan korkun ve akrabalık haklarını çiğnemekten sakının. Şüphesiz ki Allah, hepinizi (hakkıyla) görüp gözetmektedir.
E. Demiryent 4:1
2
(Vasisi olduğunuz) yetimlere, (buluğa erince) mallarını verin. Temizi, pis olanla (helâli, harâmla) değişmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza (katarak) yemeyin. Şüphesiz bu büyük bir günahtır.
E. Demiryent 4:2
3
Eğer (vasisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik yapmaktan (mallarını haksız bir şekilde yiyerek veya mehirlerini az vererek onlara zulmetmekten) korkarsanız, (onları değil,) size helâl olan (başka) kadınlardan iki (nci), üç (üncü) ve (en fazla) dörd (üncü hanımınız) olmak üzere nikâhlayın. Eğer (o kadınlar arasında; nafaka, giyecek, yiyecek ve geceyi beraber geçirme hususları ile alakalı olarak) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, (o zaman) bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
E. Demiryent 4:3
4
(Nikâhladığınız) kadınlara mehirlerini gönül rızası ile verin, eğer (onlar) gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin.
E. Demiryent 4:4
5
Allah’ın sizin için geçim sebebi kıldığını (velisi bulunduğunuz kimselerin/yetimlerin mallarını) sefihlere (deli ve reşit olmayan yetimlere) vermeyin. Fakat kendilerine onlardan (o mallardan) yedirin, onları giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
E. Demiryent 4:5
6
Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin, onlarda olgunlaşma (hâlleri) görürseniz mallarını kendilerine verin, büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetimin malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise ma’ruf bir şekilde (ihtiyacı kadar, yetimin malından) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
E. Demiryent 4:6
7
(Ölen) ana-babanın ve akrabanın (miras olarak) geride bıraktıklarından erkeklerin payı vardır. (Ölen) ana-babanın ve akrabanın (miras olarak) geride bıraktıklarından kadınların da payı vardır. (Miras kalan) o malın azından da çoğundan da (varisler için tarafımızdan) takdir edilmiş paylar vardır.
E. Demiryent 4:7
8
(Miras) taksim edilirken (kendilerine miras düşmeyen) akrabalar, yetimler/öksüzler ve yoksullar (da hazır) bulunursa o maldan onları da rızıklandırın (onlara bir miktar sadaka verin) ve kendilerine güzel sözler söyleyin.
E. Demiryent 4:8
9
(Öldükten sonra) geriye zayıf çocuklar (yetimler) bıraktıkları takdirde, (halleri ne olacak diye) endişe duyacak olanlar, (diğer yetimler hakkında da) korkup titresinler. O halde Allah’tan korksunlar ve (şefkatli bir şekilde yetimleri azarlamadan) doğru söz söylesinler.
E. Demiryent 4:9
10
Şüphesiz ki, yetimlerin mallarını zulüm ile (haksız olarak) yiyenler, karınlarını ateşle doldurmuş olurlar. Onlar, şiddetli ve alevlenmiş bir ateşe gireceklerdir.
E. Demiryent 4:10
11
Allah size çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında şunu emreder: (Miras olarak bıraktıklarınızdan) erkek (evladın) payı, iki kız (evladın) payı kadardır. Kızlar, ikiden fazlaysa (ve erkek kardeşleri yoksa) mirasın üçte ikisi onlarındır, (mirasçı) tek kız ise (başka bir kız ya da erkek kardeşi de yoksa mirasın) yarısı onundur. (Ölenin sadece) bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından (kendi) anne ve baba (sın) dan her biri için altıda bir pay (ayrılmıştır). (Ölenin) çocuğu olmayıp da (yalnız) anne ve babası ona mirasçı ise bu durumda annesi için üçte bir pay vardır. (Geriye kalan, babanın hakkıdır). Şâyet ölenin kardeşleri varsa, bıraktığı maldan, vasiyeti yerine getirildikten ve borcu ödendikten sonra kalanın altıda biri anneye aittir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin, size fayda bakımından daha yakın olduğunu, bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından belirlenmiş (mirastaki) paylardır. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
E. Demiryent 4:11
12
(Ölüp de geriye miras bırakan) hanımlarınızın çocukları yoksa bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirildikten sonra ve varsa borçları ödendikten sonra verilir. Eğer çocuğunuz yoksa geride bıraktığınız mirasın dörtte biri onlarındır (hanımlarınızındır). Eğer çocuklarınız varsa, (o zaman) bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar yaptığınız vasiyet yerine getirildikten ve varsa borçlarınız ödendikten sonra verilir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının, evlâdı ve anne-babası olmayıp da (aynı anneden olma) bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, onların her birine altıda bir pay düşer. Eğer (aynı anneden olma, erkek veya kız kardeşler) bundan (birden) fazla iseler o hâlde onlar üçte birde ortaktırlar. Bu taksim, yapılmış vasiyetten ve borçtan sonra kimse zarara uğratılmaksızın yapılacaktır. (Bu hükümler) Allah’ın emridir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, (günahı sebebiyle kuluna) hemen ceza vermeyip (tövbe etmesi için) mühlet tanıyandır.
E. Demiryent 4:12
13
Bunlar, Allah’ın (hükümlerinin) sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte en büyük kurtuluş budur.
E. Demiryent 4:13
14
Kim de Allah’a ve Peygamber’ine isyan eder ve Allah’ın (hükümlerinin) sınırlarını aşarsa, (Allah,) onu ebedî kalacağı bir ateşe sokar. Ve ona alçaltıcı bir azap vardır.
E. Demiryent 4:14
15
Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı, içinizden (şüpheye mahal bırakmayacak şekilde bu suçu bizzat gören mü’min ve hür olan) dört (erkek) şahit isteyin. Eğer (mü’min ve hür olan bu dört erkek) şahitlik ederlerse (o zaman) o kadınları, ölünceye veya Allah kendilerine bir yol gösterinceye kadar evlerde tutun (topluma karıştırmayın.)
E. Demiryent 4:15
16
İçinizden, fuhuş (zina) yapanların (kadın ve erkeğin) her ikisini de cezalandırın. Eğer onlar tövbe edip, ıslah olurlarsa, onları cezalandırmaktan vazgeçin. Şüphesiz Allah, tövbeleri çok kabul eden, çok merhamet edendir.
E. Demiryent 4:16
17
Şüphesiz ki Allah’ın kabul edeceği tövbe, nefsinin kötü arzularına ya da şeytanın telkinlerine uyup, kötülük (günah) işleyip de yakın zamanda (ölüm gelmeden önce) tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbesini kabul eder. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
E. Demiryent 4:17
18
Yoksa (nefsinin kötü arzularına ya da şeytanın telkinlerine uyup), kötülükleri (günahları) işleyip duran ve nihâyet kendisine ölüm gelip çatınca (can boğaza dayanmışken,) “Ben şimdi gerçekten (günahlarıma) tövbe ettim” diyen (mü’min) lerin ve (can boğaza dayanmışken, ölüm anında) tövbe eden (îmân eden) kâfirlerin tövbeleri (îmân etmeleri) geçerli değildir. İşte onlar için (âhirette) elem verici bir azap hazırlamışızdır.
E. Demiryent 4:18
19
Ey îmân edenler, (kocası ölen akraba) kadınlara (veraset yoluyla geçen mal muamelesi yapmanız ve bu sûretle onlara) zorla varis olmanız size helâl değildir. (Kadınlarınız) apaçık (şahitli ispatlı olarak) çirkin bir hayâsızlık yapmadıkları sürece, onlara verdiğiniz (mehr) in bir kısmını geri alabilmeniz için kadınlarınıza baskı yapmayın. Onlarla iyi geçinin. Onlardan hoşlanmıyor olsanız bile, biliniz ki hoşlanmadığınız bir şeyi Allah (sizin için) büyük bir hayra vesile kılmış olabilir.
E. Demiryent 4:19
20
(Ey Erkekler!) Zevcenizden ayrılıp da başka bir zevce ile evlenmek istediğiniz takdirde, öncekine yüklerle mehir vermiş olsanız bile, ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve (böylece) apaçık bir günah işleyerek onu (verdiğiniz mehri) geri mi alacaksınız?
E. Demiryent 4:20
21
(Bir zamanlar karı-koca olarak) birbirinizle kaynaşıp baş başa kalmışken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almışken onu (verdiğiniz mehri, böyle bir yolla) nasıl geri alabilirsiniz?
E. Demiryent 4:21
22
Babalarınızın nikâhladığı kadınlarla (üvey annelerinizle, babalarınız onları boşasa da yahut babalarınız ölmüş olsa da hiçbir durumda onlarla) evlenmeyin. Ancak (câhiliye döneminde) geçen geçmiştir. (Tövbe ederek vazgeçmiş olduğunuz geçmişteki bu günahlarınızdan mesul değilsiniz, lâkin bu hükmümüzden sonra hâlâ üvey anneleri ile böyle bir durumda olan varsa, derhal ayrılsınlar!) Hiç şüphesiz ki bu, Allah’ın gazabına sebep olan bir edepsizliktir, iğrenç, kötü bir yoldur.
E. Demiryent 4:22
23
Size (şunlarla evlenmek) harâm kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz hanımlarınızdan olup da himayeniz altında bulunan (ya da bulunmayan, sizinle aynı evde yaşayan ya da başka evde yaşayan) üvey kızlarınız, eğer anneleri ile (nikâhlanıp da) zifafa girmemişseniz (annelerini boşadıktan sonra) onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Öz oğullarınızın hanımları (yla evlenmeniz) ve iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz (evlenmeniz) de size harâm kılındı. Ancak (câhiliye döneminde) geçen geçmiştir. (Tövbe ederek vazgeçmiş olduğunuz geçmişteki bu günahlarınızdan mesul değilsiniz, lâkin bu hükmümüzden sonra hâlâ böyle bir durumda olan varsa, derhal ayrılsınlar!) Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
E. Demiryent 4:23
24
(Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size harâm kılındı. Bunlar, Allah’ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bu sayılanların dışındakileri, iffetinizi korumak ve zina etmemek şartıyla mallarınızdan harcayarak (mehirlerini vererek) nikâhlanmanız size helâl kılındı. O hâlde, onlardan (nikâhlı bir eş olarak) yararlanmanıza karşılık, verilmesi kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehri belirledikten sonra (onu azaltmak ve çoğaltmak için) karşılıklı anlaşmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
E. Demiryent 4:24
25
Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye (malî olarak) gücü yetmezse, o zaman elinizin altındaki mü’min cariyelerinizden biriyle evlensin. Allah, sizin îmânınızı daha iyi bilir. Sizler, hep birbirinizdensiniz. (Hepiniz Âdem ve Havva’nın çocuklarısınız) Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra fuhuş yaparlarsa (zina suçu işlerlerse), onlara, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
E. Demiryent 4:25
26
Allah size (evlilik hususunda helâl ve harâmı) açıkça bildirmek, sizi, sizden önceki (sâlih) lerin yollarına iletmek ve tövbe (leri) nizi kabul etmeyi diler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
E. Demiryent 4:26
27
Allah, (sizi hayra yöneltip) tövbelerinizi kabul etmeyi diler. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.
E. Demiryent 4:27
28
Allah (cariyelerle nikâhlanmayı helâl etmekle) yükünüzü hafifletmeyi diler, zira *insan zayıf (tabiatlı) yaratılmıştır.
E. Demiryent 4:28
29
29-30. Ey îmân edenler, mallarınızı aranızda bâtıl (harâm) yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret müstesnadır. (Meşru olmayan yollarla birbirilerinizin mallarını yiyerek) kendi kendinizi helâke götürmeyin. Şüphesiz, Allah size karşı çok merhametlidir. Ve her kim de haddi aşıp, zulmen böyle bir şey yaparsa (bilsin ki, biz) onu (âhirette, müstahak olduğu üzere) ateşe (cehenneme) atacağız. Bu (nu yapmak), Allah’a kolaydır.
E. Demiryent 4:29
30
29-30. Ey îmân edenler, mallarınızı aranızda bâtıl (harâm) yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret müstesnadır. (Meşru olmayan yollarla birbirilerinizin mallarını yiyerek) kendi kendinizi helâke götürmeyin. Şüphesiz, Allah size karşı çok merhametlidir. Ve her kim de haddi aşıp, zulmen böyle bir şey yaparsa (bilsin ki, biz) onu (âhirette, müstahak olduğu üzere) ateşe (cehenneme) atacağız. Bu (nu yapmak), Allah’a kolaydır.
E. Demiryent 4:30