Ana SayfaMealler › Emrah Demiryent
ED

Emrah Demiryent

Emrah Demiryent
Emrah Demiryent meali ile okumaya başla
Bakara 1 / 286
1
ا (Elif) لٓ (Lâm) مٓ (Mîm).
E. Demiryent 2:1
2
İşte bu kitap (Kur’ân-ı Kerîm)! Kendisinde hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için bir hidâyet rehberidir.
E. Demiryent 2:2
3
Onlar ki, (Kur’ân’da yazılı bulunan ve peygamberlerinin bildirdiği) gayba, (hiç şüphe etmeden, kalben) îmân ederler. Namazı dosdoğru kılarlar, onlara rızık olarak verdiklerimizden de (Allah rızası için) infak ederler.
E. Demiryent 2:3
4
Yine onlar (muttakîler), sana gönderilene (Kur’ân’a) ve senden önceki (peygamberlere) gönderilenlere (tahrif edilmemiş Tevrât, İncîl, Zebûr ve sahîfelere) îmân ederler. Ve onlar âhirete de şüphe etmeden kesin olarak îmân ederler.
E. Demiryent 2:4
5
İşte onlar, Rablerinden (gelen) bir hidâyet üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
E. Demiryent 2:5
6
(Resûlüm!) Şüphesiz ki, kâfirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. (Zira hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri ve ısrarla hakkı inkâr ettikleri için) onlar (asla) îmân etmezler.
E. Demiryent 2:6
7
(İşte bu sebeple) Allah onların kalplerini, kulaklarını (manen) mühürlemiş, (cüz’î irâdeleriyle, kendilerinin tercih etmiş olduğu, sapkınlık üzere bırakarak) gözlerinin üstüne de (manen) bir perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır.
E. Demiryent 2:7
8
İnsanlardan bir kısmı da vardır ki (kalben) îmân etmedikleri hâlde (sadece dilleriyle), “Biz Allah’a ve âhiret gününe îmân ettik” derler.
E. Demiryent 2:8
9
(Munâfıklar, kendi akıllarınca) Allah’ı ve mü’minleri aldattıklarını zannetmektedirler. Hâlbuki (onlar,) sadece kendilerini aldatmaktadırlar (ama içinde bulundukları nifak hâlinden dolayı, yapmış oldukları şuursuzluğun) farkında (bile) değillerdir.
E. Demiryent 2:9
10
Kalplerinde (munâfıklıklarından kaynaklanan büyük) bir (manevi) hastalık vardır. (Hakkı inkârda ısrar ettikleri ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri için) Allah da onların (manevi) hastalıklarını artırmıştır. (Dilleriyle, mü’min olduklarını iddiâ ederek, ısrarla) söyledikleri yalana karşılık da onlara (âhirette) elem dolu bir azap vardır.
E. Demiryent 2:10
11
Onlara, (munâfıklara) “Yeryüzünde fesat çıkarmayın!” denildiğinde, “Biz sadece ıslah edicileriz!” derler.
E. Demiryent 2:11
12
Kesin olarak bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Ama onlar, (o kadar şuursuzlardır ki) bunun farkında değillerdir.
E. Demiryent 2:12
13
Onlara, (munâfıklara) “İnsanların (muhâcir ve ensarın) inandığı gibi siz de (kalple) îmân edin” denildiği zaman, “Biz hiç o akılsızların inandığı gibi inanır mıyız?” derler. İyi bilin ki asıl akılsızlar, ancak kendileridir, lâkin (bunu da) bilmezler.
E. Demiryent 2:13
14
(Bu munâfıklar,) mü’minlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de (sizin gibi) îmân ettik” derler. Hâlbuki şeytanlarıyla (yandaşlarıyla/dostlarıyla) baş başa kaldıklarında, “Şüphesiz biz sizinle beraberiz (sizin inandığınız gibi inanıyoruz), biz ancak onlarla (mü’minlerle) alay edicileriz!” derler.
E. Demiryent 2:14
15
(İşte bu nifak hallerinden dolayı) Allah onları (cüz’î irâdeleriyle, kendilerinin tercih etmiş olduğu,) azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakır ve müstahak oldukları cezayı verir.
E. Demiryent 2:15
16
İşte onlar (munâfıklar), hidâyete karşılık, sapkınlığı satın alanlardır (cüzî irâdeleriyle sapkınlığı tercih edenlerdir). Onlar bu ticaretlerinden bir kâr elde etmemiş ve doğru yolu bulamamışlardır.
E. Demiryent 2:16
17
Onların (munâfıkların) durumu, (karanlık gecede) ateş yakan kimse (ile etrafındakiler) in misali gibidir. O ateş yanıp da çevresini aydınlattığı anda Allah, (yaptıkları nifaka karşılık olarak) hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakır.
E. Demiryent 2:17
18
(Munâfıklar, manen) sağır, dilsiz ve kördürler. (Israrla hakkı inkâr ettikleri için, hakikati duymaz, konuşmaz ve görmezler. Bu sebeple) onlar (dalâletten hidâyete) dönemezler.
E. Demiryent 2:18
19
19-20. Yahut (munâfıkların durumu), gökten sağanak halinde yağan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan (şiddetli bir) yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer ki (onlar) yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysaki Allah (kudreti ile) kâfirleri (her taraftan) kuşatmıştır. (Allah’ın azabından kurtulamazlar). (Işığının kuvvetiyle) neredeyse gözlerini kör edecek gibi olan şimşek, önlerini aydınlattı mı o (nun ışığı) nda yürürler, (şimşeğin aydınlığı kesilip) üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini de kör ederdi. Şüphesiz ki Allah, her şeye kâdirdir.
E. Demiryent 2:19
20
19-20. Yahut (munâfıkların durumu), gökten sağanak halinde yağan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan (şiddetli bir) yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer ki (onlar) yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysaki Allah (kudreti ile) kâfirleri (her taraftan) kuşatmıştır. (Allah’ın azabından kurtulamazlar). (Işığının kuvvetiyle) neredeyse gözlerini kör edecek gibi olan şimşek, önlerini aydınlattı mı o (nun ışığı) nda yürürler, (şimşeğin aydınlığı kesilip) üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini de kör ederdi. Şüphesiz ki Allah, her şeye kâdirdir.
E. Demiryent 2:20
21
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratmayı takdir ed (ip yarattığı şeyleri maslahatına en uygun olacak şekilde, en ince ayrıntısına kadar düzenley) en Rabbinize (tevhid üzere) kulluk edin ki takva sahibi olasınız.
E. Demiryent 2:21
22
O (Rabbiniz ki) sizin için yeryüzünü bir döşek, göğü de bir tavan yaptı. Ve gökten (bulutlar vasıtasıyla) su indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık (lar) çıkardı. (Yaratan ve rızıklandıran sadece Allah’tır.) Bu hakikatleri bildiğiniz hâlde (sakın) Allah’a ortaklar koşmayın.
E. Demiryent 2:22
23
Eğer kulumuza (resûlümüz Muhammed’e peyderpey) vahyetmiş olduğumuzdan (Kur’ân’dan) herhangi bir şüphe içindeyseniz, haydi onun benzeri bir sûre getirin. Eğer bu iddiânızda doğru iseniz Allah’tan gayrı bütün şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı da) çağırın.
E. Demiryent 2:23
24
Bunu yapamazsanız ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o hâlde kâfirler için hazırlanan, yakıtı (kâfir) insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının.
E. Demiryent 2:24
25
(Resûlüm!) Îmân edip sâlih amel işleyenler için altlarından ırmaklar akan cennetleri müjdele. Onlara ne zaman cennetlerdeki meyvelerden ikram edilse, “Bu daha önce de (dünyada) rızıklandırıldığımız şeydir!” diyecekler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada (cennette) tertemiz zevceler vardır. Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.
E. Demiryent 2:25
26
Şüphesiz ki Allah, (hakikati açıklamak için) bir sivrisineği, hatta onun da ötesinde bir şeyi (ondan daha küçük, ya da daha büyük bir varlığı) misal vermekten imtina etmez. Îmân edenler bunun (bu tür misallerin) kesinlikle Rablerinden gelen (hikmetli) hak bir misal olduğunu bilirler. Kâfirlere gelince; onlar (alay ve inkâr ederek): Allah bu (hakir şeyi) misal (vermek) le ne murat etmiştir, derler. (Allah) Bununla (böylesi âyet ve misallerle alay eden ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmeyen,) birçok kimseyi, (cüz’î irâdeleri ile kendilerinin tercih etmiş olduğu) sapkınlık üzere bırakır, (gayretini hidâyet üzere sarf eden) birçok kimseyi de, (lütfuyla) doğru yola iletir. Allah’ın, sapkınlık üzere bıraktığı kimseler, (ısrarla hakkı inkâr eden ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmeyen,) fâsıklardan (kâfirlerden) başkaları değildir
E. Demiryent 2:26
27
Onlar, Allah’a (îmân ve itaat edeceklerine dair, rûhlar âleminde) verdikleri ahdi bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar (kâfirler) ziyana uğrayanların ta kendileridir.
E. Demiryent 2:27
28
Sizler ölü (henüz canlı bir varlık değil) iken (size, yaratmış olduğu rûh ile hayat verip) sizleri dirilten *Allah’a nasıl nankörlük edersiniz? Sonra, (O sizi ecelleriniz gelince) öldürecek, (kıyametin kopmasından) sonra (sizi, diriliş gününde tekrar) diriltecek, sonra (da dünyada iken yapmış olduğunuz iyi ve kötü amellerinizin hesapları görülmek üzere) O’na (zaman ve mekândan münezzeh olan Allah’ın manevi huzuruna) döndürüleceksiniz.
E. Demiryent 2:28
29
Sizin için, yeryüzünde bulunan her şeyi yaratmayı takdir eden de semâya hükmederek, onu yedi kat gök olarak yaratıp düzenleyen de O’dur. O her şeyi hakkıyla bilendir.
E. Demiryent 2:29
30
Hani Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” buyurmuştu da onlar, (Hikmetini öğrenmek için, “Rabbimiz, cin neslinin yaptığı gibi) orada (senin emirlerine uymayıp) bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Biz seni, (her daim) hamd ile tesbih ve bütün noksan sıfatlardan tenzih ediyoruz” demişlerdi. Allah da (onlara), “Şüphesiz ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurmuştu.
E. Demiryent 2:30