Ana SayfaMealler › Emrah Demiryent
ED

Emrah Demiryent

Emrah Demiryent
Emrah Demiryent meali ile okumaya başla
Meryem 1 / 98
1
كٓ (Kef) هٰ (He) يٰ (Yâ) عٓ (Ayn) صٓ (Sâd).
E. Demiryent 19:1
2
Bu (âyetler), Rabbinin, Zekeriyyâ kuluna olan rahmetinin zikridir. (İbretli ve bir o kadar da hikmetli olan kıssasının beyanıdır.)
E. Demiryent 19:2
3
Hani (vaktiyle Zekeriyyâ,) Rabbine gizlice niyaz etmişti.
E. Demiryent 19:3
4
O, şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. (Şimdiye kadar) sana yaptığım dualarda (isteklerimde) hiç mahrum olmadım.
E. Demiryent 19:4
5
Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek (benden sonra insanların idare işini üstlenecek) olan yakınlarımdan (amcaoğullarımdan, insanlara zulüm ve haksızlık yapmalarından) endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından (sonsuz lütuf ve rahmetinle) bana (kendi sulbümden) bir halef (oğul) ihsan eyle.
E. Demiryent 19:5
6
Ki, bana (ilimde) vâris olsun, hem de Ya‘kûb ailesine vâris olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olduğun (takva sahibi, sâlih) bir kimse yap.”
E. Demiryent 19:6
7
“Ey Zekeriyyâ, şüphesiz biz seni, adı ‘Yahyâ’ olan bir oğulla müjdeliyoruz. Bu adı daha önce hiç kimseye vermemiştik.
E. Demiryent 19:7
8
Zekeriyyâ (heyecanlanarak, şaşkınlık ve sevinç ile) “Ey Rabbim, karım kısır olduğu hâlde, üstelik ben de ihtiyarlığın son sınırına ulaşmışken, nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
E. Demiryent 19:8
9
(O’na gelen melek şöyle dedi:) “Evet, (söylemiş olduğun şeyler zâhiren) öyledir, fakat Rabbin, ‘*Bu iş benim için çok kolaydır, nitekim sen bir zamanlar hiçbir şey değilken seni de ben yaratmıştım!’ buyurdu.”
E. Demiryent 19:9
10
(Zekeriyyâ,) “Rabbim, öyleyse bana (onu ihsân edeceğin vakit için) bir alâmet göster” dedi. Allah da, “Senin (bu husustaki) alâmetin sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece (işaret ile konuşmanın dışında, dilin ile) konuşamamandır” buyurdu.
E. Demiryent 19:10
11
(Tarafımızdan takdir edilen vakit gelince, Zekeriyyâ’nın, alâmet olarak dili tutuldu ve) mabetten (namaz kıldığı yerden) kavminin karşısına çıkıp onlara, “Sabah akşam (namaz kılarak Rabbinizi) tesbih edin” diye işaret etti.
E. Demiryent 19:11
12
(Yahyâ, dünyaya gelip de henüz ergenlik çağına ulaşmamış iken,) “Ey Yahyâ! Kitâb’ı (Tevrât’ın hükümlerini) kuvvetle tut (onun hükümleri ile amel et” buyurduk.) Ona daha çocuk iken hikmet (Tevrât’ı anlama kabiliyeti, ilim ve feraset) verdik.
E. Demiryent 19:12
13
Tarafımızdan (ona) bir kalp yumuşaklığı ve (asla günah işlemeye yönelmemek gibi manevi bir) temizlik (verdik).
E. Demiryent 19:13
14
(Yahyâ) anne-babasına karşı (gâyet saygılı ve) çok iyi davranan biriydi, (onlara) başkaldıran bir zorba değildi.
E. Demiryent 19:14
15
Doğduğu gün, öleceği gün ve (kabirden) diri olarak kaldırılacağı gün ona selâm olsun.
E. Demiryent 19:15
16
(Resûlüm!) Kitap’ta (Kur’ân’da bildirdiğimiz gibi) Meryem’i de an. Hani, o (zamanını Allah’a ibadete tahsis etmek için) ailesinden ayrılıp (Beytu’l-Makdis’in) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
E. Demiryent 19:16
17
(Kendisini bütünüyle ibadete vermek için) onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken biz ona Cebrâîl’i göndermiştik de o, kendisine düzgün bir insan sûretinde görünmüştü.
E. Demiryent 19:17
18
(Meryem onu görünce,) “Şüphesiz ben, senden Rahman’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkan biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
E. Demiryent 19:18
19
(Cebrâîl, “Benden korkma!) Ben ancak (sığınmış olduğun) Rabbinin, sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için gönderdiği elçisiyim” dedi.
E. Demiryent 19:19
20
(Meryem,) “Bana bir insan dokunmamışken, benim nasıl oğlum olabilir? Ve ben, iffetsiz bir kadın da değilim” dedi.
E. Demiryent 19:20
21
(Cebrâîl, “Evet,) öyledir. (Zâhiren durum, senin dediğin gibidir.) Ancak Rabbin buyurdu ki: “Bu bana kolaydır, hem biz onu, nezdimizden insanlara bir mu‘cize ve rahmet kılmak için böyle takdir ettik, bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir”
E. Demiryent 19:21
22
(Nihâyet, Allah’ın emri gerçekleşti ve Meryem, mu‘cizevi bir şekilde) ona (Îsâ’ya) gebe kaldı ve (bu (hâli ile) uzak bir yere çekildi.
E. Demiryent 19:22
23
Doğum sancısı onu (kuru) bir hurma ağacına (dayanmaya) sevk etti. (Kendi kendine) ““Keşke bundan önce ölmüş ve unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
E. Demiryent 19:23
24
*Ona (Meryem’e), aşağısından şöyle seslendi: “(Bu hususta tek başına kalışına, ayrıca yiyecek ve içeceğinin olmayışına da) üzülme! Rabbin (bulunduğun yerin) alt tarafında bir su arkı (küçük bir dere) var etti.
E. Demiryent 19:24
25
(O dayanmış olduğun, kuru) hurma (ağacının) dalını kendine doğru silkele de, üzerine olgunlaşmış taze hurma dökülsün.
E. Demiryent 19:25
26
(Bu taze hurmadan) ye, (bu tatlı sudan) iç, (çocuğundan dolayı da) gözün aydın olsun (tasalanma)! Ve eğer insanlardan birini görürsen ona (sadece işâretlerle) ‘Şüphesiz ben, Rahman (olan Allah) için susmayı adadım, (işte, bu nedenle) bugün, hiçbir insanla asla konuşmayacağım!’ de.”
E. Demiryent 19:26
27
Nihâyet onu (Îsâ’yı, kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen (daha önce atalarımızda görülmemiş) korkunç, çirkin bir iş yaptın!
E. Demiryent 19:27
28
Ey Hârûn’un kız kardeşi (Meryem)! Senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de iffetsiz (bir kadın) değildi. (Sen böylesi çirkin bir işi nasıl yapabildin?)”
E. Demiryent 19:28
29
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona (Îsâ’ya) işaret etti. (Onlar da) beşikteki bir çocukla/bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
E. Demiryent 19:29
30
(Îsâ, Allah’ın bir mu‘cizesi olarak dile gelip) dedi ki: “(Hiç) şüphesiz ki ben, Allah’ın kuluyum, (O ilm-i ezelîsinde) bana Kitap ver (meyi irâde et) di ve beni peygamber yaptı.
E. Demiryent 19:30