1
Âdem ’aleyhisselâma rûh nefh oluncaya kadar çok zamân geçdi.
2
Biz insânı erkek ve dişiyi hâvî bir meniden tecrübe içün yaratdık, âna kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmi’a virdik.
3
İster müteşekkir olsun ister nankörlük itsün ânı tarîk-i hidâyete sevk itdik.
4
Kâfirlere zincirler, boyunlarına halkalar ve ’azâb-ı cehennem ihzâr iyledik.
5
Mutî’ mü’minler kâfûr mahlûtiyle memlû kâseler muhteviyâtını içecekler.
6
O kâfûr Allâh’ın has kullarının içecekleri ve istedikleri yerlere muhteviyâtını nakl idebilecekleri bir çeşmedir.
7
Va’adlerini îfâ iden, mümted olacak felâketlerden havf iden
8
8,9. ve kendi ta’âma muhtâc oldığı halde fukarâya, yetime ve esire ta’âm virüb "Bu ta’âmı sana Allâh rızâsı içün viriyoruz ve bunun içün ne mükâfât, ne teşekkür istemiyoruz."
9
8,9. ve kendi ta’âma muhtâc oldığı halde fukarâya, yetime ve esire ta’âm virüb "Bu ta’âmı sana Allâh rızâsı içün viriyoruz ve bunun içün ne mükâfât, ne teşekkür istemiyoruz."
10
10,11. "Biz Allâh’ın müdhîş ve felâketli bir gün göstereceğinden korkuyoruz" diyen munsıf ’ibâdını Allâh o gün felâketden muhâfaza idecek ve alınlarına beşâşet ve kalblerine sürûr virecekdir.
11
10,11. "Biz Allâh’ın müdhîş ve felâketli bir gün göstereceğinden korkuyoruz" diyen munsıf ’ibâdını Allâh o gün felâketden muhâfaza idecek ve alınlarına beşâşet ve kalblerine sürûr virecekdir.
12
Sabır ve metânetlerinin mükâfâtı olarak ânlara cennet bahş iyleyecekdir.
13
İpek elbise ile sedirlere ittikâ idecekler ve ne güneşden ve ne soukdan müteessir olmayacaklardır.
14
Civârdaki ağaçlar ânları gölgeleriyle ihâta idecek ve meyveleri kolayca toplanabilmek içün (ağaçlar) eğilecekdir.
15
15,16. Ânlar içün gümüşden destiler ve kâseler gezdirilecek ve istenildiği kadar doldırılacakdır.
16
15,16. Ânlar içün gümüşden destiler ve kâseler gezdirilecek ve istenildiği kadar doldırılacakdır.
17
17,18. Zencebîl mahlûtı ile memlû billûr gibi kâselerden içerek teskîn-i harâret idecekler ki bu mahlût cennetin zencebîl menba’ındandır.
18
17,18. Zencebîl mahlûtı ile memlû billûr gibi kâselerden içerek teskîn-i harâret idecekler ki bu mahlût cennetin zencebîl menba’ındandır.
19
O cennetde bir çeşme daha vardır ki ismi selsebîldir bu kâseleri dâimâ genç kalacak çocuklar getürirler ki sen ânları gördiğin vakit saçılmış incu dâneleri zan idersin.
20
O cennete nazar ider isen orada vasf idilemez ni’metler ve vâsi’ ikâmetgâhlar görirsin.
21
Oradakiler yeşil dibâ ve atlasdan esvâb telebbüs ider ve gümüş bilezikler takarlar. Rableri ânlara saf meşrubat içirecekdir.
22
Bunların hepsi size mükâfâtdır, mesâ’îniz takdîr olunur.
23
Biz sana Kur’ân’ı gökden inzâl iyledik.
24
Rabbinin hükümlerine sabır ile intizâr it, günâhkâr ve kâfir olanlara itâ’at itme.
25
Sabah akşam rabbin ismini mükerreren zikr it.
26
Gice dahî uzun uzun ’ibâdet iyle.
27
Kâfirler sür’atle mürûr iden dünyâ hayâtını severler ve âhiretin müşkil gününi ihmâl iderler.
28
Ânları biz yaratdık ve kendilerine kuvvet virdik. Eğer istese idik ânları başkalarına tebdîl ider idik.
29
İşte ihtâr budur. Kim arzu ider ise rabbin yolunı ta’kîb itsün.
30
Lâkin ânlar ancak Allâh’ın istediğini arzu idebilür. Allâh ’âlim ve hakîmdir.
Sonraki 1 ayet →