1
Senin içün büyük bir zafer hükm itdik.
2
2,3. Tâ ki Allâh’ın eski ve yeni günâhları ’afv itmesi içün vesîle olsun. Sana ihsânlarda bulunsun ve seni tarîk-i müstakîme hidâyet itsün ve kudretli müzâheretini ihsân iylesün.
3
2,3. Tâ ki Allâh’ın eski ve yeni günâhları ’afv itmesi içün vesîle olsun. Sana ihsânlarda bulunsun ve seni tarîk-i müstakîme hidâyet itsün ve kudretli müzâheretini ihsân iylesün.
4
Mü’minînin kalblerine sükûnet viren ve îmânlarını takviye iden odur. Semâvâtın ve arzın orduları Allâh’ındır, Allâh ’âlim ve hakîmdir.
5
Kadın ve erkek mü’minleri nehirler ile sulanmış cennet bağçelerine idhâl idecek ve orada ilelebed ikāmet itdirecek ve seyyiâtlarını kâmilen ’afv iyleyecekdir ki bu Allâh’ın izhâr iylediği ’azîm bir sa’âdetdir.
6
Münâfıklar, müşrikler Allâh hakkında sû-i zanda bulunanlar kadın olsun erkek olsun ’azâba dûçâr olacaklardır. Ânların seyyiâtı hep kendi ’aleyhlerine dönecekdir. Allâh ânlara gadab ve la’net itmişdir, cehnnem ’azâbı ânlar içün ihzâr olunmuşdur. Ne müdhîş mekân!
7
Semâvâtın ve arzın orduları Allâh’ındır, ’azîz ve hakîmdir.
8
8,9. Seni ümmetine şâhid ve mü’minlere tebşîrâtda ve kâfirlere tehdîdâtda bulunmak içün rasûl olarak gönderdik, tâ ki ey insânlar! Allâh’a ve rasûlüne îmân ve dînine hürmet ve müzâheret ve Allâh’a sabah akşam ’ibâdet idesiniz.
9
8,9. Seni ümmetine şâhid ve mü’minlere tebşîrâtda ve kâfirlere tehdîdâtda bulunmak içün rasûl olarak gönderdik, tâ ki ey insânlar! Allâh’a ve rasûlüne îmân ve dînine hürmet ve müzâheret ve Allâh’a sabah akşam ’ibâdet idesiniz.
10
Sana el virerek sadâkât ideceklerine yemîn idenler bu yemîni Allâh’a karşu itmişlerdir. Ânların yed-i itâ’atleri fevkinde Allâh’ın yed-i kudreti vardır. Yemîninde halef iden kendi nefsine zarar virmiş olur. Yemîninde sadâkât idene Allâh büyük mükâfât virecekdir.
11
’Arablardan yemîninde halef idüb geride kalanlar sana gelüb "Bizim mallarımız ve ’âilelerimiz, seni ta’kîbe mâni’ oluyor, Allâh’a du’â it bizi ’afv itsün" diyecekler. Kalblerinde olmayanı lisânları söyleyecek. Ânlara di ki: "Allâh a’mâlinizden haberdârdır size felâket irişdirmekden ve yâhud size bir menfa’at ihsân itmekden kim ânı men’ idebilür?"
12
"Lakin siz artık rasûl ve mü’minleraileleri nezdine ’avdet itmeyecekler zan itdiğiniz ve bu fikir kalbinize hoş geldi çünki niyetleriniz fâsid idi siz hâin bir kavimsiniz."
13
Allâh’a ve rasûlüne îmân itmeyenlere kızgın bir ateş hazırladık.
14
Semâvâtın ve arzın hülkümdarı Allâh’dır. İstediğini ’afv ide istediğine ’azâb ider gafûr ve rahîmdir.
15
Muhakkak bir ganâim alınacağı vakit hânelerinde kalmış olan (’arablar) "Bırakınız biz de sizin ile gelelim" didiler ve Allâh’ın kelâmını tebdîl itmek istediler. Sen ânlara "Hayır siz bizimle gelmeyeceksiniz evvelce Allâh böyle buyurdı" di. Sana "Hased idiyorsunuz" diyorlar, hiç öyle değildir. Lâkin içlerinde pek azı fehm idebilür.
16
Yemîninde halef idüb hânesinde kalanlara di ki: "Kuvvetli kavimlere karşu gitmek içün sizi çağıracağız, ânlar müslüman oluncaya kadar ânlar ile muhârebe ideceksiniz, eğer itâ’at ider iseniz Allâh size büyük bir mükâfât virecekdir. Fakat bir def’a yapmış oldığınız gibi te’allül ider iseniz Allâh sizi elîm bir ’azâba dûçâr idecekdir."
17
A’mâ, topal ve ’alîl olanlar muhârebeye gitmezler ise günâh olmaz. Allâh’a ve rasûlüne itâ’at idenler nehirler ile sulanmış cennet bağçelerine idhâl olunacakdır lâkin emirlerine karşu yüz çevirenleri Allâh elîm bir ’azâba dûçâr iyleyecekdir.
18
Ağaç altında ’alâmet-i sadâkât olarak sana el virenlerden Allâh râzı oldı kalblerinin düşündüklerini biliyordı kendilerine sükûnet virüb derhâl muzafferiyete nâil itdi.
19
Kesretli ganâim ahz iylediler, Allâh ’azîz ve hakîmdir.
20
Allâh size kesretli ganâim ahz ideceğinizi va’d iyledi ve ’aceleten virdi. Düşmanlarınızı sizden keff-i yed itdirdi tâ ki bu vak’a mü’minler içün bir ’alâmet olsun ve kendileri tarîk-i müstakîmde mazhar-ı hidâyet olsunlar.
21
Size başka şeyler de va’d itmişdi lâkin siz henüz mâlik olamadınız, lâkin Allâh ânları ihâta itmişdir Allâh her şeye kâdirdir.
22
Eğer kâfirler size hücûm iderler ise pek çabuk yüz çevirüb firâr iderler ve hiç bir himâye veyâ müzâheret bulamazlar.
23
Bu Allâh’ın evvelki ensâle de tatbîk iylemiş oldığı ’âdetidir, Allâh’ın ’âdâtında tebeddül göremezsin.
24
Düşmanlarınızın elini üzerinizden ref’ iden ve size muzafferiyet ihsân itdikden sonra ânlara Mekke vâdîsinde darbelerinizden masûn olacak vecihle bir melce’ viren Allâh a’mâlinizi görir.
25
Îmân itmeyüb sizi Mescidü’l Harâm’dan uzaklaşdıranlar ve kurbânlarınızı zabt idüb mahall-i maksûdına göndermeyenler ânlardır. Sizin bilmediğiniz kadın, erkek mü’minler kâfirlerin içine karışmamış ola idi, eğer kâfirler ile birlikde mü’minlere de zaferinizden bilmeyerek zarar virilmek korkusı olmıya idi ve Allâh kimi ister ise ’afv itmek istemese idi ve mü’minler kâfirlerden ayrılmış buluna idi kâfirleri elîm bir ’azâba dûçâr ider idik.
26
Kâfirlerin kalblerine cehâlet galeyânı geldiği halde Allâh rasûlün kalbine sükûnet ilkâ iyledi. Mü’minlerin kalblerine de takvâ kelimesi vahy olundı, çünki ânların hakkı idi ehliyetlerinin îcâbı idi. Allâh her şeyi bilür.
27
Allâh; rasûle: "İnşâAllâh (Allâh ister ise) Mescidü’l Harâm’a emniyetle sağ sâlim ve ba’zınız başınız traş olub ba’zınız saçları kısa kesilmiş oldığı halde gireceksiniz" buyurdığı vakit rasûlün ru’yâsının doğrılığını tasdîk itdi. Sizin bilmediğinizi Allâh bilür. Allâh yakında size bir zafer ihsân idecekdir.
28
Tekmîl dînlerin fevkinde olan hak dîn ile sizi tarîk-i hidâyete sevk itmek içün rasûli gönderen odur ânın peygamberliğine Allâh’ın şehâdeti kifâyet ider.
29
Muhammed Allâh’ın rasûlüdür, ânınla berâber olanlar kâfirlere karşu şedîd ve kendi beynlerinde rahîmdirler. Ânların secde iderek Allâh’ın lafzını ve rızâsını taleb itdiklerini görirsin. Alınlarında secde eserleri zâhirdir. Tevrat ve İncil’de ânlar evvelâ ince filiz çıkaran ve bilâhare büyüyerek kalınlaşan ve kuvvetlenüb çiftçiyi sevindiren bir ekine teşbîh olunmuşlardır. Allâh kâfirleri iğzâb içün bu temsîli bast iyledi. Allâh’a îmân idüb a’mâl-i sâlihada bulunanlara günâhlarının ’afvıyla ’azîm bir mükâfât va’d iylemişdir.