2
2,3. Kitâb, günâhları ’afv iden, tevbeyi kabûl iyleyen ve ’âsîlere ’azâbı şedîd (aynı zamânda) olan ’azîz ve ’âlim Allâh tarafından nâzil olmuşdur. İn’âm ve ihsânı vâsi’dir, ândan başka Allâh yokdur, her şeyin rucû’u ânadır.(*)
3
2,3. Kitâb, günâhları ’afv iden, tevbeyi kabûl iyleyen ve ’âsîlere ’azâbı şedîd (aynı zamânda) olan ’azîz ve ’âlim Allâh tarafından nâzil olmuşdur. İn’âm ve ihsânı vâsi’dir, ândan başka Allâh yokdur, her şeyin rucû’u ânadır.(*)
4
Kâfirler Allâh’ın âyâtı hakkında mücâdele iderler. Ânların beldelerde kâr u kesbi seni aldatmasun.
5
Ânlardan evvel Nûh’ın kavmi ânı tekzîb itdiler. Ândan sonra da bir çok ümmetler ’aynını yapdılar. Her ümmetin kâfirleri rasûlleri ’aleyhine fesâd tertîb itdi, ânları cebren ellerine almak istiyorlar idi. Bâtıl kuvvetiyle hakka galebe içün mücâdele idiyorlar idi. Lâkin ben anları zabt itdim, tâ ki ’azâbımın nasıl oldığını görsünler.
6
İşte küfür idenlere karşu senin rabbinin hükmi böyle icrâ olunur ânlar ateşe sevk olunacaklardır.
7
7,8,9. ’Arşı taşıyanlar, âna tavaf idenler, Allâh’a inananlar, hamd ve senâ iyleyenler ve mü’minler içün merhametini istid’â iyleyen melekler dirler ki: "Ya rabbî senin rahmetin ve ’ilmin her şeyi ihâta ider sana rücû’ idenleri senin yolunı ta’kîb iyleyenleri ’afv it, ’azâb-ı elîmdem kurtar, va’d itdiğin vecihle ânları ’adn cennetlerine idhâl iyle ve akrabâlarından, zevcelerinden, çocuklarından a’mâl-i sâlihada bulunanları dahî birlikde idhâl it. Sen ’azîz ve hakîmsin ânları seyyiâtdan muhâfaza iyle, senin kıyâmet gününde hakkında rahmetini ihsân ideceğin, necât-ı ’azîme mazhar olur."
8
7,8,9. ’Arşı taşıyanlar, âna tavaf idenler, Allâh’a inananlar, hamd ve senâ iyleyenler ve mü’minler içün merhametini istid’â iyleyen melekler dirler ki: "Ya rabbî senin rahmetin ve ’ilmin her şeyi ihâta ider sana rücû’ idenleri senin yolunı ta’kîb iyleyenleri ’afv it, ’azâb-ı elîmdem kurtar, va’d itdiğin vecihle ânları ’adn cennetlerine idhâl iyle ve akrabâlarından, zevcelerinden, çocuklarından a’mâl-i sâlihada bulunanları dahî birlikde idhâl it. Sen ’azîz ve hakîmsin ânları seyyiâtdan muhâfaza iyle, senin kıyâmet gününde hakkında rahmetini ihsân ideceğin, necât-ı ’azîme mazhar olur."
9
7,8,9. ’Arşı taşıyanlar, âna tavaf idenler, Allâh’a inananlar, hamd ve senâ iyleyenler ve mü’minler içün merhametini istid’â iyleyen melekler dirler ki: "Ya rabbî senin rahmetin ve ’ilmin her şeyi ihâta ider sana rücû’ idenleri senin yolunı ta’kîb iyleyenleri ’afv it, ’azâb-ı elîmdem kurtar, va’d itdiğin vecihle ânları ’adn cennetlerine idhâl iyle ve akrabâlarından, zevcelerinden, çocuklarından a’mâl-i sâlihada bulunanları dahî birlikde idhâl it. Sen ’azîz ve hakîmsin ânları seyyiâtdan muhâfaza iyle, senin kıyâmet gününde hakkında rahmetini ihsân ideceğin, necât-ı ’azîme mazhar olur."
10
Kâfirlere o gün bir sadâ "Allâh’ın size karşu ’adâveti sizin nefsinize nefsinize karşu olan ’adâvetinizden daha büyükdür zîrâ siz îmâna da’vet olundığınız halde îmân itmediniz." diyecekdir.
11
Kâfirler "Yâ rabbî sen bizi iki def’a öldürdün iki def’a diriltdin, buradan kurtulmak içün yol yok mıdır? Biz günâhlarımızı i’tirâf idiyoruz." cevâbını vireceklerdir.
12
İşte size Allâh’ın yegâne Allâh oldığı söylendiği vakit inanmayub da Allâh’a şirk koşdığınız içün hâliniz böyle olacakdır. Hükm-ü kat’î ’âlî ve kebîr olan Allâh’ındır." dinilecekdir.
13
Âyâtını size izhâr iden ve size semâdan rızık gönderen odur. Fakat yalnız Allâh’a itâ’at iden tefekkür ider.
14
Kâfirlere ne kadar kerîh gelir ise gelsün siz hulûs ile Allâh’a ’ibâdet idiniz.
15
Allâh en büyük derecelerden yüksek ’arş-ı a’lâ sâhibidir. Emriyle ’ibâdından istediğine kıyâmet gününi ihbâr içün rûh telkîn (vahy) ider.
16
O gün insânlar mezârlarından çıkacaklar ve a’mâllerinden hiç biri Allâh’ın nazarından kaçmayacakdır. Kudret; vâhid ve kahhâr olan Allâh’ındır.
17
O gün her nefs istihkâk kesb itdiğine nâil olacakdır, o gün hiç zulüm olmayacakdır, Allâh’ın hesâbı serî’dir.
18
Yâ Muhammed! O güni ânlara ihtâr it, o gün kâfirlerin kalbleri boğazlarına gelecek ve ânları boğulmak derecesine getürecekdir. Zâlimler ne bir dost ve ne de sözi dinlenir bir şefî’ bulamayacaklardır.
19
Allâh hâin gözleri ve kalblerde gizli olanları bilür.
20
Allâh her şeye ’adâletle hükm ider. Allâh’a koşdukları şerîkler hiç bir şeye hükm idemezler. Allâh her şeyi işidir ve görir.
21
Yeryüzünde seyahat itmediler mi? Kendilerinden evvel gelenlerin ’âkıbetlerini görmediler mi? Evvelkiler kuvvetleri ile ve arz üzerinde bırak(dı)kları âsâr ile kendilerinden daha metânetli idiler fakat Allâh ânları günâhları içün tecziye itdi ve kimse Allâh’a karşu ânları müdâfa’a idemedi.
22
Çünki ânların arasına âşikâr mu’cizeler ile rasûller gönderildi yine îmân itmediler Allâh’ın ’azâbı şedîddir.
23
Mûsâ’yı mu’cizeler ile âşikâr bir hüccetle gönderdik.
24
Fir’avn, Hâmân ve Kârûn "Bu bir sihirbaz ve yalancıdır" didiler.
25
Nezdlerine gidüb bizim tarafımızdan hak ve hakîkati söylediği vakit "Bu îmân idenleri katl idiniz yalnız kadınlarını bırakınız" diyu bağırdılar lâkin kâfirlerin hîleleri ancak dalâletdir.
26
Fir’avn "Bırakınız Mûsâ’yı katl ideyim o hâlâ rabbine du’â itsün, korkarım ki bu sizin dîninizi değişdirecek ve memleketinizde fesâd çıkaracak" didi.
27
Mûsâ "Ben hesâb gününe inanmayan mütekebbirlere karşu benim ve ’aynı zamânda sizin rabbiniz olan Allâh’a ilticâ iderim." didi.
28
Fir’avn’ın ’âilesi meyânında îmânını gizli tutan bir mü’min "Ben rabbim olan Allâh’a ’ibâdet iderim diyân ve bize âşikâr mücizeler getüren bir âdemi katl mi ideceksiniz? Eğer yalan söylüyor ise belâsını bulur fakat doğrı söylüyor ise sizi tehdîd itdiği felâketlerden birini üzerinize getürir, zîrâ Allâh haddini tecâvüz idenleri ve yalan söyleyenleri tarîk-i hidâyete sevk itmez."
29
Ey kavmim! Bugün iktidâr sizdedir. Memleketiniz ma’mûrdur lâkin Allâh’ın gadabına uğrar isek bizi kim halâs idecek?" didi. Fir’avn "Ben ne göriyor isem size de ânı gösteriyorum ben sizi tarîk-i hidâyete sevk idiyorum." cevebını virdi.
30
30,31. O vakit o mü’min ânlara didi ki: "Ey kavmim! Sizin içün fırkaların, Nûh, ’Ad ve Semûd akvâmının ve ânları ta’kîb idenlerin güni gibi size de bir gün geleceğinden korkuyorum. Halbuki Allâh ’ibâdına zulüm itmez."
Sonraki 30 ayet →