2
Rumlar mağlûb olmuş idiler.
3
Bu da yakın bir memleketde vukû’a gelmişdi. Lâkin bu mağlûbiyetden bir kaç sene sonra ânlar gâlib geleceklerdir.
4
4,5. Evvel ve âhir her şey Allâh’dandır. Allâh’ın ’inâyetiyle husûle gelecek gâlibiyetden mü’minler ferâh bulacaklardır. Allâh kime ister ise âna nusret ider, ’azîz ve rahîmdir.
5
4,5. Evvel ve âhir her şey Allâh’dandır. Allâh’ın ’inâyetiyle husûle gelecek gâlibiyetden mü’minler ferâh bulacaklardır. Allâh kime ister ise âna nusret ider, ’azîz ve rahîmdir.
6
Allâh’ın va’di böyledir, va’dinde halef itmez, lâkin insânların ekserîsi bilmez.
7
Dünyâ hayâtının yalnız zâhiriyâtını bilürler ve âhiretden gâfildirler.
8
Düşünmediler mi ki Allâh semâvâtı ve arzı ve ikisi beyninde bulunanları mahzâ hak içün yaratdı ve ânların müddet-i devâmları evvelce mu’ayyendir. Fakat insânların ekserîsi kıyâmet güni rablerinin huzûrına çıkacaklar, yine inanmazlar.
9
Arz üzerinde seyahat itmediler mi? Kendilerinden evvel gelenlerin ve kendilerinden kuvvetli olanların ’âkıbetleri ne oldığını görmediler mi? Ânlar memleketlerini i’mâr itmişlerdi, kendilerinden daha vâsi’ arâzide iskân iylemişlerdi. Nezdlerine mu’cizeler ile rasûller geldi. Allâh ânlara zulüm itmedi ânlar kendi nefslerine zulüm iylediler.
10
Seyyiâtda bulunanların ’âkıbeti fenâ oldı. Bizim âyâtımızı tekzîb ve hedef-i istihzâ iyledilerdi.
11
Allâh evvelâ halk ider sonra tekrâr diriltir. Hepiniz âna rücû’ ideceksiniz.
12
) Gün ve sâ’at geldiği vakit mücrimler sükût idecekler.
13
Koşdukları şerîkler tarafından şefa’at görmeyecekler ve şerîkleri inkâr iyleyeceklerdir.
14
Sâ’at (kıyamet) başladığı gün insânlar biri birilerinden ayrılacaklar.
15
Fakat îmân idenler ve a’mâl-i sâlihada bulunanlar çiçek bağçesinde mesrûr olacaklardır.
16
Fakat küfür idenler ve âyâtımızı tekzîb ve âhiretde huzûrımıza çıkacaklarını inkâr idenler ’azâba dûçâr olacaklardır.
17
Akşam ve sabah Allâh’a şükür ve hamd idiniz.
18
Semâvâtda ve arzda cümlenin hamd ve salâtı Allâh içündir. Gicenin hulûlüne yakın ve öğle vakti Allâh’a hamd idiniz.
19
Allâh ölüden diri çıkarır ve diriyi ölü yapar kurımış toprağı ihyâ ider siz de bu vecihle tekrâr kabirden dirileceksiniz.
20
Sizi toprakdan halk itmiş olması (kudretinin) bir delîlidir sonra her tarafa intişâr iden âdemler oldınız.
21
Sizinle birlikde oturmak içün sizden husûle gelen zevcelerinizi de halk itmesi de ayrı bir delîldir beyninizde muhabbet ve meveddet yaratdı bu tefekkür iden kavme bir ders-i ’ibretdir.
22
Semâvât ve arzın yaratılması ve lisân ve renklerinizin tehallüfi de bir nişânedir. Bunlar bütün ’âlem içün mûcib-i ’ibretdir.
23
Gice ve gündüz uyumanız ve Allâh’ın lütfundan servete nâil olmak arzu iylemeniz yine bu delâildendir anlayan kavme bu da bir ders-i ’ibretdir.
24
Size havf ve aynı zamânda yağmur ümîdi viren şimşek çakması ve ölmüş toprağa hayât bahş iden yağmurun inzâli yine bu delâildendir, te’akkul iden kavim içün bu da bir ders-i ’ibretdir.
25
Semâ ve arzın emriyle pâyidâr olması yine bu delâildendir sonra yerin içinden sizi çağırdığı vakit derhâl çıkacaksınız.
26
Semâvâtda ve arzda ne var ise Allâh’ındır, Allâh’a tâbi’dir,
27
Mahlûkâtı yaratan ve yine ihyâ idecek olan odur bu ânın içün kolaydır semâvâtda ve arzda bu kudret ’âlî derecede nümâyândır Allâh ’azîz ve hakîmdir.
28
Sizin nefsinize ’âid meseller de darb ider: Kendi eliniz ile yetişdirdiğiniz köleleri size ihsân itdiğimiz gün hisseleri sizin hisselerde müsâvî olan hür şerîkler gibi çekiniyor mısınız? [1] İşte tefekkür iden kavme âyâtımızı bu vecihle tafsîl ideriz.
29
Bilmeksizin hevâ ve hevesine tâbi’ olanlar ancak zâlimlerdir, Allâh’ın dalâlete sevk itdiğini kim hidâyete sevk idebilür, kim âna zahîr olabilür?
30
Yâ Muhammed! Takvâ ile vechini hanîf (sahîh) olan bu dîne tevcîh it, Allâh bu dîni insânlar içün yaratmışdır. Allâh’ın halk itdiği değişemez bu dîn lâyetegayyerdir lâkin insânların ekserîsi bilmezler.
Sonraki 30 ayet →