2
Allâh yegâne Allâh’dır, kendinden başka ilâh yokdur, dâimâ zî-hayât ve lâ-yetegayyerdir.
3
3, 4.- Yâ Muhammed! Evvelce gönderilenleri tasdîkan sana bir hak kitâb gönderilmişdir. Allâh insânları tarîk-i hidâyete sevk içün Tevrat ve İncil’i inzâl iylemişdi. Şimdi bu Kur’an’ı inzâl itdi. Allâh’ın âyâtına îmân itmeyenler azâb-ı şedîde dûçâr olacaklardır. Allâh azîz ve müntakîmdir.
4
3, 4.- Yâ Muhammed! Evvelce gönderilenleri tasdîkan sana bir hak kitâb gönderilmişdir. Allâh insânları tarîk-i hidâyete sevk içün Tevrat ve İncil’i inzâl iylemişdi. Şimdi bu Kur’an’ı inzâl itdi. Allâh’ın âyâtına îmân itmeyenler azâb-ı şedîde dûçâr olacaklardır. Allâh azîz ve müntakîmdir.
5
Arzda ve semâvâtda Allâh’a hiç birşey muhfî değildir.
6
Sizi istediği gibi vâlidelerinizin karnında halk iden odur. Allâh’dan başka Allâh yokdur. Allâh azîz ve hakîmdir.
7
7, 8.- Bu kitâbı sana inzâl iden odur. Ânın âyâtının ba’zısı esâs kitâb ve âyât-ı muhkemât ve diğerleri müteşâbihâtdır.[1] Kalbleri râh-ı müstakîmden inhirâf idenler fitne veyâ te’vîl arzusıyla müteşâbihâtı ta’kîb idiyorlar lâkin ânın tefsirini Allâh’dan başka kimse bilmez. ’İlm-i metîn sâhibleri "Bu kitâba îmân ideriz ve münderecâtı kâmilen dinimizden geliyor" dirler. Filhakika ancak ashâb-ı ’akıl ve iz’ân tefekkür idebilürler ve "Yâ rabbi sen bizi bir kere tarîk-i hidâyete sevk itdikden sonra kalblerimizin inhirâfına müsâ’ade itme, bizden rahmetini diriğ iyleme. İhsanını âdilâne tevzî’ idersin.
8
7, 8.- Bu kitâbı sana inzâl iden odur. Ânın âyâtının ba’zısı esâs kitâb ve âyât-ı muhkemât ve diğerleri müteşâbihâtdır.[1] Kalbleri râh-ı müstakîmden inhirâf idenler fitne veyâ te’vîl arzusıyla müteşâbihâtı ta’kîb idiyorlar lâkin ânın tefsirini Allâh’dan başka kimse bilmez. ’İlm-i metîn sâhibleri "Bu kitâba îmân ideriz ve münderecâtı kâmilen dinimizden geliyor" dirler. Filhakika ancak ashâb-ı ’akıl ve iz’ân tefekkür idebilürler ve "Yâ rabbi sen bizi bir kere tarîk-i hidâyete sevk itdikden sonra kalblerimizin inhirâfına müsâ’ade itme, bizden rahmetini diriğ iyleme. İhsanını âdilâne tevzî’ idersin.
9
"Yâ rabbimiz vukû’u şübhesiz olan günde sen insânları cem’ ideceksin. Allâh va’dinde halef itmez." dirler.
10
Küfür idenlerin zenginlikleri ve evlâdı Allâh nezdinde hiç bir şeye yaramıyacakdır. Ânlar ateşde yanacaklardır.
11
Fir’avn neslinin ve ândan evvel gelenlerin ve bizim âyâtımızı tekzîb idenlerin hâli bu olacakdır. Allâh günâhlarından dolayı ânları muâhaze ider, azâbı şedîddir.
12
Kâfirlere di ki: "Mağlûb olacaksınız ve cehennemde ictimâ’ ideceksiniz" Ne fenâ ikâmetgâh!
13
Fî sebîli(A)llah muhârebe iden ’asâkir ile kâfir ’asâkirinin muhârebesinde sizin içün ibret var idi. Kâfirler karşularında iki misli ’asker görüyorlardı. Lâkin Allâh istediği tarafa nusret viriyordı. ’Âkil olanlar içün bu işden ashâb-ı akıl ibret alırlar.
14
Kadınlar, çocuklar, altun ve gümüş hazîneleri, güzel atlar, sürüler ve köyler insânlara hep şirin görünür. Fakat bunlar bu dünyânın geçici zevkleridir, sa’âdet-i hakîkiye Allâh’ın nezdindedir.
15
Di ki: "İman idenlere daha hayırlı şeyler tebşîr ideceğim rableri nezdinde nehirler ile sulanmış bağçeler (cennetler) ve temiz zevceler ve Allâh’ın rızasını bulacaklar ve ilelebed kalacaklardır." Allâh ’ibâdına lütuf ve ihsân ider.
16
"Yâ rabbi îmân itdik, günâhlarımızı afv it, bizi ateş azâbından halâs iyle" diyenlerin ’âkıbeti böyle olacakdır.
17
Sabr idenlerin, sâdıkların, mutî’lerin ve her gün seher vakti Allâh’dan mağfiret taleb idenlerin ’âkıbeti böyle olacakdır.
18
Allâh’dan gayrı Allâh olmadığına Allâh te’âlâ, melekler ve âlim olan insânlar şâhiddir hepsi "Allâh’dan başka Allak yokdur" dirler. Allâh ’azîz ve hakîmdir.
19
Allâh’ın emr itdiği din İslâm’dır, ehl-i kitâb olanlar ’ilim kendilerine vahiy geldikden sonra biri birilerine hased iderek ihtilâf iylediler. Allâh’ın âyâtına inanmıyanlar ne kadar serî’ul hisâb oldığını anlayacaklardır.
20
Seninle mubâhase idenlere: "Ben ve bana tâbi’ olanlar kâmilen Allâh’a teslîm-i nefs itmişlerdir" de. Ehl-i kitâb olanlar ile câhillere di ki: "Allâh’a teslîm oluyor mısınız?" Eğer olur ise tarîk-i müstakîmdirler. Eğer i’râz iderler ise sen yalnız ânlara teblîga me’mûrsın. Allâh ibadını görür.
21
Allâh’ın âyâtına inanmıyanlara bigayr-i hakkın nebilerini ve beyne’n nas adâlet neşr idenleri katl iyleyenlere azâb-ı elîm tebşîr it.
22
Anlar Dünyâ ve âhiretde a’mâllerinin netîcesini mahv itmişlerdir, anları müdâfa’aa idecek kimse bulunmıyacakdır.
23
Ehl-i kitâb olanlardan bir kısmının beynlerindeki ihtilâfın halli içün kitâbu(A)llah’a inkıyada da’vet olundukları vakit bir kısmı i’tirâz idüb uzaklaşmadı mı?
24
Çünki anlar ateşde yanacakları günlerin adedi azdır zannında bulunuyorlar, kendi yalanları, kendi dinleri hakkında hakîkati görmeğe mâni’ oluyor.
25
Sizin hepinizi toplayacağımız ve herkesin a’mâlinin mükâfâtına nâil olacağı ve kimsenin hakkına tecâvüz idilmeyeceği gün -ki o günün geleceği hakkında şek ve şübhe yokdur- halleri ne olacak?
26
Di ki? "Allâh’ım sâhib-i kudretsin, kime ister isen kuvvet virirsin, kimden ister isen kuvveti alırsın, kimi ister isen yükseltirsin, kimi ister isen alçaltırsın, hayır senin elindedir, sen her şeye kâdirsin"
27
"Giceyi güne, güni giceye ta’kîb itdirirsin, ölümden hayât, hayâtdan ölüm çıkarırsın, kime ister isen hesâbsız rızık ihsân idersin."
28
Mü’minler mü’minlere tercîhan kâfirler ile ittihâd itmesünler, böyle yapanlar Allâh’dan bir şey ümîd idemezler. Meğer ki kâfirlerden korkarak zâhiren ânlar ile ittihâd idesiniz, Allâh size kendinden korkmanızı ihtâr ider. Ânın nezdine rücû’ ideceksiniz.
29
Ânlara di ki: "Kalblerinizdekini saklamış da olsanız izhâr da iyleseniz Allâh bilür, ’arzda ve semâvâtda ne var ise her şeyi bilür, her şeye kâdirdir.
30
Her nefsin a’mâl-i hayriyesinin mükâfâtını ve sû-i ahvâlinin mücâzâtını göreceği gün sû-i ahvâli olanlar o günün uzak bulunmasını arzu idecekdir, Allâh size kendinden korkmanızı ihtâr ider, zîrâ ’ibâdına çeşm-i insâf ile nigâh ider.
Sonraki 30 ayet →