1
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
2
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
3
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
4
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
5
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
6
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
7
Hevesât-ı nefsâniyelerini daha öteye götürenler mütecâvizdirler.
8
Kendilerine mevdû’ emânetlere hıyânet itmeyub ta’ahhüdâtını îfâ idenler bahtiyâr olacaklardır.
9
9, 10. Namâz vakitlerinde muntazaman ’ibâdet idenler vâris olacaklardır.
10
9, 10. Namâz vakitlerinde muntazaman ’ibâdet idenler vâris olacaklardır.
11
İlelebed oturmak üzere cennet ânlara mîrâs kalacakdır.
12
İnsanı ince çamurdan halk itdik.
13
Ândan sonra bir damla meniyi muhkem bir muhâfazaya (rahim dâhiline) idhâl itdik.
14
Meniden bir kan pıhtısı yapdık kan pıhtısı bir et parçası oldı, ânı kemiğe tahvîl ve kemikleri etle ihâta iyledik. Sonra tekrâr halk itdik. Hâliklerin en muktediri olan Allâh ahsen ve ’âlîdir.
15
Yaradıldıkdan sonra öleceksiniz.
16
Sonra kıyâmet gününde tekrâr dirileceksiniz.
17
Sizin fevkinizde yedi kat gök halk itdik ve yaratdığımızı hıfz itmek husûsunda gâfil değiliz.
18
Biz gökden lâzım mikdârda su yağdırıyoruz. Arzın üzerinde bırakıyoruz, ânı istediğimiz zamân gâib idebilüriz.
19
Bu su ile biz sizin içün hurma bağçeleri ve üzüm bağları yetişdiriyoruz mebzûl meyveler bulub ekl idiyorsunuz.
20
Tûr-u Sînâ’daki ağacı da yetişdirdik ânın meyvesinden zeytunyağı çıkar ve ’usâresi gâyet iyi ekl olunur.
21
Hayvânâtda da ’ibret alınacak şeyler görirsiniz ânların karnındaki sütden size içiriyoruz. Ândan daha menâfi-’i kesîre istihsâl iyliyorsunuz. Nihâyet ânları ekl idiyorsunuz.
22
Gâh ânların üzerine biner karada seyahat idersiniz gâh gemiler ile bahirde seyahat idersiniz.
23
Nûh’ı kavmine gönderdik ânlara didi ki: "Ey kavmim Allâh’a ’ibâdet idiniz diğer ma’bûdlar sizin ne işinize yarar siz Allâh’dan korkınız"
24
24, 25. Lâkin küfr idenlerin eşrâfı "Nûh da bizim gibi bir âdemdir lâkin içimizde temeyyüz itmek istiyor, eğer Allâh bir rasûl göndermek istese idi bir melek gönderir idi. Bizden evvel gelen babalarımızdan hiç böyle bir şey işitmedik, bu bir mecnûndur lâkin bir müddet içün rahat bırakınız" didiler.
25
24, 25. Lâkin küfr idenlerin eşrâfı "Nûh da bizim gibi bir âdemdir lâkin içimizde temeyyüz itmek istiyor, eğer Allâh bir rasûl göndermek istese idi bir melek gönderir idi. Bizden evvel gelen babalarımızdan hiç böyle bir şey işitmedik, bu bir mecnûndur lâkin bir müddet içün rahat bırakınız" didiler.
26
Nûh: "Yâ rabbî bana yardım it, yalancı diyorlar" didi.
27
O vakit biz Nûh’a vahy iyledik "Bizim vahy iylediğimiz vechile gözümüzün önünde bir gemi inşâ it ve emrimiz geldiği ve tennûr (kazgân)da su kaynayub taşdığı vakit bu gemiye bin ’âileni ve her mahlûkâtdan bir çift al yalnız sana haklarında evvelce emir virdiğimizi bırak ândan sonra bana zâlimlerden bahs itme, ânların kâffesi gark olacakdır."
28
28, 29. Sen ve refâkatinde olanlar gemiye yerleşdikden sonra: "Bizi bu zâlim kavimden tahlîs iden Allâh’a şükür olsun Yâ rabbî beni mübârek bir mahalle indir, mübârek yere inmek ne dimekdir sen herkesden iyi bilürsin sözlerini söyle" didik.
29
28, 29. Sen ve refâkatinde olanlar gemiye yerleşdikden sonra: "Bizi bu zâlim kavimden tahlîs iden Allâh’a şükür olsun Yâ rabbî beni mübârek bir mahalle indir, mübârek yere inmek ne dimekdir sen herkesden iyi bilürsin sözlerini söyle" didik.
30
Bu vak’ada şâyân-ı ’ibret ’alâmât-ı zâhire vardır biz insânları tecrübeye koyduk.
Sonraki 30 ayet →