Ana SayfaMealler › Cemil Said
CS

Cemil Said

Cemil Said
Cemil Said meali ile okumaya başla
Kehf 1 / 110
1
’Abdine i’vicâcdan ’ârî bir kitâb inzâl iyleyen Allâh’a hamd olsun.
C. Said 18:1
2
Kur’ân fenâları ’azâb-ı şedîd ile tehdîd iden, mü’minlere ve a’mâl-i sâlihada bulunanlara güzel mükâfâtlar tebşîr iyleyen bir kitâbdır.
C. Said 18:2
3
[*] Kehf suresi 3. âyetin meali iki baskıda da eksik kalmış.[ÖFK]
C. Said 18:3
4
Allâh’ın bir oğlı vardır diyenlere karşu bir tahvîfdir.
C. Said 18:4
5
Bu bâbda hiç bir şey bilmiyorlar, babaları da bilmiyorlardı. Ağızlarından çıkan bu söz büyük bir günâh ve yalandır.
C. Said 18:5
6
Bu kitâba inanmazlar ise ânları iknâ’a uğraşmak ve buna teessüf itmek beyhûdedir.
C. Said 18:6
7
Arz üzerindeki zînetleri, insânları tecrübe itmek ve içlerinde kimin en doğrı hareket ideceğini anlamak içün halk itdik.
C. Said 18:7
8
Fakat bu zînetlerin hepsini toprağa kalb ideceğiz.
C. Said 18:8
9
Kehf (mağara) ve Er-Rakîm ashâbının hikâyesine dikkat itdin mi? Bu bizim bir mu’cizemiz ve ’acîb görünen bir kıssadır.
C. Said 18:9
10
Bu gençler o mağraya çekildikleri vakit "Yâ rabbî bize rahmet it ve bizim harekâtımızda bizi irşâd it" didiler.
C. Said 18:10
11
Müte’addid seneler mağarada ânların kulaklarını sağır itdik.
C. Said 18:11
12
Sonra içlerinde hangisinin orada kaldığı müddeti iyi tahmîn ideceğini anlamak üzere ânları uyandırdık.
C. Said 18:12
13
Bu hikâyeyi olduğı gibi sana anlatıyoruz. Bu gençler îmân idiyorlardı. Ândan mâ’adâ kendilerini tarîk-i hidâyete sevk itmişdik.
C. Said 18:13
14
Kalblerini tahkîm itdik. Kalkdıkları vakit: "Bizim rabbimiz semâvâtın ve arzın rabbidir, Ândan başka Allâh’a tapmıyacağız. Yoksa bir cürüm işlemiş oluruz"
C. Said 18:14
15
"Bizim kavmimiz Allâh’dan başka ma’bûda tapıyorlar. Dinlerinin hak oldığına dâir ellerinde bir isbâtları var mı? Allâh hakkında kizb söyliyenden daha mücrim kim olabilir?" didiler.
C. Said 18:15
16
O vakit biri birilerine "Eğer ânları ve Allâh’ın yerine tapdıkları putları terk ider ve bir mağaraya çekilür iseniz Allâh size rahmet ider ve işlerinizi teshîl ider" didiler.
C. Said 18:16
17
Mağaranın geniş bir mahallinde bulundukları halde güneş görmezlerdi. Güneş doğdığı vakit zıyâsı mağara medhalinin sağından ve güneş batdığı zamân solundan geçer idi bu da Allâh’ın mu’cizelerinden biridir Allâh’ın hidâyete sevk itdiği tarîk-i hakdadır. Lâkin dalâlete sevk itdiği ne bir velî ne de bir mürşîd bulabilür.
C. Said 18:17
18
Sen ânları uyanık zan ider idin fakat uyurlar idi. Ânları gâh sağa gâh sola çeviriyor idik. Köpekleri de mağaranın medhalinde ayaklarını uzatmış yatıyor idi eğer birdenbire gelüb de ânları bu halde göre idin yüzüni çevirüb kaçar idin ve korku içinde kalır idin.
C. Said 18:18
19
19, 20. Ândan sonra biri birilerini isticvâb itsünler diyu hepsini uyandırdık. Biri "Burada ne kadar kaldık?" diyu sordı, diğeri "Bir gün yâhud bir günden az" didi, diğerleri "Burada kaldığımız zamânın hesâbını Allâh herkesden iyi bilür. İçimizden birini dirhem [1] ile şehre gönderelim en iyi erzâkı olan yere gitsün bize ta’am getürsün ve ihtiyâtlı hareket itsün ki kimse bizim melce’imizi keşf idemesün çünki haberdâr olurlar ise bizi taşa tutarlar ve yine bizi dinlerine rücû’a icbâr iderler o vakit her sa’âdet bizim içün ebediyyen gâib olur" didiler.
C. Said 18:19
20
19, 20. Ândan sonra biri birilerini isticvâb itsünler diyu hepsini uyandırdık. Biri "Burada ne kadar kaldık?" diyu sordı, diğeri "Bir gün yâhud bir günden az" didi, diğerleri "Burada kaldığımız zamânın hesâbını Allâh herkesden iyi bilür. İçimizden birini dirhem [1] ile şehre gönderelim en iyi erzâkı olan yere gitsün bize ta’am getürsün ve ihtiyâtlı hareket itsün ki kimse bizim melce’imizi keşf idemesün çünki haberdâr olurlar ise bizi taşa tutarlar ve yine bizi dinlerine rücû’a icbâr iderler o vakit her sa’âdet bizim içün ebediyyen gâib olur" didiler.
C. Said 18:20
21
Nâsa bu mâcerâyı anlatdık ki Allâh’ın va’adleri hak oldığını öğrensünler mukannen sa’atin geleceğine şübhe olmadığını bilsünler nâs bu husûsda ihtilâf itdi "Mağaranın üzerine bir binâ inşâ idelim" didiler bu husûsda hakîkati Allâh herkesden iyi bilür. Bu işde re’yleri gâlib gelenler "Oraya bir mescid inşâ idelim" didiler.
C. Said 18:21
22
Ba’zıları "Bunlar üç kişi idiler köpekleri dördünci idi" didi, diğeri "Beş idiler köpekleri altıncı idi" didi. Müslümanlar "Bunlar yedi idiler köpekleri sekizinci idi" didiler. Ânlara di ki: "Kaç kişi olduklarını Allâh herkesden iyi bilür, fakat bunı az âdem bilür." Bu husûsda yalnız zâhiren mübâhase it ve kimseye Ashâb-ı Kehf’i sorma.
C. Said 18:22
23
23, 24. Ve kimseyi tehcîl itme hiç bir vakit "İnşâAllâh" (yani Allâh ister ise) dimeksizin "Yârın bunı yapacağım" dime eğer unutur isen Allâh’ı hâtırına getir Ashâb-ı Kehf mes’elesinde: "Belki Allâh bu mâcerânın künhüne vâkıf olmak içün bana delâlet ider." di.
C. Said 18:23
24
23, 24. Ve kimseyi tehcîl itme hiç bir vakit "İnşâAllâh" (yani Allâh ister ise) dimeksizin "Yârın bunı yapacağım" dime eğer unutur isen Allâh’ı hâtırına getir Ashâb-ı Kehf mes’elesinde: "Belki Allâh bu mâcerânın künhüne vâkıf olmak içün bana delâlet ider." di.
C. Said 18:24
25
Bu gençler mağarada 309 sene uykuda kaldılar.
C. Said 18:25
26
Di ki: "Allâh orada kaç sene kaldıklarını herkesden iyi bilür, semâvâtın ve arzın esrârı ânındır, iyi görir, iyi işidir, insânların ândan başka sâhibi yokdur, hükümlerine kimseyi iştirâk itdirmez."
C. Said 18:26
27
Yâ Muhammed Rabbin kitâbında vahy olunanları tebliğ it, ânın kelimelerini değiştirmeğe kimse muktedir değildir. Ândan kaçub ilticâ idecek hiç bir yer bulamazsın.
C. Said 18:27
28
Sabah akşam Allâh’a du’â idenlere inzârını atf idüb ânlara karşu sabırlı ol ve dünyânın agniyâsının hâtırı içün ânlardan yüz çevirme ve kalbini bize karşı lâkayd tutub temâyülâtına tâbi’ olanlara ve tekmîl ef’âlinde ifrâta gidenlere itâ’at itme.
C. Said 18:28
29
Di ki: "Hakîkat Allâh’dan gelir inanmak isteyen inansun kâfir olmak isteyen olsun. Biz kâfirlere kendilerini her tarafdan ihâta idecek ateş hazırladık imdâd istedikleri vakit eritilmiş ma’den gibi sıcak su virecekler yüzlerini yakacakdır. Ne müdhîş su ve ne fenâ ikâmetgâh!
C. Said 18:29
30
Îmân idenlerden ve a’mâl-i sâlihada bulunanlardan ahsen sûretde ’amel işleyenlerin mükâfâtını zâyi’ itmeyeceğiz.
C. Said 18:30