Ana SayfaMealler › Cemil Said
CS

Cemil Said

Cemil Said
Cemil Said meali ile okumaya başla
Nahl 1 / 128
1
’Azâb emirleri icrâ olunacakdır. Ânları ta’cîl itmeyiniz, Allâh te’âlâ işrâk itdikleri şeylerden pek ziyâde ’âlîdir.
C. Said 16:1
2
Allâh te’âlâ ’ibâdından istediklerinin üzerine melekleri gönderir ânlara: "İnsanlara bizden başka Allâh olmadığını ihbâr idiniz ve benden korkınız." dir.
C. Said 16:2
3
Semâvâtı ve arzı bihakkın halk iden odur âna işrâk itdiklerinin pek ziyâde fevkindedir.
C. Said 16:3
4
İnsanı bir damla meniden yaratdı sonra [1] açıkdan husûmet idiyorlar.
C. Said 16:4
5
Allâh’ın yaratdığı hatvanât-ı ehliyeden elbise ve sâir menâfi’ te’mîn idiyorsunuz ve ânlardan mütena’’im oluyorsunuz.
C. Said 16:5
6
Hayvânları sabahleyin otlamağa ve akşam hânenize götürdüğünüz vakit inşirâh his idiyorsunuz.
C. Said 16:6
7
Bin meşâkkatle gidebileceğiniz yerlere yüklerinizi götürüyorlar, rabbiniz lütufkâr ve rahîmdir.
C. Said 16:7
8
Gerek rükûbunuz ve gerek debdebeniz içün atları, katırları ve merkebleri yaratdı ve daha da hiç bilmediğiniz mahlûkât yaratdı.
C. Said 16:8
9
Allâh te’âlâ tarîk-i hidâyeti irâe ider, ba’zıları ayrılurlar. Eğer arzu itse idi herkesi hidâyete sevk iderdi.
C. Said 16:9
10
İçdiğiniz ve hayvânâtınızın otlamasına hidmet iden, nebâtâtı husûle getüren suyı gökden inzâl iden odur.
C. Said 16:10
11
Su vâsıtasıyla buğdayı, zeytunı, hurmayı, üzümü ve sâir her dürlü meyveleri neşv ü nemâ buldırır. Bunlar tefekkür iden kavim içün delâil ve mûcib-i ’ibretdir.
C. Said 16:11
12
Giceyi, gündüzi, güneşi, ayı ve yıldızları size tâbi’ itmek içün teshîr iyledi. Bunlar tefekkür iden bir kavim içün ’alâmât-ı zâhiredendir.
C. Said 16:12
13
Arz üzerinde elvân-ı muhtelifede halk iylediği her şey de böyledir.
C. Said 16:13
14
Deryâyı size tâbi’ kılan odur. O sâyede tâze et (balık) yiyorsunuz. Tezeyyün idecek şeyler buluyorsunuz.[1] Allâh’dan lütuflarını taleb itmek üzere gemilerin dalgaları yardığını görüyorsunuz belki müteşekkir olursunuz.
C. Said 16:14
15
Allâh te’âlâ arz üzerinde yüksek dağlar halk ile arzı tahkîm itdi enhâr ve yollar yaratdı. Belki tarîk-i hidâyete dâhil olursunuz.
C. Said 16:15
16
’Alâmetler ve yıldızlar ile de yolı bulursunuz.
C. Said 16:16
17
Hâlik ile halk itmeğe olmayan bir olur mı! Düşünmeyecek misiniz?
C. Said 16:17
18
Allâh’ın ni’metlerini saymağa kalkışınız, ânları sayabilür misiniz? Allâh gafûr ve rahîmdir.
C. Said 16:18
19
Allâh sizin sakladığınızı da ’alenen izhâr itdiğinizi de bilür.
C. Said 16:19
20
Tapdıkları putlar hiç bir şey halk idemezler kendileri mahlûkdurlar.
C. Said 16:20
21
Ânlar cansız câmiddirler, ne vakit dirileceklerini bilmezler.
C. Said 16:21
22
Sizin Allâh’ınız yegâne Allâh’dır. Âhirete inanmıyanların kalbi her şeyi inkâr ider mütekebbirdir.
C. Said 16:22
23
Elbette Allâh ânların salkadığını da ’alenen izhâr itdiklerini de bilür. Allâh mütekebbirleri sevmez.
C. Said 16:23
24
Ânlara "Rabbiniz gökden ne inzâl itdi" diyu soruldığı vakit "Bunlar evvelkilerin esâtiridir" diyorlar.
C. Said 16:24
25
Kıyâmet güninde kendi ’amellerinin günâhlarından mâ’adâ câhilâne dalâlete sevk itdiklerinin de günâhlarını yüklenecekler. Ne tahammül olunmaz yükdür!
C. Said 16:25
26
Evvel gelen kâfirler hîle itdiler. Allâh ânların binâlarını temelinden yıkdı. Sakf başlarına yıkıldı. Hiç intizâr itmedikleri tarafdan dûçâr-ı ’azâb oldılar.
C. Said 16:26
27
Kıyâmet güninde Allâh: "Hani sizin münâkaşalarınızın mavzû’ı olan şerîklerim" diyu soracak ve ânları hacâlete gark idecekdir. Sâhib-i ’ilim olanlar "Bugün ’âr ve zillet kâfirler üzerinedir" diyu bağıracaklar.
C. Said 16:27
28
Zâlimlerin canını almak üzere melekler geldikleri vakit "Biz hiç bir fenâlıkda bulunmadık" dirler. Melekler "Siz fenâlık yapdınız ve Allâh yapdıklarınızı bilür" cevâbını virirler.
C. Said 16:28
29
Ve "Cehennemin kapularından giriniz. Orada ilelebed kalacaksınız" dirler. Mütekebbirlerin oradaki ikāmeti ne kadar müdhîşdir.
C. Said 16:29
30
Allâh’dan korkanlara: "Rabbiniz size ne ihsân itdi?" diye sorarlar. Ânlar: "Dünyâda bir çok hayırlar ihsân itdi" cevâbını virirler. Âhiret de haklarında daha hayırlı olacakdır. Müttakîlerin ikâmetgâhı ne kadar latîfdir.
C. Said 16:30