Ana SayfaMealler › Besim Atalay
BA

Besim Atalay

Besim Atalay
Besim Atalay meali ile okumaya başla
Kehf 1 / 110
1
1, 2, 3. Kendi katından, ağır bir azapla hem kocundurmak, hem inanmış olup da yararlı iş görenleri —içinde sonsuz kalacakları— cennetle müjdelemek üzere, eğrilikten uzak olan dosdoğru kitabı kuluna indiren Allaha öğüş
B. Atalay 18:1
2
1, 2, 3. Kendi katından, ağır bir azapla hem kocundurmak, hem inanmış olup da yararlı iş görenleri —içinde sonsuz kalacakları— cennetle müjdelemek üzere, eğrilikten uzak olan dosdoğru kitabı kuluna indiren Allaha öğüş
B. Atalay 18:2
3
1, 2, 3. Kendi katından, ağır bir azapla hem kocundurmak, hem inanmış olup da yararlı iş görenleri —içinde sonsuz kalacakları— cennetle müjdelemek üzere, eğrilikten uzak olan dosdoğru kitabı kuluna indiren Allaha öğüş
B. Atalay 18:3
4
«Allahın oğlu var !» diyenleri de kocundurmakçindir
B. Atalay 18:4
5
Ne onların bilgisi var, ne de atalarının, ağızlarından çıkan söz ne de büyüktür, onlar ancak yalan söyler
B. Atalay 18:5
6
Onların, Kur'ana inanmayıp da, yanından gitmelerini kayırarak kendini yok mu edeceksin?
B. Atalay 18:6
7
Kimin daha güzel iş gördüğünü sınamakçin yeryüzünde olanı süs yaptık yere biz
B. Atalay 18:7
8
Yeryüzünü kuru çöle çeviririz de
B. Atalay 18:8
9
Belgelerimizden olan oprukla, dere yoldaşlarını, belgelerimizden şaşılacak şey mi sanıyorsun sen?
B. Atalay 18:9
10
Yiğitler opruğa girdiklerinde, dediler ki: «Tanrımız katından bizlere rahmet kıl sen, işimizle erginliği yoldaş kılasın bize»
B. Atalay 18:10
11
Yıllarca, oprukta kulaklarına bir ses işittirmedik
B. Atalay 18:11
12
İki bölükten hangisinin —opruk içre— ne kadar kaldıkların daha iyi saydıkların bilmemizçin, uyandırdık onları
B. Atalay 18:12
13
Biz onların haberlerin gerçek sana anlattık, Tanrılarına inanmış yiğitlerdi onlar, doğru yola gitmelerin artırdık
B. Atalay 18:13
14
Biz onların yüreklerin sağlamladık; kalktıklarında, dediler ki: «Bizim Tanrımız, göklerin de, yerin de Tanrısıdır, ondan özge bir Tanrıya dua etmeyiz, başka türlü dersek, biz taşkınlık ederiz
B. Atalay 18:14
15
Şu bizim ulusumuz ondan ayrı Tanrı tuttu, buna getirseler a açık bir tanık, yalan yere, Allaha iftiracı kimseden kim daha zalim olur?»
B. Atalay 18:15
16
«Onlardan, onların Allahtan başka taptıklarından ayrılınca giriniz opruğa, Tanrımız rahmetin sizlere aça, size işinizi yararlı kıla»
B. Atalay 18:16
17
Görürsün ki güneş doğduğu zaman, opruklarının eğilirdi sağından, güneş battığında da, inerdi sol yanından; onlar orada genişçe bir yerde bulunurlardı, işte bu, Allahın belgelerinden; Allah kimi gönderirse, doğru yolu bulmuştur, saptırdığı kimseye de, ne bir dost bulursun, ne de kılavuz
B. Atalay 18:17
18
Uyanık sanırdın sen onları, onlarsa uyurlardı, sağa, sola döndürürdük onları, köpekleri de uzatmıştı kollarını eşiğe, görseydin eğer —içerine bir ürküntü dolarak — geri döner, hemen kaçardın!
B. Atalay 18:18
19
İşte böylecene «Soruşalar?» diye aralarında, uyandırdık onları, «Biz burada ne kadar kaldık?» diyerek, onlardan birisi sordu, dediler ki: «Ya bir gün, ya da yarım gün!», burada ne kadar zaman kaldığınızı, Tanrınız daha iyi bilir, şu parayla birinizi kente gönderin de baka temiz yeygi hangisi ise, ordan size azık getire, güler yüz göstere, sizi bir kimseye sezdirmeye de
B. Atalay 18:19
20
Eğer sizi bulurlarsa, ya taşa gömerler, ya da kendi dinlerine sokarlar, ondan sonra artık hiç kurtulamazsız
B. Atalay 18:20
21
Allahın vadinin gerçek bulunduğunu, kıyamet gününde şüphe olmadığını bilsinler için, biz böylecene açıkladık onları, onlar «opruk yaranına kâfirler, nidelim?» diye çekişmişlerdi, dediler ki: «Yapı kurun üstlerine!»; Allah dahi iyi bilir onları, oyları üst olanlar «Mesçit yapalım!» dediler
B. Atalay 18:21
22
Diyecekler ki: «onlar üçtür, dördüncüsü köpekleri!», «onlar beştir, altıncısı köpekleri!» diyenler de var; bilmiyerek atarlar; birtakım kimseler de: «Yedidirler, sekizinci köpekleri!» demektedirler; diyesin ki: «Tanrım iyi bilir sayıların, onları bilen azdır» «Açık olan şeyden başka bir yolda onlarla tartışma sen, bu yolda bir şey de sorma kimseden»
B. Atalay 18:22
23
«Ben yarın şu işi işlerim» deme
B. Atalay 18:23
24
«Ancak Allah dilerse» de; unutursan Tanrını an; diyesin ki: «ola ki Tanrım bana daha yakın yol gösterir ! Doğru yoldan yana da !»
B. Atalay 18:24
25
Bunlar opruklarında üçyüz dokuz yıl kaldılar
B. Atalay 18:25
26
Diyesin ki: «Allah iyi bilir ne kadar kaldıklarını, yalnız O bilir göklerde, yerde görünmiyeni, O hem iyi görür, hem de iyi işitir, O'ndan başka onların dostu da yoktur; hükmünde kimseyi ortak eylemez!
B. Atalay 18:26
27
Tanrının kitabından sana vahiy edilmiş olanı oku, O'nun sözlerini kimse değiştiremez, O'ndan başka sığınak da hiç bulamazsın!
B. Atalay 18:27
28
Sabah, akşam Allahın hoşnutluğun dileyen kimselerle birlikte, sen dahi sabredesin, dünya dirliğinin süslerine kapılıp da, yüz çevirme onlardan; bizi anmaktan yüreğini habersiz kılmış olduğumuz, kendi havasına uymuş kimseye, işi batak olana boyun eğme sen»
B. Atalay 18:28
29
Diyesin ki: «Bu Tanrınız katından gelmiş olan bir haktır, istiyen inansın, istiyen inanmasın!»; etekleri zalimleri kaplayan bir ateş hazırladık, susuzluktan bağrışırlarsa, yüzleri kavuran katran gibi bir su verilir, o ne kötü içecek, ne de kötü dayanak
B. Atalay 18:29
30
İnan edip, yararlı iş görenlerin, iyilik yapanların sevabını yitirmeyiz biz
B. Atalay 18:30