1
Nûn. Kaleme, akıllı ve sorumlu varlıkların yazmaya devam ettikleri kitaplara, sicillere andolsun!
2
Rabbinin vahyi, sana ihsan ettiği peygamberlik nimeti sebebiyle, sana deli de, cinlere mahkûm olmuş biri de diyemezler. Sen deli de, cinlere mahkûm olmuş biri de değilsin.
3
Sana, sadece sana, elbette bitmez tükenmez mükâfatlar vardır.
4
Sen, kesinlikle yüce, büyük, faziletli, saygıdeğer bir ahlâkı, insan tabiatına uygun üstün bir hayat tarzını yaşamaya, benimsetmeye, öğretmeye, savunmaya memursun..
5
Bunu, sen insanlığa anlatarak, öğreterek göstereceksin, inanmayanlar da görecekler, anlayacaklar.
6
O akılsızlık, o delilik hanginizde imiş, onu da görecekler.
7
Rabbin, işte O, başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşanı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edeni iyi bilir, hidayet rehberiyle gösterilen, öğretilen hak yola, İslâm’a girmeye istekli olanları, İslâm’da sebat edenleri de iyi bilir.
8
O halde, senin peygamberliğini ve Kur’ân’ı yalanlayanlara boyun eğme.
9
Senin göstermelik hoşgörülü, gayr-ı ciddi davranmanı; kendilerinin de hileli, tuzaklı göstermelik davranışlarını devam ettirmelerini temenni ederler.
10
Durmadan, olur olmaz yeminler eden, düşünme ve temyiz kabiliyetleri kıt aşağılıklara boyun eğme.
11
Devamlı kusur arayan, laf götürüp getirenlere boyun eğme.
12
Hayra, hayırlı işlere, Kur’ân öğrenimine, öğretimine, Kur’ân hükümlerine, Kur’ân ilkeleriyle yaşamaya, müslümanlara, İslâmî faaliyetlere engel olanlara, saldırganlara, bilerek günah işlemekte ısrar edenlere, zarar verenlere boyun eğme.
13
Saygısız zorbalara, sonra da, soysuz, zina mahsulü, damgalı dalkavuklara boyun eğme.
14
'Demek güvendikleri malları, oğulları, güçleri, iktidarları varmış!'
15
Kendilerine âyetlerimiz, Kur’ânımız okunduğu zaman:'Öncekilerin masalları.' derler.
16
Yakında, o büyüyen burnunu hiç unutulmayacak şekilde damgalayacağız.
17
Bağlı, bahçeli ülkelerin halkını âfetlerle imtihan ettiğimiz gibi, biz onları da âfetlerle imtihan ettik. Hani o zaman bahçe sahipleri yemin etmişlerdi! Kesinlikle, sabah erken bağlarındaki bahçelerindeki gece dökülen ve kesecekleri meyvalarını fukaraya göstermeden devşireceklerdi.
18
Yeminlerini 'Allah izin verirse...' ile kayıtlamıyorlar, muhtaçları bile istisna etmiyorlardı.
19
Onlar uykuda iken, Rablerinden gelen bir âfet ülkeyi sardı.
20
Bağlar, bahçeler yangın yerine dönmüş, simsiyah kesilmişti.
21
Sabah olmak üzereyken birbirlerine seslendiler.
22
'Kesecekseniz, toplayacaksanız eğer, tarlanıza, mahsulünüzün başına erken gidin.' dediler.
23
Aralarında fısıldaşarak fırladılar.
24
'Sakın, bugün, yanınıza çevresi, çaresi olmayan bir yoksul sokulmasın.' diye fısıldaşıyorlardı.
25
Yoksullara yardıma güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve kararı ile erkenden yola düştüler.
26
Bağı, bahçeyi gördüklerinde:'Galiba biz yanlış yere geldik.' dediler.
27
'Yok, yok, biz yoksul bırakılmışız.' dediler.
28
İçlerinden en mâkulleri, seçkin birisi:'Demedim mi size? Keşke Allah’ı tesbih ve tenzih etseydiniz!..' dedi.
29
'Rabbimizi tesbih ve tenzih ederiz. Biz gerçekten hakka riayet etmeyen zâlim, müşrik bir milletmişiz.' dediler.
30
Suçu, kabahati birbirlerinin üstüne atmaya, birbirlerini kınamaya başladılar.
Sonraki 22 ayet →