1
Kaf. Keremi, bereketi, şerefi ve ulviyeti olan Kur’ân’a andolsun.
2
İçlerinden, kendilerine, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı, bir peygamber geldiğine doğrusu şaşırdılar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler:'Bu şaşılacak bir şeydir.'dediler.
3
'Öldüğümüz ve toprak haline geldiğimiz zaman mı, diriltileceğiz? Bu akla yakın olmayan, alışılmıştan uzak bir geri dönüş.'
4
Biz, toprağın onlardan neyi eksilttiğini, elbette biliyoruz. Yanımızda, her şeyi kaydedip muhafaza eden bir sicil vardır.
5
Doğrusu gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’ân ve peygamber kendilerine geldiği zaman yalanladılar. Onlar şimdi karmakarışık bir plan, bir düşünce içindeler.
6
Üstlerindeki göğe düşünerek hiç bakmadılar mı? İncelemediler mi? Onu nasıl yükseltip düzenleyerek, tavan olarak inşa ettik, nasıl süsleyip donattık? Onun hiçbir gediği, hiçbir çatlağı yok.
7
Yerleşimi sağlamak, hayatı kolaylaştırmak için yerkürenin toprağını, biyolojik, kimyevi yapısını, rengini oluşturup yayarak verimli hale getirdik, üzerine ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. Orada, göz alıcı, gönül açıcı her çeşit bitkiden erkekli dişili çiftler yetiştirdik.
8
Bunlar, Allah’a yönelen, Allah’ı ilâh tanıyan, yoluna baş koyup gönülden bağlanan, her kulun iyiliği, kurtuluşu için, basiretli davranarak görebileceği açık deliller ve öğütlerdir.
9
Gökten bereketli, faydalı sular indirdik. Onunla bahçeler yetiştirdik, biçilecek, başaklı ekinler bitirdik.
10
Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş koca koca hurma ağaçları yetiştirdik.
11
Kullara rızık olsun diye yetiştirdik. Ölü bir beldeye, o su ile hayat verdik. İşte diriltilip, kabirlerden çıkma da, su ile genetik şifreleri harekete geçirilerek hayat verilen bitkilerin çıkışı gibidir.
12
Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı (kuyuların bulunduğu bölge halkı), ve Semûd da, öldükten sonra diriltilmeyi ve peygamberliği yalanladılar.
13
Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri -kavmi de yeniden dirilişi ve peygamberliği yalanlamışlardı.
14
Eyke Halkı, Tübba’ kavmi (Himyerliler) her birisi Rasulleri yalanladılar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için tehdidim, azâbım gerekçeli olarak gerçekleşti, yok oldular.
15
İlk yaratmada acizlik mi gösterdik, yorgun mu düştük ki, ölümden sonraki diriltmeden aciz olalım? Bilakis onlar, yeni bir yaratmadan şüphe içindeler.
16
Andolsun, insanı biz yarattık. Nefsinin, kendisine fısıldadıklarını, kötülüğe teşvik telkinlerini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.
17
Görevli, koruyucu, zabıt kâtibi iki melek, insanın iyilik ve kötülük adına, işlediği bütün amellerini kaydeder.
18
İnsanın ağzından çıkan her söz ve işlediği ameller, kesinlikle, yanında kendisine gözcülük eden ve hazır bulunan zabıt kâtibi melek tarafından, zapta geçirilir.
19
Kurulu ilâhî düzenin gereği, varlığında şüphe olmayan hak ilâh Allah’ın icraatıyla ölüm sarhoşluğu gerçekleştiği zaman:'İşte ey insan, bu senin öteden beri kaçtığın şeydir.'denir.
20
Sûra üfürülür. İşte bu, tehdidin gerçekleşme günüdür.
21
Herkes, yanında bir zaptiye, bir şâhitle beraber gelir.
22
'Böyle bir günü tasavvur edemiyordun, gaflet içindeydin. İşte biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün, aklın, dünyada inkâr ettiklerini görecek, kavrayacak kadar keskindir.'
23
Beraberindeki melek:'İşte, yanımda amel defteri hazır.'der.
24
Allah iki meleğe: 'Haydi, her inatçı kâfiri, nankörü Cehennem’e atın!' buyurur.
25
'Hayra, hayırlı işlere, Kur’ân öğretimine, Kur’ân hükümlerine, Kur’ân ilkeleriyle yaşamaya, İslâm’a, müslümanlara bütün güçleriyle engel olanları, azgınları, saldırganları, insanları şüpheye düşürerek güven ortamını bozanları, hak kitaba, Kur’ân’a karşı sû-i zanları-art niyetleriyle beslenen şüphecileri atın.'
26
'Allah ile beraber başka ilâh edineni atın. Onu dehşetli azâba ikiniz birlikte atın.'
27
Onun arkadaşı şeytan:'Ey Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Fakat kendisi tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindeydi.' der.
28
Allah:'Huzurumda çekişmeyin. Ben size önceden tehdidimi, ikazımı yapmıştım.' buyurur.
29
Bizim nezdimizde, verilen karar değiştirilmez. Bizim kararımızın yerini de hiçbir karar tutmaz. Ben kullara asla zâlimce davranmam.
30
Cehennem’e:'Doldun mu?' diyeceğimiz gün:'Daha var mı?' der.
Sonraki 15 ayet →