Ana SayfaMealler › Ahmet Tekin
AT

Ahmet Tekin

Tefsiri Meal Kuran’ın Anlaşılmasına Doğru
2010
Bu mealle oku
1946 sonbaharında bağlar bozulurken Nevşehir’in Karacauşağı köyünde doğdu. İlkokul’a devam ederken hafızlığı da bitirdi. 1968’de İstanbul İmam Hatip Okulu’ndan birincilikle mezun oldu. 1972’de İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nü, 1974‘te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1973‘te Edebiyat Fakültesi’nde Umumi Sosyoloji sertifikası aldı. Hukukta öğrenim gördüğü sırada Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi ve Hukuk Metodolijisi derslerini seçerek okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Kamu Hukuku‘nda doktoraya başladı, tez safhasında bıraktı. Kamu Hukuku, Tefsir ve Hadis Uzma Ayrıntılı bilgi →
Ahmet Tekin meali ile okumaya başla
Zuhruf 1 / 89
1
Hâ. Mîm.
A.Tekin 43:1
2
Allah, insan, kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan, açık seçik mükemmel kutsal kitaba, Kur’ân’a andolsun.
A.Tekin 43:2
3
Biz Kur’ân’ı bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, açık, edebî, Arapça, okunan bir kitap halinde planlayıp hazırlayarak açıkladık. Umulur ki, aklınızı kullanarak anlarsınız.
A.Tekin 43:3
4
Nezdimizdeki ana kitapta, Levh-i Mahfuz’da mevcut olan Kur’ân elbette yücedir, hikmetlerle doludur, hükümranlık sağlar.
A.Tekin 43:4
5
Siz cahilce davranarak günah işleyen, isyanı alışkanlık haline getiren, haddi aşan, ağır-adaletsiz hükümler içeren kurallar koyan bir kavim haline geldiniz diye, sizi, övünç kaynağı Kur’ân ile uyarmaktan vaz mı geçelim?
A.Tekin 43:5
6
Daha önceki milletlere özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere nice peygamberler göndermiştik.
A.Tekin 43:6
7
Onlar, kendilerine gelen her peygamberi, ille de alaya alıyorlardı.
A.Tekin 43:7
8
Biz onlardan daha çok karşı koyacak güce sahip zorbaları helâk ettik. Helâk olan önceki toplumlara uygulanan ibretlik ceza kanunlarının yürürlüğü devam ediyor.
A.Tekin 43:8
9
Andolsun, onlara:'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan elbette:'Onları kudretli hükümran olan, her şeyi bilen Allah yarattı' diyecekler.
A.Tekin 43:9
10
Allah, yeryüzünü, sizin yaşamanız, yerleşmeniz için tarıma elverişli ovalar, iskana uygun araziler haline, işlevli hale getiren, orada sizin için geçinme imkânları hazırlayan ve yollar planlayandır. Umulur ki, doğru hak yolu bulup tercih edersiniz.
A.Tekin 43:10
11
Allah, gökten bir hesap bir plan dâhilinde, belirli miktarlarda, düzenli olarak su indirendir. Biz onunla, kupkuru, ölü beldelere hayat vererek ölümünden önceki haline getiririz. İşte siz de, suyla genetik şifreleri harekete geçirilerek hayat verilen bitkiler gibi, kabirlerinizden çıkarılacaksınız.
A.Tekin 43:11
12
Allah bütün mahlûkatını erkekli dişili çiftler halinde yaratandır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar planlayıp var edendir.
A.Tekin 43:12
13
Onların sırtlarına binip, Rabbinizin ihsan ettiği nimetlerini anarak üzerlerine yerleşince:'Emrine boyun eğdirerek bunu, bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik.' dersiniz.
A.Tekin 43:13
14
'Biz elbette, Rabbimize döneceğiz' demelisiniz.
A.Tekin 43:14
15
Onlar, kullarından bir kısmına, Allah’ın akrabası, yakını yakıştırmasında bulundular. İnsan, gerçekten çok nankördür, açıkça azgın kâfirdir.
A.Tekin 43:15
16
Yoksa Allah, yarattıklarından kızları evlat edindi de, oğulları size mi ayırdı?
A.Tekin 43:16
17
Onlardan biri, rahmet sahibi Rahman olan Allah’a darb-ı meselli benzetme ile ortak koştuğu, evlât olarak isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelenince, yüzü simsiyah kesilir. Öfkesinden yutkunur, durur.
A.Tekin 43:17
18
Haklarını savunması gerektiğinde bile delillerini ve gücünü tam olarak ortaya koyamaz durumda olan, süs içinde yetiştirilip büyütülen birini mi O’na evlat olarak isnad ediyorlar?
A.Tekin 43:18
19
Onlar Rahman olan Allah’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını mı gördüler? Onların şâhitlikleri kaydedilecek ve onlar sorguya çekilecekler.
A.Tekin 43:19
20
Onlar:'Eğer Rahman olan Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, biz o meleklere tapmazdık' dediler. Allah’ın böyle bir şey istediği ile ilgili onların hiçbir bilgileri yok. Onlar kesinlikle yalan-yanlış saçmalıyorlar.
A.Tekin 43:20
21
Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de, onlar onu mu tutamak kabul ediyorlar?
A.Tekin 43:21
22
Hayır, onlar sadece:'Biz, babalarımızı, veraseten sahip oldukları bir dinî geleneği yaşarlarken, işleyen müesseseleri varken gördük. Biz de, onların izlerinde yürüyerek doğru yola girdik.' dediler.
A.Tekin 43:22
23
Buna benzeyen misalleri çoğaltabiliriz: Biz senden önce hangi memlekete sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın şımarık, varlıklı, ileri gelenleri:'Biz, babalarımızı veraseten sahip oldukları bir dinî geleneği yaşarlarken, işleyen müesseseleri varken gördük. Biz de, yalnız onların izlerinden gideriz.' derlerdi.
A.Tekin 43:23
24
Gönderilen uyarıcı:'Eğer size, bildiğiniz, gördüğünüz babalarınızın yolundan, hayat tarzından daha doğrusunu, hak olanını getirmişsem de mi, bana uymazsınız?' deyince, onlar:'Biz sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz, inkâr ediyoruz' dediler.
A.Tekin 43:24
25
Biz de onlara layık oldukları cezayı verdik. Peygamberleri yalanlayanların âkıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir bak.
A.Tekin 43:25
26
Hani İbrâhim babasına ve kavmine:'Benim, sizin taptığınız şeylerle ilgim yok' demişti.
A.Tekin 43:26
27
'Ben, ancak beni yaratana kulluk ve ibadet ederim. O, beni doğru yola iletme lütfunda bulunarak önümü, ufkumu aydınlatmaya devam ediyor.'
A.Tekin 43:27
28
İbrâhim bu ilkeleri, ardından gelecek olan nesillere, kalıcı-ebedî bir düzen haline getirdi ki, onlar hakka dönsünler, doğru yola girsinler.
A.Tekin 43:28
29
Doğrusu ben bunları da, babalarını da, kendilerine gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’ân ve hakkı açıklayan bir Rasul gelinceye kadar, dünya nimetlerinden faydalandırdım.
A.Tekin 43:29
30
Kendilerine hak kitap Kur’ân geldiği zaman:'Bu aklı etki altına alan büyüleyici bir sözdür. Biz onu inkâr ediyoruz.' dediler.
A.Tekin 43:30