Ana SayfaMealler › Ahmet Tekin
AT

Ahmet Tekin

Tefsiri Meal Kuran’ın Anlaşılmasına Doğru
2010
Bu mealle oku
1946 sonbaharında bağlar bozulurken Nevşehir’in Karacauşağı köyünde doğdu. İlkokul’a devam ederken hafızlığı da bitirdi. 1968’de İstanbul İmam Hatip Okulu’ndan birincilikle mezun oldu. 1972’de İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nü, 1974‘te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1973‘te Edebiyat Fakültesi’nde Umumi Sosyoloji sertifikası aldı. Hukukta öğrenim gördüğü sırada Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi ve Hukuk Metodolijisi derslerini seçerek okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Kamu Hukuku‘nda doktoraya başladı, tez safhasında bıraktı. Kamu Hukuku, Tefsir ve Hadis Uzma Ayrıntılı bilgi →
Ahmet Tekin meali ile okumaya başla
Sebe 1 / 54
1
Göklerdeki varlıkların ve imkânların, yerdeki varlıkların ve imkânların mülk ve tasarrufunun sahibi olan Allah’a hamdolsun. Âhirette, ebedî yurtta da, övülmek, şükredilmek O’nun hakkıdır. O hikmet sahibi ve hükümrandır, gizli-açık her şeyden haberdardır.
A.Tekin 34:1
2
Yerin dibine gireni, yerden çıkanı, gökten ineni, gökte yükseleni O bilir. O engin merhamet sahibidir, her şeyi koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır.
A.Tekin 34:2
3
Yeniden dirilişi inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar:'Bize, kıyametin kopacağı an gelmeyecek' dediler.'Evet, duyu ve bilgi alanı ötesini, gaybı bilen Rabbin hakkı için kıyametin kopacağı an mutlaka size de gelecek. Göklerde ve yerde, zerre kadar bir şey O’nun ilminden kaçmaz, O’na gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, şüphesiz doğruları, hakkı ortaya koyan kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler kitabında, bilgi işlem merkezinde Levh-i Mahfuz’dadır.' de.
A.Tekin 34:3
4
Allah iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenleri mükâfatlandıracak. Onlar, işte onlar için koruma kalkanı, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.
A.Tekin 34:4
5
Bizim kendilerine gücümüzün yetmeyeceğini, bizim koyduğumuz kuralların dışına çıkıp yakalarını kurtaracaklarını zannederek, âyetlerimizi, Kur’ân’ımızı, ilkelerimizi, hükümsüz, tesirsiz bırakmak için birbirlerini geride bırakırcasına çalışan, güç ve iktidar sahiplerine, ilim adamlarına, yazarlara en kötüsünden can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
A.Tekin 34:5
6
Kendilerine ilim verilen, sorumluluk sahibi âlimler, dinî ilimler uzmanları, âdil objektif düşünen ilim adamları, Rabbinden sana indirilenin, Kur’ân’ın gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitap olduğunu görürler, bilirler. Kur’ân’ın, kudretli, hükümran övgüye, şükre lâyık olan Allah’ın yolunu, birlikte nezaket içinde yaşama kurallarına, sevgiye dayalı kardeşliğe, hasedi, hilesi, dalaveresi, nefreti, düşmanlığı olmayan örnek hayat tarzına götüren Allah’ın yolunu, İslâm’ın yolunu aydınlattığını da bilirler.
A.Tekin 34:6
7
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar:'Çürüyüp paramparça olduğunuz vakit, yeniden yaratılacaksınız, kabirlerden diriltilerek kaldırılacaksınız diye size bir takım haberler veren adamı gösterelim mi?' derler.
A.Tekin 34:7
8
'Acaba Allah adına yalan mı uydurdu, yoksa kendisinde cinlere mahkum olmuşluk, delilik belirtileri mi var?' dediler. Hayır, âhirete, ebedî yurda iman etmeyenler, azâba maruz kalacaklar, dünyada da tamamen başlarına buyruk bir hayat içinde büsbütün hak yoldan uzak, dalâlet, bozuk düzen ve sıkıntı içinde yaşayacaklar.
A.Tekin 34:8
9
Onlar, gökte ve yerde, cereyan eden ve edecek olan, çözdükleri ve çözemedikleri olaylara bakmıyorlar mı, kör mü onlar? Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olursa, onları yerin dibine batırırız, yahut gökten üzerlerine kütleler düşürürüz. Rabbine yönelen, hakka gönül veren bir kul için, elbette bunlarda Allah’ın yeniden diriltmeye gücünün kudretinin yeteceğine işaretler, insanlar için ibretler vardır.
A.Tekin 34:9
10
Andolsun, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik.'Ey dağlar! Yankılanarak onunla beraber Allah’ı tesbih edin, siz de ey kuşlar, öterek onunla beraber tesbih edin, zikredin.' dedik. Onun için demiri yumuşattık.
A.Tekin 34:10
11
'Bütün bedeni koruyacak geniş ve uzun zırhlar imal et. Zırh parçalarını ve halkalarını üretirken, birbirine eklerken, plana, ölçüye, hesaba riayet et, zırh imalâtındaki çalışma süreni de belirleyecek bir program yap' dedik.'Siz de ey Muhammed ümmeti, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayın, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olun, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyin. Ben sizin yaptıklarınızı biliyor, görüyor, takip ediyorum.'
A.Tekin 34:11
12
Süleyman’ın faydalanması için de rüzgârı koyduğumuz kurallara boyun eğdirdik. Gündüzün ilk saatlerinde, bir aylık yol aldırıyor, gündüzün son saatlerinde de bir aylık yol, mesafe kat ettiriyordu. Erimiş bir bakır madenini de ocağından, onun için sel gibi akıttık. Rabbinin bilgisi ve iradesi dahilinde, emriyle, yalnız Süleyman’ın gözü önünde çalışan, iş yapan cinlerden bir grup da vardı. İçlerinden, icra planımızın dışına çıkanlara körüklenen, alev püsküren, dehşetli cehennem ateşinin azâbını tattıracağız.
A.Tekin 34:12
13
Onlar, Allahın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisi içinde Süleyman’ın, dilediğini yaparlardı. Yüksek binalar, kaleler, heykeller, resimler, havuz büyüklüğünde çanak leğenler, sabit kazanlar, ne dilerse yaparlardı. Onlara :'Hedef belirleyerek planlı çalışın! Ey Dâvûd hanedanı, devlet büyükleri! Şükretmek için hâlis niyet ve amaçlarla ibadette daim olun. Kullarımdan şükreden ne kadar da az.' demiştik.
A.Tekin 34:13
14
Süleyman’ın ölümüne karar verip, icra ettiğimiz zaman, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız ağaç kurdu, Süleyman’ın dayandığı asâsını yiyordu. Asânın yenmesi sonucu, Süleyman yere yıkılınca, cinler aldatıldıklarını öğrendiler. Eğer cinler bilgi alanları ötesini, gaybı bilmiş olsalardı, o zillet içinde bırakan, alçaltıcı cezaya, mahkûmiyete benzeyen ameleliğe devam etmezlerdi.
A.Tekin 34:14
15
Sebe’ kavminin oturduğu yerlerde de, Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren işaretler, insanlar için büyük ibretler, alınacak dersler, kalıntılar vardır. Biri bol mahsul veren, diğeri düşük verimli iki bahçeleri vardı. Onlara:'Rabbinin size verdiği rızıktan yiyin. O’na şükredin. İşte güzel bir memleket, koruma kalkanına alan ve bağışlaması bol bir Rab!' denildi.
A.Tekin 34:15
16
Ama onlar bu nimetlere şükürden yüz çevirdiler. Bu yüzden, bendi tahrip edilerek yıkılan barajlarının sularını, Arim Sellerini onlara musallat ettik. Onların iki bahçesini, acı buruk yemişli ılgın ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.
A.Tekin 34:16
17
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar etmeleri, nankörlük etmeleri sebebiyle onları böyle cezalandırdık. Biz nankörlükte ileri gidenlerin, azgın kâfirlerin Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlerin dışındakileri cezalandırıyor muyuz?
A.Tekin 34:17
18
Onların yurdu ile o bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen, birbirine yakın nice kasabalar kurdurduk. Bunlar arasında yolculuğu konaklara ayırdık, planı biz yaptık. 'Oralarda, geceleri, gündüzleri korkusuzca dolaşın' dedik.
A.Tekin 34:18
19
Bunun üzerine onlar:'Ey Rabbimiz! Seyahatlerimizde, öğle vakti ve akşamleyin konakladığımız yerler arasındaki mesafeyi uzat' dediler. Kendilerine, birbirlerine yazık ettiler. Biz de onları ibret verici kıssalar haline getirdik. Onları darmadağın ettik. Bunda, çok sabrederek mücadeleye devam eden, çok şükreden herkes için ibretler, uyarılar vardır.
A.Tekin 34:19
20
Andolsun, İblisin onlar hakkındaki tahmini doğru çıktı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.
A.Tekin 34:20
21
Halbuki, şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak âhirete, ebedî yurda inananı, şüphe içinde kalandan ayırt edip bilelim diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi denetlemekte, kaydetmekte, koruyup kollamaktadır.
A.Tekin 34:21
22
İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan müşriklere:'Allah’ın dışında, kulları durumundaki tanrı diye iddia ettiğiniz şeyleri çağırın, dua edin bakalım, size faydaları dokunacak mı? Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahip değiller, o kadarcık bir şeye güçleri de yetmez. Onların göklerde ve yerde ortaklıkları da yok. Onlardan, aslî düzeni sağlamada Allah’a yardım eden biri de yok.' de.
A.Tekin 34:22
23
Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına şefaat fayda sağlamayacak, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek. Nihayet şefaat edenlerin ve edilenlerin yüreklerinden korku giderilince:'Rabbiniz ne buyurdu?' diye sorarlar. Onlar da:'Hakkı, doğruları söyledi' derler. Yüce ve büyük olan O’dur.
A.Tekin 34:23
24
'Göklerden yağdırarak, yerden mahsuller, meyvalar verdirerek, madenler çıkarttırarak size rızık ve servet veren kimdir?' de.'Allah’tır. Ya biz mutlaka hak yoldayız, veya başımıza buyruk hareket ederek, açıkça hak yoldan uzak bir yanılgı içindeyiz, ya da siz' de.
A.Tekin 34:24
25
'Bizim işlediğimiz suçlardan, günahlardan siz sorumlu değilsiniz. Sizin işlediğiniz amellerden de biz sorumlu olmayacağız.' de.
A.Tekin 34:25
26
'Rabbimiz, hepimizi bir araya toplayacak. Sonra aramızda, hakkaniyet ile adâlet ile hüküm verecek. Hükümle durumumuzu açıklığa kavuşturan ve her şeyi bilen O’dur.' de.
A.Tekin 34:26
27
'İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, zihninizde Allah’a ortak kabul ettiğiniz varlıkları bana gösterin!' de.Yok öyle bir şey, söylenecek tek söz var: O yalnız, kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan Allah’tır.
A.Tekin 34:27
28
Biz seni bütün insanların iyiliği için, ancak rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
A.Tekin 34:28
29
'Eğer sözünüzde doğru iseniz, bu va’dettiğiniz, tehdit ettiğiniz kıyamet ne zaman kopacak?' diyorlar.
A.Tekin 34:29
30
'Size öyle bir gün va’dedilmiştir ki, ne bir an erteleyebilirsiniz, ne de öne alabilirsiniz.' de.
A.Tekin 34:30