Ana SayfaMealler › Ahmet Tekin
AT

Ahmet Tekin

Tefsiri Meal Kuran’ın Anlaşılmasına Doğru
2010
Bu mealle oku
1946 sonbaharında bağlar bozulurken Nevşehir’in Karacauşağı köyünde doğdu. İlkokul’a devam ederken hafızlığı da bitirdi. 1968’de İstanbul İmam Hatip Okulu’ndan birincilikle mezun oldu. 1972’de İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nü, 1974‘te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1973‘te Edebiyat Fakültesi’nde Umumi Sosyoloji sertifikası aldı. Hukukta öğrenim gördüğü sırada Hukuk Felsefesi, Hukuk Sosyolojisi ve Hukuk Metodolijisi derslerini seçerek okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Kamu Hukuku‘nda doktoraya başladı, tez safhasında bıraktı. Kamu Hukuku, Tefsir ve Hadis Uzma Ayrıntılı bilgi →
Ahmet Tekin meali ile okumaya başla
Lokman 1 / 34
1
Elif. Lâm. Mîm.
A.Tekin 31:1
2
Bunlar hikmetlerle dolu, hükümranlık sağlayan muhkem, mükemmel, kutsal kitabın, Kur’ân’ın âyetleridir.
A.Tekin 31:2
3
Kur’ân iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman liderler, askerî erkan, idareciler müslümanlar için bir hidayet rehberi ve rahmettir.
A.Tekin 31:3
4
Onlar namazı adâbına riayet ederek, aksatmadan kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, âhiretin, ebedî yurdun varlığını delilleriyle, gerekçeleriyle bilerek kesinlikle inananlardır.
A.Tekin 31:4
5
Onlar, işte onlar, Rablerinin gösterdiği yolda yürüyen faaliyet gösteren erlerdir. Onlar, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
A.Tekin 31:5
6
Bilgisizce insanları Allah yolundan, İslâm’dan uzaklaştırmak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlayarak, başlarına buyruk hale getirmek, sonra da ayetlerimizi alay konusu yapmak için parayla şarkıcı kadınlar, hokkabazlar, boş gevezelik eden kimseler getirenler var. İşte onlara alçaltıcı, zillete düşüren bir azap vardır.
A.Tekin 31:6
7
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak, serkeşlik, zorbalık ederek yüz çevirip engelleme tedbirleri alırlar. Sen de onlara can yakıp inleten müthiş azâbın, derilerini kavuran ateşin haberini ver.
A.Tekin 31:7
8
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler için nimetleri bol Cennetler vardır.
A.Tekin 31:8
9
Orada ebedî yaşarlar. Bu Allah’ın kesinlikle gerçekleştireceği bir va’didir. Kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan O’dur.
A.Tekin 31:9
10
Allah gökleri, görebildiğiniz direkler koymadan, denge ve çekim kanununu işleterek yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdi. Ve orada her çeşit canlının üremesini sağlayıp yaygınlaştırdı. Biz gökten su indirdik, her faydalı bitkiden çift çift yetiştirdik.
A.Tekin 31:10
11
İşte bunlar Allah’ın yarattıklarıdır. Onun dışında kulları durumundakilerin ne yarattığını bana gösterin. Doğrusu isyan ile, inkâr ile, şirk ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyerek, birbirlerine, kendilerine zulmedenler, tamamen başlarına buyruk bir hayat, büsbütün bir ahmaklık, dalâlet ve bozuk düzen içindeler.
A.Tekin 31:11
12
Andolsun biz Lokman’a ilim, derin anlayış kaabiliyeti, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi verdik.'Allah’a şükret' dedik. Lütfun değerini bilip şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edense, bilsin ki, Allah zengindir, muhtaç değildir, her türlü övgüye, şükre lâyıktır.
A.Tekin 31:12
13
Hani Lokman oğluna öğüt vererek, sorumluluklarını hatırlatarak:'Oğulcuğum, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşma, gizli şirke düşme, başka otoriteler kabul etme. Şirk büyük bir haksızlıktır, zulümdür.' demişti.
A.Tekin 31:13
14
Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tekrar tekrar tavsiye ettik. Anası onu, günden güne ağırlaşan sıkıntılara katlanarak karnında taşımıştır. İki yıl emzirmiş. İki yıl sonunda onu sütten kesmiştir. İşte bunun için:'Bana şükret, anana-babana teşekkür et' diye tekrar tekrar tavsiyede bulunduk. Sonuçta yalnız benim huzuruma gelip hesap vereceksiniz.
A.Tekin 31:14
15
Eğer anan, baban, seni, lehinde ilmî bir delil ortaya koyamadıkları bir şeyi, ilâhlığımda, otoritemde, mülkümde, tasarruflarımda bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada İslâmî kurallarla örtüşen örfe, hakkaniyete uygun candan dost arkadaş gibi davran. Bana yönelenlerin, bana düşkün olanların, bana bağlananların yolunu, hayat tarzını benimse. Sonunda hesap vermek üzere benim huzuruma getirileceksiniz. O zaman işlediğiniz amelleri bir bir ortaya koyarak sizi hesaba çekeceğim.
A.Tekin 31:15
16
Lokman oğluna:'Oğulcuğum, yaptığın amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu senin karşına getirir. Allah hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır; gizli-açık her şeyden haberdardır.' dedi.
A.Tekin 31:16
17
'Oğulcuğum, namazı adâbına riayet ederek aksatmadan kıl. Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmi kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, adaleti uygulayarak kamu düzenini sağla, iyiliği emret. Şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin et. Başına gelen belâlardan yılmayarak sabırla mücadelene devam et. Bunlar ciddi, kararlı olmayı gerektiren maksada ulaştıran mücadele metotlarındandır.
A.Tekin 31:17
18
'Küçümseyerek, surat asarak insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde böbürlenerek, çalım satarak yürüme. Allah kendini beğenmiş, övünmek için iyiliklerini sayıp döken kimseleri sevmez.'
A.Tekin 31:18
19
'Davranışlarında ölçülü ve dengeli ol, tabii bir şekilde yürü. Sesini alçaltarak zarif ve nazik bir şekilde konuş. Unutma ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.'
A.Tekin 31:19
20
Allah’ın, koyduğu kanunlar gereğince, göklerdeki varlıkları ve imkânları, yerdeki varlıkları ve imkânları faydalanmanız için emrine boyun eğdirdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmüyor musunuz? Yine de, bilgisi, ilmî delili, hakka ulaştıracak rehberi ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartışan insanlar var.
A.Tekin 31:20
21
Onlara:'Allah’ın indirdiğine, Kur’ân’daki hükümlere uyun!' denildiğinde, 'Hayır! Biz bildiğimiz, gördüğümüz, atalarımızın hayat tarzına uyarız.' derler. Ya şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onları körüklenen alev püsküren ateşin azâbına çağırıyor ise, o zaman da mı atalarının izinden gidecekler?
A.Tekin 31:21
22
İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idareci, askerî erkân ve bir müslüman olarak, varlığını, benliğini Allah’a teslim eden kimse, gerçekten en sağlam kulpa, İslâm’a yapışmış, hukukun üstün, hakkın ve adaletin belirleyici güç olduğu en güvenli bir topluma, İslâm toplumuna katılmış olur. Bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı, bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu tek merci Allah’tır.
A.Tekin 31:22
23
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin inkârı seni üzmesin. Onlar hesap vermek üzere bizim huzurumuza getirilecekler. İşte o zaman işledikleri amelleri birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekeriz. Allah gönüllerdeki sırları bilir.
A.Tekin 31:23
24
Onlara biraz zevku safa sürdürürüz. Sonra kendilerini ağır bir azâba sürükleriz.
A.Tekin 31:24
25
Andolsun ki, onlara:'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, elbette:'Allah...' diyecekler.'Allah’a hamdolsun!' de. Fakat onların çoğu Allah’ın, kâinatın nihaî sebebi olduğunu, O’na teslimiyet gerektiğini kavrayamazlar.
A.Tekin 31:25
26
Göklerdeki ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı Allah’ındır, Allah’ın tasarrufundadır. Asıl zengin olan, muhtaç olmayan, övgüye, şükre lâyık olan işte O’dur, Allah’tır.
A.Tekin 31:26
27
Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, denizler de, ardından yedi deniz daha katılıp çoğaltılarak mürekkep olsa, Allah’ın kelâmı, sözleri yazmakla tükenmez. Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır.
A.Tekin 31:27
28
Sizin, hepinizin yaratılmanız ve diriltilmeniz sadece tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir, görür; bu hakikatleri size duyurur, gösterir.
A.Tekin 31:28
29
Allah’ın geceyi devamlı gündüzün içine sokarak uzattığını, gündüzü de gecenin içine sokarak uzattığını, güneşi ve ayı, kurduğu düzene boyun eğdirdiğini görmüyor musun? Bunların her biri belli bir vadeye kadar hareketine devam eder. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.
A.Tekin 31:29
30
Bunlar, bizâtihi Allah’ın varlığında şüphe olmayan hak bir ilâh olmasından; onların, Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıklarının, yalvardıklarının bâtıl olmasından kaynaklanmaktadır. Yüce ve ulu olan O’dur, Allah’tır.
A.Tekin 31:30