1
İnsanların hesaba çekilme günü yaklaştı. Onlar hâlâ gaflet içinde, Kur’ân öğrenimine, Kur’ân öğretimine, İslâm’ı tebliğe, Kur’ân ilkelerinin yaşanmasına engel tedbirler alıyorlar, şeriattan yüz çeviriyorlar.
2
Rablerinden gelen, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân âyetlerinden her yeni ikazı alaya alırlarken kesinlikle ona kulak da kabartıyorlar.
3
Akılları, gönülleri, Kur’ân üzerinde düşünmekten, anlamaktan uzak, eğlencede. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faliyetleri engelleyenler, İslâm aleyhinde propagandaya devam eden zâlimler, haksız tepki duyanlar, hakkı tanımayanlar gerçek düşüncelerini saklayarak kulaktan kulağa fısıltı yayıyorlar:' Bu Muhammed, sizin gibi bir insan olmaktan öte biri midir? Göz göre göre aklınızı etki altına alan büyüleyici bir söze mi kapılıyorsunuz?'
4
Peygamber:' Benim Rabbim, gökte ve yerde söylenen her sözü bilir. Hakkıyla işiten, hakkıyla bilen O’dur.' dedi.
5
Onlar:' Hayır, bunlar saçma sapan hayallerdir... Yok canım, o sözleri uydurmuştur... Hayır, hayır, o bir şâirdir... Böyle değilse eğer, özgürce sorumluluklarını yerine getiren önceki peygamberler gibi, o da bize hak peygamber olduğuna dair bir delil, maddî bir mûcize getirsin.' dediler.
6
Onlardan önce yok ettiğimiz, helâk ettiğimiz hiçbir memleket iman etmemişti. Onlar mı iman edecekler?'
7
Biz senden önce de, ancak kendilerine vahiy ile irtibat kurduğumuz, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, liyâkatli, güvenilir erkekleri peygamber olarak görevlendirdik. Bilmiyorsanız bilenlere, kutsal kitapları bilenlere sorun.
8
Biz peygamberleri yeyip içmeyen, beşer tabiatından uzak birer varlık haline getirmedik. Onlar bu dünyada ölümsüz, ebedî kalıcı da değiller.
9
Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Peygamberleri, sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselerle, mü’minlerle birlikte kurtardık. Allah’ın emirlerine cahilce davranarak âsi olanları, koyduğu kuralları tanımayanları, ağır-adaletsiz hükümler içeren kurallar koyanları, azgınları da yokettik.
10
Andolsun size, içinde haklarınızı ve sorumluluklarınızı, ilâhî emirleri ve günahtan korunma yollarını, dininizi, şeriatınızı, şanınızı şerefinizi yükseltecek hükümranlık esaslarını hatırlatan, insanı ve insanî değerleri anlatan bir kitap, Kur’ân indirdik. Hâlâ bu kitabın mahiyetini, manasını kavramayacak mısınız?
11
Biz, halkı zâlim, âsi, kâfir, duyarsız, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen nice memleketleri kırıp geçirdik. Onlardan sonra başka milletler var ettik.
12
Onlar azâbımızın şiddetini hissettikleri zaman, hemen vasıtalarına binip topuklayarak yılgın bir vaziyette oradan kaçıyorlardı.
13
'Yılgın vaziyette, vasıtalarınıza binip topuklayarak kaçmayın. Size verilen nimetlere, refaha, yurtlarınıza dönün. Bunlar hesaba çekilmenize vesile olacak.'
14
'Vay başımıza gelenlere! Gerçekten biz inkâr ile isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlim kimselermişiz.' dediler.
15
Biz onları biçilmiş bir ekin ve sönen ocaklar haline getirinceye kadar, onların bu itirafları sürüp gider.
16
Biz gökleri ve yeri, ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları, oyun oynarken, eğlence sonucu, sebepsiz, hikmetsiz yaratmadık.
17
Eğer biz bir zevk, bir eğlence ile, bir eş, bir çocukla ilgilenmek isteseydik, bunu kendi nezdimizdekilerden seçer, ilgilenirdik. Biz böyle yapanlardan değiliz.
18
Doğrusu, biz gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek bu hak kitabın, Kur’ân’ın getirdiklerini, bâtılın başına başına vururuz, onun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki, bâtıl o anda yok olup gitmiştir. Allah’a yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı size yazıklar olsun.
19
Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların tamamı O’nun koyduğu düzenin içindedir. Kendi katında olanlar da, O’na kulluk ve ibadette ne büyüklük taslarlar, ne serkeşlik ederler, ne de yorulurlar.
20
Onlar gece ve gündüz Allah’ı tesbih ederler, usanmazlar.
21
Yoksa müşrikler yeryüzündekiler arasından tanrılar edindiler de, ölüleri onlar mı ölümünden önceki vasıflarla diriltecek?
22
Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, yer ve göklerin nizamı, düzeni, dengesi bozulurdu. Arş’ın, sınırsız kudret ve iktidar makamının Rabbi olan Allah onların yakıştırdığı sıfatlardan münezzehtir.
23
O yaptıklarından sorumlu değildir. Onlar ise hesaba, sorguya çekilecekler.
24
Yoksa onu bırakıp, kulları durumundakilerden ilâhlar mı edindiler?'Kesin delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların, milletimin okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân’ı, işte benden öncekilerin kutsal kitapları.' de. Hayır onların çoğu gerekçeli, hikmete dayalı indirilen, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitabı, Kur’ân’ı bilmiyorlar. Bu sebeple Kur’ân’dan, tevhidden, Allah’ın Rasûlüne itaatten yüz çeviriyorlar, Kur’ân öğretimini, Kur’ân ilkelerini, şeriatı engelleyici tedbirler alıyorlar.
25
Senden önce özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirdiğimiz her rasule, kesinlikle:'Yalnızca ben hak ilâhım. Beni ilâh tanıyın, candan müslüman olarak bana bağlanın, saygıyla bana kulluk ve ibadet edin, yalnızca benim şeriatıma bağlanın, bana bo-yun eğin.' diye vahyetmeye devam ettik, hala da ediyoruz.
26
Onlar:'Sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden Rahman olan Allah oğul edindi' dediler. Allah bundan münezzehtir. Melekler, Allah’ın kızları değil, bilâkis lütuf ve ihsana, ikrama mazhar olmuş kullardır.
27
Onlar Allah’ın sözünü kesmeden, edeple dinlerler, konuşmazlar. Hep O’nun planına, O’nun koyduğu düzene göre hareket ederler.
28
Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Allah’ın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allah’ın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
29
İçlerinden biri, faraza:'Onun ötesinde ben de ilâhım' derse biz onu cehennemle cezalandırırız. Şirkte, inkârda, isyanda ısrar eden zâlimleri biz böyle cezalandırırız.
30
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, göklerin, yerin, yaşa-maya, ürün vermeye elverişsiz ve işlevsiz olduğunu, bizim onları, yaşamaya, ürün vermeye elverişli ve işlevli hale getirdiğimizi, göklerde ve yerde hayat-destek ortamları ve imkânları oluşturduğumuzu, bütün can-lıları, hayvanları, bitkileri sudan hazırlayıp var ettiğimizi görmüyorlar mı, anlamıyorlar mı? Bilimden birazcık nasibi olanlar hâlâ iman etmeyecekler mi?
Sonraki 30 ayet →