1
Elif. Lâm. Râ. Bunlar, Allah, insan, kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan açık seçik okunan, bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren mükemmel, kutsal kitabın, Kur’ân’ın âyetleridir.
2
Bir zaman gelecek ki, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, ne kadar da çok, İslâm’ı yaşayan müslüman olmayı arzu edecekler.
3
Şimdi onları bırak, yesinler, eğlensinler, boş ümitleri onları oyalayadursun. Âkıbetlerinin ne olacağını yakında öğrenecekler.
4
Biz, yalnız hakkında yazılı sicilleri, kaderleri, yazgıları belli olan memleketleri helâk ettik.
5
Hiçbir millet belirlenmiş vadeden önce helâk olmaz, vadelerini erteleyemezler de.
6
Onlar:'Ey kendisine, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân indirilen, sen kesinlikle cinlere mahkum olmuş birisin, delisin' dediler.
7
'Eğer peygamberlik davasında haklı olanlardansan, bize, senin hak peygamber olduğuna şahitlik edecek melekleri getirmeliydin' dediler.
8
Biz melekleri, ancak hakkın icrası göreviyle, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak indiririz. O zaman onlara göz açtırılmaz, mühlet de verilmez.
9
Okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân’ı kesinlikle bölüm bölüm biz indirdik biz. Elbette zayi olmaması için tedbirler aldırıp onu biz koruyoruz.
10
Andolsun ki, senden önce yaşamış baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş, kapalı toplumlar içinde de, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik.
11
Kendilerine gelen Rasullerle, kesinlikle, alay etmeyi alışkanlık haline getiriyorlardı.
12
Alayı, inkârı, yalanlamayı, hidayeti, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların akıllarına, kalplerine soktuğumuz gibi onun, Kur’ân’ın günahkârların kafalarında, kalplerinde yankı bulmadan geçip gitmesine de biz yol açarız.
13
Allah’ın kitaplarına iman etmeyen önceki kavimlere, yürürlükte olan ceza kanunları uygulandığı halde, Onlar Kur’ân’a iman etmeyecekler.
14
Onlara gökten bir kapı açsak da orada devamlı yükseliyor olsalardı, diyecek bir şey bulurlardı.
15
Kesinlikle diyecek bir şey bulurlardı:'Gözlerimiz boyandı, aklımız karıştı. Daha doğrusu biz büyülenerek aklı etki altına alınmış bir kavimiz.' derlerdi.
16
Andolsun, biz gökte bir takım burçlar planlayıp yerleştirdik. Göğü, baktığını görebilenler için süsledik.
17
Onları, kovulmuş, itaat dışına çıkmış bütün şeytanlardan, şeytanî güçlerden, şeytanların yaklaşıp zarar vermesinden koruduk.
18
Ancak, dinleme yoluyla bilgi sızdıranlar, bilgi hırsızlığı yapanlar var. Hiç fırsat vermeden, gökten yere doğru delip geçen, kor halinde düşen gök cisimleri, alevler, gök mermileri onların peşlerini bırakmaz, işlerini bitirir.
19
Yerleşimi sağlamak, hayatı kolaylaştırmak için yer kürenin toprağını, biyolojik, kimyevî yapısını, rengini oluşturup yayarak verimli hale getirdik. Orada, ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. Yine orada her şeyi dengeli, âhenkli, ölçülü ürettik.
20
Orada hem sizin için, hem de, rızıkları size ait olmayanlar için geçim kaynaklarını, geçim vasıtalarını planlı olarak hazırladık.
21
Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz, o hazinelerden, ancak bir hesap, bir plan dahilinde, belli ölçülerde, düzenli olarak veririz, indiririz.
22
Biz rüzgarları tozlaşma yapması için aşılayıcı ve bulutları yoğunlaştırıcı olarak görevlendirdik. Gökten su indirerek depoladık. Bu su ile sizin su ihtiyacınızı karşıladık. Siz, yeterli suyu depolayamıyorsunuz.
23
Biz, sadece biz hayat veririz, yaşatırız, eceller gelince biz ölümü gerçekleştiririz. Bâki olan vâris biziz, biz.
24
Andolsun ki biz sizin önceki atalarınızı, önceden ölenlerinizi, geçmiş ümmetleri, itaatte ve iyilikte öne geçenlerinizi, ön saflarda savaşanlarınızı, savaşlarda şehit edilenlerinizi, ilk saflarda namaz kılanlarınızı kesinlikle biliriz. Gelecek nesilleri, henüz yaratılmamışları, hayatta olanlarınızı, Muhammed ümmetini, isyanları ve kötülükleri sebebiyle geride kalanlarınızı, savaş sırasında evlerinde oturanları, şehit edilmeyecekleri, arka saflarda namaz kılanları da biliriz.
25
Senin Rabbin, işte O, onları mahşerde toplayıp hesaba çekecektir. O hikmet sahibi ve hükümrandır. Her şeyi bilir.
26
Andolsun biz, insanı ses veren, şekillendirilebilen kuru çamurdan, kokmuş değişken kara balçıktan yarattık.
27
Cinleri de, daha önce, insan vücudunun gözeneklerinden geçebilen dumansız zehirli bir ateşten yarattık.
28
Hani Rabbin meleklere:'Ben, ses veren, kuru çamurdan yoğurulan, dökülerek şekillendirilebilen, değişken kara balçıktan bir insan yaratacağım' demişti.
29
'Onu yaratılış amacına uygun olarak şekillendirdiğim, rahmetimle, varettiğim düzenin bir bölümü olan ruhumdan nûrani dalgalar halinde onun bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdiğim, onu bilinçlendirdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanarak saygı gösterin' demişti.
30
Meleklerin tamamı ona secde ederek saygı gösterdiler.
Sonraki 30 ayet →