2
Allah, kendisinden başka ilah olmayan bir Allah’tır. Hayy ve Kayyum’dur. (Diridir. Her şey O’nunla ayakta durur. O kendi kendine yeterlidir.)
3
3,4. (Birliği bildirmek, topluma hayat ve birlik vermek için) gerçeklerle dolu olarak ve mevcud ilahi mesajları doğrulayıcı olarak kitabı peyderpey indirdi. Nitekim daha önce de insanlara yol gösterici olarak Tevrat, İncil ve Furkan’ı indiren O’dur. Allah’ın bu ayetlerini inkâr edenler için, şiddetli bir azap vardır. Allah, güçlüdür ve intikam sahibidir.
4
3,4. (Birliği bildirmek, topluma hayat ve birlik vermek için) gerçeklerle dolu olarak ve mevcud ilahi mesajları doğrulayıcı olarak kitabı peyderpey indirdi. Nitekim daha önce de insanlara yol gösterici olarak Tevrat, İncil ve Furkan’ı indiren O’dur. Allah’ın bu ayetlerini inkâr edenler için, şiddetli bir azap vardır. Allah, güçlüdür ve intikam sahibidir.
5
Gerçekten; yerde ve gökte hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz. (O, madde değil ki, eşya O’na engel olsun. Demek maddi şeyler ilah olamazlar.)
6
Yalnız ve yalnız O’dur, rahimlerde sizi istediği gibi şekillendiren. (Demek ana rahminde yaratılanlar ilah olamazlar. Çünkü) Allah, ortağı olmayan hakikat (demek)tir. Sonsuz izzet ve gücü vardır, ortağa ihtiyacı yoktur. Hikmet ve bilgisi sonsuzdur. (Ortak edinmekle kâinatın birliğini bozmaz.)
7
(Bir hikmete binaen insanlara belli bir serbestiyet ve vehmi bir ortaklık rengini vermiş. O insanları geliştirmek için onları imtihana tabi tutmuştur, peygamber ve kitaplarla onları deniyor:) O’dur, Sana kitabı indiren. O kitabın bir kısım ayetleri muhkemdir (tartışma gerektirmez.) Onlar Kitab’ın ana kısımlarıdır. Diğerleri müteşabih(eş manalı)dirler. (İmtihan gereği) kalbinde kaypaklık olanlar, saptırmak ve fitne çıkarmak için, müteşabih kısmına uyarlar. Hâlbuki onun gerçek manasını ancak Allah ve ilimde kök salmış âlimler bilirler. O âlimler: “Bunlar, hepsi Rabbimizin katındandır (gaybi haberlerdir.) Biz onların tümüne inandık.” derler. Fakat ancak öz sahipleri böyle anlarlar.
8
Onlar: “Ey Rabbimiz! Bize doğru yolu gösterdikten sonra kalbimizi kaydırma, bize kendi katından bir rahmet ver. Gerçekten her şeyi veren Sen’sin.” derler. (Yani, Allah’a gerçekten inanırlar. Yine onlar:)
9
“Ey Rabbimiz! Sen insanları, şüphe götürmeyen bir gün için toplayacaksın. Çünkü Allah sözünü bozmaz.” derler. (Yani, ahiret hayatına gerçekten inanırlar.)
10
(Allah’a ve ahiret gününe inanmayan) o kâfirlerin mal ve evlatları, onları Allah’tan korumayacaktır. Onlar, Cehennem için yakıt olacaklardır.
11
Firavun ordusu ile onlardan öncekilerin durumu gibi… Ayet ve mucizelerimizi yalanladılar. Allah da günahlarından dolayı, onları yakaladı. Allah’ın cezası çok ağırdır.
12
O kâfirlere söyle: mağlup olacaksınız ve Cehennem’e doğru toplatılacaksınız. Orası ne kötü bir yataktır.
13
Sizin için karşılaşan iki ordu konusunda (Bedir’de) bir mucize vardır. Biri Allah yolunda savaşıyordu. Diğeri değerleri inkâr ediyordu, düşmanlarını göz görüşüyle iki kat fazla görüyorlardı. Allah ise, özel yardımıyla istediğini destekliyordu. Bu konuda göz sahipleri için, ders alınacak bir ibret vardır.
14
(Bu ibret, imanın üstünlüğü ibretidir. İman, insanı tutkulardan, dağınıklıktan kurtarır, ona kuvvet verir. Çünkü: Fıtraten) kadın, evlat, tonlarca altın, gümüş, eğitilmiş atlar, hayvanlar ve ekinlere karşı şehvet ve tutku, insanlara güzel gösterilmiştir. Bütün bunlar, dünya hayatının bir yaşamıdır. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın huzurudur.
15
De ki: Bunlardan daha hayırlısını size haber vereyim mi? Muttakiler için Rableri katında, altlarında nehirler akan Cennetler vardır. Onlar orada ebedidirler. Ayrıca onlar için, temiz zevceler ve Allah’ın rızası vardır… Allah, kullarını çok iyi görendir. (Neye layık olduklarını çok iyi bilendir.)
16
Öyle muttakiler ki: “Ey Rabbimiz! Biz kesin olarak inanmışız. Sen günah ve kusurlarımızı affet, bizi ateş azabından koru!” derler. (Ve ona göre yaşarlar.)
17
Onlar sabredicidirler, doğru sözlüdürler, dua ederler, muhtaçlara nafaka verirler ve seherlerde istiğfar ederler.(*) (Kozmik, ruhi ve sosyal dengeyi sağlarlar.)
18
Allah, kâinatta dengeyi kurarak, Melekler o dengeyi icra ederek, âlimler o dengeyi gözleyerek şahitlik ediyorlar ki; Allah’tan başka ilah yoktur. O, sonsuz güç ve hikmet sahibidir. (Gücü sonsuzdur, ortağa ihtiyacı yoktur. Hikmeti sonsuzdur, ortaklar edinmekle kâinatın birliğini bozmaz, kâinatı abes etmez.)
19
Allah katında geçerli olan tek düzen, İslam’dır. (İslam, evrensel birlik ve o birliğe teslim olmak demektir.) Kitap verilmişler’in(*) bölücülüğü ise, ilim (gerçek) onlara geldikten sonra yaptıkları azgınlıktan, kıskançlıktan dolayıdır. Artık kim Allah’ın mucizelerini ve mesajlarını inkâr ederse, muhakkak bilsin ki, Allah’ın hesabı çok seridir.(*)
20
Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa, sen deki: “Ben ve bana tabi olanlar, yüzümüzü Allah’a çevirmişiz.” Ehl-i kitap ve okuryazar olmayanlara söyle: “Müslüman olacak mısınız?” Eğer Müslüman olurlarsa, doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer sırt çevirirlerse, sana düşen yalnız tebliğdir (mesajı ulaştırmaktır.) Allah kullarını çok iyi görendir.
21
Allah’ın mucizelerini inkâr edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere ve insanlardan adaleti ayakta tutmayı sağlayanları öldürenlere elim bir azap müjdele! (Bunlar maddeden başka bir şey bilmeyenlerdir.)
22
Onların bütün yaptıkları işler dünya ve ahirette sönecektir. Ve onlar, bir yardımcı da bulamayacaklardır.
23
Kendilerine kitaptan bir miktar bilgi verilenleri gördün mü? Yargı için Allah’ın kitabına çağrılırlar. Sonra onlardan bir grup, sırt çevirip haktan vazgeçiyorlar. (Yani, Ehl-i kitap oldukları halde Allah’a ve ahirete tam inanmadıkları için Allah’ın yargısını kabul etmiyorlar.)
24
Çünkü (dini bilgileri eksik ve yetersiz olduğu için) onlar: “Sayılı günler dışında ateş bizi yakmayacaktır.” dediler. Ve dinleriyle ilgili uydurdukları şeyler, onları saptırmıştır.
25
Durumları nice olur, kesin olan o gün için onları topladığımız zaman? O günde kim ne kazanmışsa, eksiksiz ve zulmedilmeden ona verilir. (Bu ehl-i kitabın hakkı kabul etmeyişlerinin asıl sebebi, kıskançlık ve “peygamberlik neden bizde değil de, Araplardadır” demeleridir. Onun için:)
26
Sen de ki (bildir:) “Allah’ım! İdare, iktidar, mülkiyet, tasarruf sahibi Sen’sin! İktidarı istediğine verir, istediğinden sökersin. İstediğini aziz, istediğini zelil, edersin. Bütün iyilik ve güzellikler, Sen’in elindedir. Şüphesiz Sen, her şeye gücü yetensin.
27
(Çünkü) geceyi gündüze, gündüzü geceye sokarsın. Diriyi ölüden, ölüyü diriden çıkarırsın. İstediğine hesapsız rızık verensin. (Peygamberler kavmi olan Yahudilerden materyalist bozguncu bir millet çıkaran ve vahşi, azgın Araplardan medeni, dindar bir millet meydana getiren Allah’tır.)
28
(Allah’ın böyle değişim kanunları olduğu ve ehl-i kitabın dindarlıkları bozulduğu için, gerçekten) inanmış Müslümanlar, hakikati (Kur’an mesajlarını) inkâr eden o kâfirleri Müslümanlara karşı olarak dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’la hiçbir (müsbet) ilişkisi kalmamıştır. Fakat onlardan sakınmak için yaptığınız bir durum varsa, o müstesnadır. Allah sizi azabından sakındırıyor. Her şeyin mercii, dönülecek yeri Allah’tır.
29
De ki: “İçinizdekini ister gizleyin, ister açıklayın, Allah onu bilir. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi de bilir. Allah’ın başta gücü olmak üzere bütün sıfatları sonsuzdur. (Sizin, sakınmak için mi, yoksa sevdiğiniz için mi kâfirlere yanaştığınızı çok iyi bilir.)
30
Öyle bir günden sakının ki, o günde herkes yaptığı iyilikleri önünde hazır görür. Kötülükleri de… O gün kendisiyle o kötülüğün arasında uzun bir mesafe olmasını ister. Allah (böylece) vereceği azaptan sizi sakındırır. Allah kullarına çok acıyandır.
Sonraki 30 ayet →