Ana SayfaMealler › Bahaeddin Sağlam
BS

Bahaeddin Sağlam

Bahaeddin Sağlam meali ile okumaya başla
Kehf 1 / 110
1
(Kâfirlere) kendi katından gelecek çetin bir azabı haber vermek ve iyi işler yapan inananlara, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfat (Cennet) müjdelemek ve “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarmak için kulu (Muhammed’e) doğru ve düzgün bir Kitab’ı indirip onda hiçbir eğrilik oluşturmayan Allah’a hamdolsun.
B. Sağlam 18:1
2
(Kâfirlere) kendi katından gelecek çetin bir azabı haber vermek ve iyi işler yapan inananlara, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfat (Cennet) müjdelemek ve “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarmak için kulu (Muhammed’e) doğru ve düzgün bir Kitab’ı indirip onda hiçbir eğrilik oluşturmayan Allah’a hamdolsun.
B. Sağlam 18:2
3
(Kâfirlere) kendi katından gelecek çetin bir azabı haber vermek ve iyi işler yapan inananlara, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfat (Cennet) müjdelemek ve “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarmak için kulu (Muhammed’e) doğru ve düzgün bir Kitab’ı indirip onda hiçbir eğrilik oluşturmayan Allah’a hamdolsun.
B. Sağlam 18:3
4
(Kâfirlere) kendi katından gelecek çetin bir azabı haber vermek ve iyi işler yapan inananlara, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfat (Cennet) müjdelemek ve “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarmak için kulu (Muhammed’e) doğru ve düzgün bir Kitab’ı indirip onda hiçbir eğrilik oluşturmayan Allah’a hamdolsun.
B. Sağlam 18:4
5
“Allah evlat edindi” diyenlerin ne kendilerinin ne de ecdatlarının bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Ağızlarından çıkan, (vebali ağır) ne büyük bir sözdür! Onlar, ancak yalan söylüyorlar.
B. Sağlam 18:5
6
Nerede ise, bu mesaja inanmadılar diye, onlara üzülerek ve peşlerine düşerek kendini helak edecektin.
B. Sağlam 18:6
7
(Hâlbuki) yerin üstündeki her şeyi, ona bir süs yaptık. Ki hangisinin amelce daya iyi olduğunu ortaya çıkaralım.
B. Sağlam 18:7
8
Sonra Biz, o yeryüzünü dümdüz ve kupkuru kılacağız.
B. Sağlam 18:8
9
Yoksa (sadece) Ashab-ı Kehf ve Rakim’in(*), ayetlerimizden acayip bir ayet olduğunu mu sandın?
B. Sağlam 18:9
10
Bir vakit, bir grup genç mağaraya sığındılar. “Ey Rabbimiz! Kendi katından bize bir rahmet ver. Ve bize, doğru karar aldırarak durumumuzu ıslah et,” dediler.
B. Sağlam 18:10
11
Biz, sayıları belli yıllarca onları mağarada uykuya vurduk.
B. Sağlam 18:11
12
Sonra onları dirilttik ki; hangi grubun, onların kaldığı müddeti daha iyi kaydettiğini görelim. (Onlarca belli olsun.)
B. Sağlam 18:12
13
Biz onların haberini doğru bir şekilde sana anlatıyoruz. Onlar, sahipleri olan Allah’a inanan, hidayetlerini arttırdığımız bir grup gençlerdi.
B. Sağlam 18:13
14
Biz onların kalplerini sağlamlaştırdık. Kalktılar, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmeyeceğiz. İşte o zaman (O’na eş koşarsak,) çok zulümlü, haksız bir söz söylemiş oluruz.”
B. Sağlam 18:14
15
“İşte bu kavmimiz, O’ndan başka ilahlar edindiler. Neden o ilahları için apaçık güçlü bir delil getirmiyorlar. Artık Allah’a yalan yere iftira edenden daha zalim kim olabilir?” dediler.
B. Sağlam 18:15
16
(Ve biri dedi ki:) “Siz o milletten ve Allah’tan başka ibadet ettikleri şeylerden ayrıldığınız için, şu mağaraya sığının. (Sığınmanız lazım.) Sahibiniz olan Allah, size rahmetini yayar ve işinizden faydalı bir durum sonuçlandırır.
B. Sağlam 18:16
17
Güneş doğduğu zaman, sağ taraflarından, mağaralarını sıyırarak geçer. Battığı zaman da sollarını sıyırarak (ışık değmeden) batar.(*) Onlar o mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bunlar, Allah’ın belgelerindendir. Allah kime yol gösterirse, o doğru yolu bulmuş demektir. Kimi de saptırırsa, artık sen ona doğru yol gösterici bir sahip bulamazsın.
B. Sağlam 18:17
18
Onları uyanık ve ayık sanırdın, hâlbuki onlar uyumuşlardı. Ve Biz onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de kapının girişinde kollarını uzatıp durmuş idi. Eğer onların yanına varsaydın, dönüp kaçardın ve kalbin onlardan korku ile dolardı.
B. Sağlam 18:18
19
İşte böylece onları dirilttik ki, aralarında birbirlerine sorsunlar. Onlardan biri: “Ne kadar kaldınız?” diye sordu. Onlardan bir kısmı: “Bir gün veya yarım gün” dediler. Diğer bir kısmı: “Sahibiniz olan Allah sizin ne kadar kaldığınızı çok daha iyi bilir. İşte birinizi bu paranızla şehre gönderin. Bakınsın, kimin yemeği daha temiz ise, ondan size bir yiyecek getirsin. Nazik davransın, kimseyi farkına vardırmasın.”
B. Sağlam 18:19
20
“Çünkü onlar, eğer sizi görüp yakalarlarsa ya sizi recm ederler veya sizi milletlerine gerisin geriye katarlar. İşte o zaman asla felah bulamazsınız.” dediler.
B. Sağlam 18:20
21
Ve (o millet, “Ahiret var mıdır, yok mudur” diye) tartışırlarken, onları dirilttiğimiz gibi, o milleti onlardan haberdar ettik. Ki: “Allah’ın vaadinin hak olduğunu, kıyamette hiç şüphe olmadığını bilsinler. Bir grup: “Bunların üstüne bir bina yapın, (öyle bırakın.) Rableri onların durumunun ne olduğunu daha iyi bilir” dediler. İşe (duruma) hâkim olanlar: “Biz onların üstünde bir mescid yapacağız” dediler.
B. Sağlam 18:21
22
“Onlar üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir.” diyecekler. Ve gayba taş atarak: “Beştirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Ve “Yedidirler, sekizincisi köpekleridir” diyecekler. De ki: “Rabbim, onların sayısını çok daha iyi bilir. Çok az insan, onların gerçek sayılarını bilir. Zahiri bir tartışmadan başka onlarla ilgili hiç tartışma ve onlar hakkında hiç kimseden de bir bilgi sorma!
B. Sağlam 18:22
23
Ve sakın sakın, “Yarın bu işi kesinkes yaparım,” deme!
B. Sağlam 18:23
24
“Eğer Allah dilerse…” de. Unuttuğun zaman, Rabbini an ve: “Yakında Rabbim, bana bundan daha doğru bir haber verecektir,” de!
B. Sağlam 18:24
25
Ve (diyorlar:) “Mağaralarında üç yüz artık dokuz sene kaldılar.”
B. Sağlam 18:25
26
De ki: “Allah, onların ne kadar kaldıklarını çok daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizlilikleri, O’nun bilgisindedir. O ne kadar iyi görür, ne kadar iyi işitir! O’ndan başka hiçbir sahipleri yoktur. Ve O, hüküm ve yargısına kimseyi ortak etmez.”
B. Sağlam 18:26
27
Ve Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Allah’ın yasaları için hiçbir değişiklik olmaz. O’ndan başka dayanılacak bir yer de bulamazsın.
B. Sağlam 18:27
28
Kendini, sabah-akşam, Rabbinin rızasını isteyerek Rablerine dua edip yalvaranlarla beraber tut. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan ayırma. İşi boş, isabetsiz, azgınlık olan, heva ve hevesinin peşinde koşan, kalbini zikrimizden gafil bıraktığımız kişiye sakın sakın uyma!
B. Sağlam 18:28
29
Ve de ki: “Hak ve doğru olan, Rabbinizden gelen bilgidir. Artık isteyen inansın, isteyen inkâr etsin. Çünkü Biz, zalimler için, sınırları kendilerini kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım dileyecek olurlarsa, yüzleri kızartan, maden eriği gibi bir su ile imdatlarına gidilir. Ne kötü bir içecek ve ne kötü bir ortamdır o!
B. Sağlam 18:29
30
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, şüphesiz Biz, öyle güzel işler yapanların ücretini zayi etmeyiz.
B. Sağlam 18:30