1
Sarıp kuşatacak olanın haberi sana ulaştı değil mi?
2
O gün kimi yüzler yere eğilmiş,
4
Onlar kor ateşe girecekler,
5
kızgın bir kaynaktan su içirileceklerdir.
6
Kuru dikenden başka yiyecekleri olmayacaktır.
7
O onları ne besleyecek, ne de açlıklarını giderecektir.
8
O gün kimi yüzler de mutlu,
10
yüksekçe bir bahçeye (cennete) girmiş olacaklar,
11
orada boş bir söz duymayacaklar.
12
Orada akan bir kaynak,
13
orada yüksek tahtlar (koltuklar),
16
yayılmış sergiler vardır.
17
Hiç bakmazlar mı, bulut[*] nasıl yaratılmış?
[*] İbil, deve sürüsü gibi gözüken yağmur yüklü bulut anlamına da gelir (el-Kâmûs c.3 s.48). Geniş bilgi için Fil Suresinde ebâbil kelimesi ile ilgili dipnota bkz.(Fil 105/3)
18
Gök nasıl yükseltilmiş?
19
Dağlar nasıl dikilmiş?
21
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.
22
Yoksa tepelerine dikilecek değilsin.
23
Ama kim yüz çevirir, görmezlik ederse,
24
Allah onu en büyük azaba çarptıracaktır.
26
Sonra hesaplarını görmek de Allah’a[*] düşer.
[*] Bir yazıda veya konuşmada "O" veya "Onlar" yerine "Ben" veya "Biz " denmesi, Arap edebiyatında ifadeye güzellik katar. Buna iltifat denir. Burada da iltifat olduğundan "Dönüşleri bizedir. Sonra hesaplarını görmek de bize düşer" denerek üçüncü şahıstan birinci şahsa geçilmiştir. Türkçede iltifat sanatı olmadığından maksadın doğru anlaşılması için tercüme bu sanata göre değil, cümlenin akışına göre yapılmıştır.