Ana SayfaMealler › Süleymaniye Vakfı
SV

Süleymaniye Vakfı

Süleymaniye Vakfı meali ile okumaya başla
Naziat 1 / 46
1
Söke söke alanlara[*], [*] İlk beş âyetteki kelimeler, orada var sayılan (mahzuf) نفوس = kimseler kelimesinin sıfatı sayılmıştır.
S. Vakfı 79:1
2
İşini sağlam yapanlara,
S. Vakfı 79:2
3
Kolayca iş başaranlara[*], [*] "Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki herkes Allah'a içten boyun eğer . Her şeyi güzel yapmasına karşılık ona içten boyun eğmeyen tek varlık yoktur ama onların bu boyun eğişlerini siz kavrayamazsınız. O yumuşak davranır ve çok bağışlar." (İsra 17/44)
S. Vakfı 79:3
4
Aynı zamanda yarıştıkça yarışanlara,
S. Vakfı 79:4
5
İşleri çekip çevirenlere yemin olsun ki,
S. Vakfı 79:5
6
Bir gün şiddetli sarsıntı herkesi sarsacak;
S. Vakfı 79:6
7
Bunu diğeri izleyecektir.
S. Vakfı 79:7
8
O gün, kimi yürekler yerinden oynayacak,
S. Vakfı 79:8
9
Gözleri yere inmiş olacaktır.
S. Vakfı 79:9
10
Derler ki: “Kabir çukurunda iken tekrar hayata mı döndürüleceğiz?
S. Vakfı 79:10
11
Çürümüş kemikler haline geldikten sonra; öyle mi?”
S. Vakfı 79:11
12
Derler ki, “Öyleyse, bu dönüş bir hüsran olur!”
S. Vakfı 79:12
13
Aslında o, bir tek emre[*] bakar. [*] Bir kez daha topraktan yaratılan insanlara verilen kalkma emridir. Bu emir, sura üflenerek duyurulur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Sura üflenmiştir. İşte o zaman kabirlerinden Rablerine doğru koşup giderler. Yazık oldu bize! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? derler." (Yasin 36/51-52)
S. Vakfı 79:13
14
Sonra hepsi birden yeryüzüne çıkar.
S. Vakfı 79:14
15
Sana Musa’nın haberi ulaştı değil mi?
S. Vakfı 79:15
16
Hani Rabbi ona kutsal Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
S. Vakfı 79:16
17
“Firavun’a git; o, azgınlaştı.
S. Vakfı 79:17
18
De ki: Kendini geliştirmek hakkındır, değil mi?
S. Vakfı 79:18
19
Sana, Rabbine giden yolu göstermem de hakkındır. Sonra kendine çeki düzen verirsin.”
S. Vakfı 79:19
20
Ardından ona en büyük mucizeyi gösterdi.
S. Vakfı 79:20
21
Ama Firavun yalana sarıldı ve isyan etti.
S. Vakfı 79:21
22
Sırt çevirdi ve işe girişti.
S. Vakfı 79:22
23
Herkesi topladı ve haykırdı:
S. Vakfı 79:23
24
“Sizin en yüce efendiniz[*] benim” dedi. [*] Efendi diye tercüme edilen kelime "Rab"dir. Biz kölenin sahibine efendi deriz, Araplar rab derler. Firavun halkını kendine köle yaptığı için "Bizim gibi iki insana mı inanacağız? Kavimleri zaten bizim kölelerimizdir." (Müminûn 23/47) diyerek Musa ve Harun Peygamberlere karşı çıkıyorlardı. Onların, insanları Allah'tan başkasına köle olmamaya çağırması, Firavun'un düzenini temelden sarstığı için böyle bir girişimde bulunmuştu.
S. Vakfı 79:24
25
Allah da onu yakaladı, çağdaşlarına ve sonrakilere ibretlik yaptı.
S. Vakfı 79:25
26
Kendine çeki düzen verecek kimseler için bunda tam bir ibret vardır.
S. Vakfı 79:26
27
Size göre, sizleri yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı[*]? Onu da Allah bina etti. [*] "Gökleri ve Yeri yaratmak elbette insanları yaratmaktan daha büyük bir şeydir ama insanların çoğu bunu bilmez." (Mümin 40/57)
S. Vakfı 79:27
28
Tavanını yükseltti ve onu düzenledi.
S. Vakfı 79:28
29
Gecesini alâmetsiz kıldı[*] ve duhâsını çıkardı. [*] "Ağtaşa'nın kökü ğataş = الغَطَشُ göz kamaşması demektir. Kamaşan göz için her şey belirsizdir. Nereye gittiği belli olmayacak şekilde yolu kaybolmuş çöle; mefâzetun ğatşâ = مفَازةٌ غَطْشى. denir. (Lisan'ul-arab) Gecenin belirtisiz olması değişmez bir göstergesinin olmamasıdır. Bu yüzden kutup bölgelerinde beyaz geceler oluşur.
S. Vakfı 79:29
30
Yeri, bundan sonra döşedi[*]. [*] Ayete göre, bitkilerin ve hayvanların yaratılması, göklerin ve yerin yaratılmasından, gecenin ve gündüzün oluşumundan sonradır. Yedi âyette, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı bildirilmiştir. Şu âyetlerde ise yerin iki günde yaratıldığı, gıda ölçülerinin toprağa yerleştirmesinin iki gün daha devam ettiği, kalan iki günde de göklerin yaratıldığı bildirilmiştir. "De ki; yeri iki günde yaratana benzer nitelikte varlıklar oluşturarak onu tanımazlık eden siz misiniz? O, tüm varlıkların Rabbi ve sahibidir. Üstten içe sabit dağlar yerleştirip yeri bereketlendiren ve arayanlara eşit uzaklıktaki gıdaların ölçüsünü dört günde oluşturan odur. Bir de duman halindeki göğe yönelmiş; ona ve yere; "İsteyerek veya istemeyerek gelin" demişti; ikisi de; "İsteyerek geldik" demişlerdi." Bir de onları, iki günde yedi gök halinde tamamlamış ve her gökte ona ait emri vahyetmişti. En yakın (birinci) göğü de kandillerle (yıldızlarla) süsledik ve koruduk. İşte bu, işini başaran ve bilgili olan Allah'ın onlara güç vermesidir . (Fussilet 41/9–12)
S. Vakfı 79:30