1
Kıyamet (mezardan kalkış) gününe yemin etmem.
2
Yanlışlarını görüp kendini kınayana da yemin etmem (Bunların önemi ortadadır.)
3
İnsan kemiklerinin bileşimini tekrar gerçekleştirmeyeceğimizi mi sanıyor?
4
Evet (Biz bunu yaparız), parmak uçlarını bile eski haline getirmenin ölçüsünü koyan Biziz.
5
Ama, günahkar kişi, ilerisi ile ilişiğini kesmek ister[*].
[*] الفجر: شق الشيء شقا واسعا
6
"Mezardan kalkış (kıyamet) günü ne zamanmış[*]?" diye sorar.
[*] Şeytanın kıyamet gününe kadar yaşamak istemesi de bundandır. Önce günah işlemeyi, sonra tevbe edip iyi şeyler yaparak (insanların hayırsız olduğu konusundaki) haklılığını ispatlamaya çalışmaktadır. Ama günaha alışanın onu terk etmesi kolay değildir. (Bkz: Araf 7/14-17, Hicr 15/35-40)
7
(Mezardan kalkanın) Gözleri yuvalarından fırlayınca,
9
Güneş ile Ay bir araya getirilmiş olur[*].
[*] O gün Güneş dürülmüş olacağı için (Tekvir 81/1) "Yer, Rabbinin ışığıyla aydınlanacak, Kitap ortaya konacak, nebiler ve tanıklar getirilecektir. Aralarında doğru bir yargılama olacak, kimseye haksızlık yapılmayacaktır." (Zümer 39/69)
10
İnsan o gün: "Kaçıp sığınılacak yer nerede?" der.
11
Hayır! Artık sığınılacak yer kalmamıştır.
12
O gün, varıp durulacak yer Rabbinin[*] huzurudur.
[*] Sahibinin
13
Neye öncelik verdiği neyi ertelediği o gün insana tek tek bildirilir[*].
[*] "İnsanlar sıralar halinde Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. (Onlara denir ki) "Karşımıza, ilk yarattığımız gibi (tek tek) geldiniz. Aslında sizin için buluşma yeri ve zamanı belirlemeyeceğimizi sanmıştınız." Defterleri önlerine konur. Günahkarların, defterde olanlardan korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki "Eyvah! Bu nasıl defter ki küçük büyük bırakmadan hepsini sayıp dökmüş." (Kehf 18/48-49) Yaptıkları her şeyi karşılarında hazır bulurlar. Senin Rabbin kimseye yanlış yapmaz. Her insanın tâirini (uçup gider sandığı işlerini) boynuna bağladık. (Mezardan) kalkış günü ona ait bir defter çıkarırız. Açılmış olarak onu karşılar. Ona şöyle denir: "Defterini oku; bugün kendi hesabını kendine vermen yeterlidir". (İsra 17/14-15)
14
Aslında insan, kendi aleyhine açık bir belgedir.
15
Özürlerini sayıp dökse de bir şey değişmez.
16
(Ona şöyle denir:) “Temize çıkmak için boşuna ağzını yorma.
17
(Yaptığını da yapmadığını da) toparlayıp bir araya getirmek bizim işimizdir.
18
Biz onu okurken sen okunanı takip et.
19
Artık onları sayıp dökmek bizim işimizdir[*].
[*] "İnsanlar sıralar halinde Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. (Onlara denir ki) "Karşımıza ilk yarattığımız gibi (tek tek) geldiniz. Aslında sizin için buluşma yeri ve zamanı belirlemeyeceğimizi sanmıştınız." Defterleri önlerine konur. Günahkarların, defterde olanlardan korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki "Eyvah! Bu nasıl defter ki küçük-büyük bırakmadan hepsini sayıp dökmüş." Yaptıkları her şeyi karşılarında hazır bulurlar. Senin Rabbin kimseye yanlış yapmaz." (Kehf 18/48-49)
20
Hayır! Bir an önce elinize geçecek şeyler istiyordunuz.
21
Sonrasını düşünmüyordunuz.
22
O gün bir takım yüzler parlaktır,
23
Rablerinin ikramını beklerler.
24
O gün bazı yüzler de asıktır,
25
bellerinin kırılacağını sanırlar.
26
Hayır (kendinize çeki düzen verin)! Can, köprücük kemiklerine dayanınca,
27
(telaşa düşülür) "Bunu kurtaracak biri var mı?" denir.
28
Artık o, ayrılık vaktinin geldiğini anlar
29
ve ayakları birbirine dolaşır[*].
[*] Kelime kelime anlamı şöyledir: "Bacağı bacağına dolaşmıştır." Türkçe'de bacağın dolaşmasından değil ayakların dolaşmasından söz edilir.
30
O gün sevkiyat Sahibinin huzurunadır.
Sonraki 10 ayet →