1
NUN! Kaleme ve (insanların) onunla yazdıklarına çok dikkat edin!
2
Rabbinin[*] nimeti sayesinde sen, cinlerin etkisinde değilsin.
[*] Sahibinin
3
Senin için tükenmek bilmeyen bir ödül var.
4
Çünkü sen üstün bir dine[*] bağlısın.
[*] الخُلُق= huluk ve hulk; din, tabiat ve huy anlamlarına gelir.(Lisan'ul-arab) Aişe validemizin bir soru üzerine "O'nun huluku Kur'ân'dı" (A. b. Hanbel, Müsned) demesi bundandır. Allah Teâlâ dinini şöyle tanımlamıştır: "Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah'ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur (= لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ). İşte doğru din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler." (Rum 30/30)
5
Yakında göreceksin, onlar da görecekler.
6
Şeytanın etkisine[*] giren kimmiş?
[*] Buradaki kelime meftûn'dur. "Fitneye gelmiş" anlamındadır. Bilindiği gibi Şeytan cinlerdendir. Cinlerin etkisine girmekle itham edilmesi, şeytanın etkisine girdiğinin iddia edilmesidir. Şeytan insanı fitneye sokar. Bir ayet şöyledir: "Ey Âdemoğulları! Sakın Şeytan ana-babanızı yaktığı gibi sizi de yakmasın. Açılması hoş olmayacak yerlerini kendilerine göstermek için onların elbiselerini sıyırmış ve o bahçeden çıkarmıştı. O ve onun gibiler, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz Şeytanları inanmayanların dostları yaptık." (Araf 7/27)
7
Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir. O, doğru yolda olanları da iyi bilir.
8
Yalancıları dikkate alma!
9
Onlar çok isterler ki sen onlara yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.
10
Yemin edip duran alçakların hiçbirini dikkate alma!
11
Arkadan çekiştirenleri, söz getirip götürenleri,
12
iyiliği engelleyen, saldırgan, günaha düşkün,
13
saygısız, daha da ötesi şımarık olanları önemseme!
14
Malı ve oğulları var diye şımarır.
15
Ayetlerimiz okununca, “Bunlar eskilerin masalları!” der.
16
Böylelerinin burnunu sürteceğiz.
17
Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi bunları da yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz. Bahçenin sahipleri, ürünü sabah erkenden devşireceklerine yemin etmişlerdi.
18
Başka bir ihtimal düşünmüyorlardı.
19
Onlar uykudayken Rabbinin emriyle bir afet, bahçeyi sarıp sarmaladı.
20
Orası devşirilmiş gibi oldu.
21
Sabah olunca bahçenin sahipleri biribirlerine seslendiler:
22
Eğer devşirecekseniz ürünlerinizin başına erkenden varın!” dediler.
23
Hemen yola çıktılar. Şöyle fısıldaşıyorlardı:
24
“Bu gün hiç bir yoksul, yanınıza kesinlikle sokulmamalı!”
25
Karar verdikleri gibi erkenden hırsla oraya vardılar.
26
Bahçeyi görünce: “Biz, kesinlikle başka bir yere geldik!” dediler.
27
“Hayır hayır, biz yoksun bırakıldık!”
28
Dengeli olanları söze karıştı: “Size, ‘Allah’ın emrine uysanıza!’ dememiş miydim?”
29
Hep bir ağızdan, “Rabbimiz! Sana boyun eğeriz. Biz yanlışlar içindeyiz!” dediler.
30
Dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar:
Sonraki 22 ayet →