1
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’na[1]; bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah’a boyun eğer[2].
[1] İltifat [2] Boyun eğme ya zorunlu ya da gönüllü olur. İmtihana tabi olan insan ve cinler de dahil her şey, varlığını sürdürebilmek için Allah'ın koyduğu kanun ve kurallara uymak zorundadır. Gönüllü boyun eğme, imtihanla ilgili konulardadır. İman, küfür, günah ve sevap; imtihana tabi olan insan ve cinlerin, tercihleriyle oluşur. Zorunlu kulluğu konu olan şeylerin oranı, gönüllü kulluğa konu olanlarla kıyaslanamayacak kadar fazladır. Allah'a isyan etmek için bile zorunlu kulluk şartlarına uymak gerekir. Mesela bir hayvanı Allah rızası için kesen ile putu için keseni ayıran tek şey onun niyetidir.
2
Ümmilerin (ilahi kitapları bilmeyenlerin)[*] içinden elçi çıkaran Allah’tır. Onlara, O’nun ayetlerini okur, Kitab’ı ve hikmeti öğreterek onları geliştirir. Halbuki onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.
[*] Bkz.: Bakara 2/78 ve dipnotu
3
Bunları, henüz onlara katılmamış başkalarına da öğretecektir. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.
4
İşte bu (öğretim), Allah’ın lütfudur, onu doğru tercihte bulunana yapar. Allah büyük lütuf sahibidir.
5
Kendilerine Tevrat bilgisi yüklenen ama onun hükümlerini yüklenmeyenler[1], kitap yüklü eşek gibidirler[2]. Allah’ın ayetleri karşısında yalan yanlış şeylere sarılan bu topluluk, ne kötü örnektir. Allah, yanlışlar içinde olan toplulukları yola getirmez.
[1] Tevrat'ı öğrendiği halde ona uymayanlar. [2] Zahmetini çeker, nimetinden yararlanamazlar
6
De ki “Ey Yahudiler! Sandığınız gibi siz, Allah’a diğer insanlardan daha yakınsanız, iddianızda da samimi iseniz ölmünüzü isteyin.
7
Yaptıkları şeyler sebebiyle ölümü hiç bir zaman istemezler. Yanlışlar içinde olanları bilen Allah’tır.
8
De ki “Kendisinden kaçtığınız ölüm sizi yakalayacaktır. Sonra, gizliyi de açıkta olanı da bilen Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız. Yapıp ettiklerinizi size, O bildirecektir”.
9
Ey inanıp güvenenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında alış verişi bırakın; Allah’ın zikrine[1] koşun[2]. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
[1] Allah'ın zikri, Allah'ın kitabıdır (Hicr 15/9, Enbiya 21/24). Allah'ın zikrine koşmanın ilk anlamı, cuma hutbesidir. Çünkü hutbe, Allah'ın kitabı ile ilişki kurarak bir konuyu anlatmak için okunur. Namaz da o Zikri öğrenmek için kılındığından (Taha 20/14) Allah'ın zikrine koşmanın ikinci anlamı Cuma namazına gitmektir. [2] Bu emir, kadın için de erkek icinde geçerlidir.
10
Namazı bitirdiğinizde yeryüzüne dağılın[*] ve Allah’ın lütfunu arayın. Allah’ın sözlerini sık sık hatırlayın ki umduğunuza kavuşasınız.
[*] Cuma namazı kılındığı takdirde öğle namazı kılınmamasının nedeni bu ayettir.
11
Bir kazancı veya eğlenceyi görünce bazıları seni ayakta bırakıp gittiler[*]. De ki “Allah’ın katında olanlar, her türlü eğlence ve kazançtan iyidir. Rızık verenlerin en iyisi Allah’tır.”
[1] صحيح البخاري- طوق النجاة - (2 / 13) حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ عَنْ حُصَيْنٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ قَالَ حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذْ أَقْبَلَتْ عِيرٌ تَحْمِلُ طَعَامًا فَالْتَفَتُوا إِلَيْهَا حَتَّى مَا بَقِيَ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَّا اثْنَا عَشَرَ رَجُلًا فَنَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ{وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا}