Ana SayfaMealler › Süleymaniye Vakfı
SV

Süleymaniye Vakfı

Süleymaniye Vakfı meali ile okumaya başla
Hadıd 1 / 29
1
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a boyun eğer. Üstün olan ve doğru kararlar veren O’dur.
S. Vakfı 57:1
2
Göklerin ve yerin hakimiyeti O’ndadır. Can veren O, öldüren O’dur. O, her şeye bir ölçü koyar.
S. Vakfı 57:2
3
İlk O’dur, sonraki de O. Açıkta olan O’dur, duyulardan uzak olan da O’dur. O, her şeyi bilendir.
S. Vakfı 57:3
4
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde[*](evrede) yaratan ve yönetime (arşa) geçmiş olan O’dur. Yere ne girer ve yerden ne çıkarsa, gökten ne iner ve gökte/göğe ne yükselirse onların hepsini bilir. Nerede olursanız olun, O, sizinle birliktedir. Allah, yaptığınız her şeyi görür. [*] Bizim gün olarak bildiğimiz zaman birimi güneşe ve gündüze göre hesapladığımız bir kavramdır. Yaratılış aşamalarının anlatıldığı bu ayette bildirilen gün kavramı bizim bilmediğimiz bir gün kavramıdır. Bu nedenle parantez içinde "(evre)" ifadesi eklenmiştir.
S. Vakfı 57:4
5
Göklerin ve yerin hakimiyeti O’nun elindedir. Bütün işler O’na arz edilir.
S. Vakfı 57:5
6
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O herkesin içinde olanı bilir.
S. Vakfı 57:6
7
Siz, Allah’a ve elçisine inanıp güvenin ve size verilen şeylerden hayra harcayın. İçinizden inanıp güvenen ve hayra harcayanlar için büyük bir ödül vardır.
S. Vakfı 57:7
8
Sizin neyiniz var ki Allah’a ve elçisine güvenmiyorsunuz? Oysa o, sizden kesin söz[1] almış olan Rabbinize[2] güvenmeye çağırıyor. Söz verirken güvendiyseniz şimdi de güvenin. [1] Bkz: Araf 7/172 [2] Sahibinize
S. Vakfı 57:8
9
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarması için kuluna birbirini açıklayan ayetleri indiren O’dur. Allah size karşı şefkatlidir, ikramı boldur.
S. Vakfı 57:9
10
Sizin neyiniz var ki Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Göklerde ve yerdeki her şey zaten Allah’a kalacaktır. Önünüzün açılmasından[*] önce hayra harcayan ve savaşanların derecesi, daha sonra hayra harcayan ve savaşanlarınki ile bir olmaz; öncekilerin derecesi daha yüksektir. Allah hepsine, yaptığının en güzeli ile karşılama sözü vermiştir. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir. [*] Buraya, "Mekke'nin fethinden önce" anlamı da verilebilir ama o zaman ayetin muhatabı biz olmayız.
S. Vakfı 57:10
11
Allah’a güzel ödünç verecek biri var mı ki Allah onu katlayarak geri versin? Onu cömertçe bir ödül beklemektedir.
S. Vakfı 57:11
12
Bir gün inanıp güvenen erkeklerle inanıp güvenen kadınların ışıklarının, önlerinden ve sağlarından saçıldığını göreceksin. Onlara: “İçinden ırmaklar akan bahçeler bugün sizin müjdenizdir; orada ölümsüzleşeceksiniz” denir. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.
S. Vakfı 57:12
13
O gün ikiyüzlü (münafık) erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, müminlere şöyle derler: “Bize bakın da ışığınızdan yararlanalım.” Onlara: “Arkanıza dönüp kendinize ışık arayın.” denir. Sonra aralarına giriş kapısı olan bir duvar çekilir[*]. İç tarafında her türlü ikram, dış tarafında da azap olur. [*] Burası mahşer yeridir; büyük günah işlememiş veya sevabı çok olanlar orada hiçbir sıkıntı çekmeyecekleri için o kapıdan girer ve kurtulurlar. Allah Teala şöyle buyurur: "Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötü davrananları yaptıklarına karşılık cezalandırsın; güzel davrananları da daha güzeli ile karşılasın diyedir. Onlar, günahların büyüklerinden ve fuhuş çeşitlerinden kaçınanlardır; diğer günahlar başka. Sahibinin affı kapsamlıdır." (Necm 53/31-32) "Önceden daha güzeli ile karşılama sözü verdiklerimiz Cehennemden uzak tutulacaklardır. O büyük dehşet onları üzmeyecek, ölümsüz olarak canlarının çektiği şeyler içinde olacaklardır. Melekler "bu sizin gününüz, size söz verilen gündür" diyerek onları karşılayacaklardır." (Enbiya 21/101-103)
S. Vakfı 57:13
14
Münafıklar: “Sizinle beraber değil miydik?” diye bağırırlar. Müminler: “Evet ama siz kendinizi yaktınız. Bizi gözlemlediniz, şüpheye düştünüz; kurduğunuz kurgular, Allah’ın (ölmenizle ilgili) emri gelinceye kadar sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) da sizi Allah ile aldattı.”
S. Vakfı 57:14
15
(Ey münafıklar!) Bu gün sizden de ayetleri görmezlikten gelenlerden (kafirlerden) de bir can bedeli (fidye) alınmayacaktır. Varıp duracağınız yer o ateştir. Artık o, sizin en yakınınızdır. Ne kötü hale gelmektir o!
S. Vakfı 57:15
16
Kendini inanıp güvenmiş (mümin) sayanların[1] kalplerini, Allah’ın Zikrine (Kitabına) ve o gerçekten süzülen hikmetlere[2] bağ­lamalarının zamanı gelmedi mi? Sakın daha önce kendilerine ki­tap verilen­ler gibi olmasınlar; üzerlerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. On­ların çoğu yoldan çıkmıştır. [1] Buradaki âmenû آمنوا fiili if'al babındandır. Bu bab fiile vicdan=bulma anlamı da yüklediğinden ayete "vecedû enfusehüm muminîne" anlamı verilmiştir. [2] Buradaki el-hak kelimesi Allah'ın zikrini yani Kur'an'ı gösterir. Ondan inen de Kur'an'dan süzülen hikmet olur. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: "O, indirdiği kitap ve hikmet ile size öğüt vermektedir"(Bakara 2/231)
S. Vakfı 57:16
17
Bilin ki Allah, (sadece insanlara değil) ölümünden sonra toprağa da hayat verir. Bu ayetleri size aklınızı kullanasınız diye açıklıyoruz.
S. Vakfı 57:17
18
Allah’a güzel bir ödünç vererek sadaka (zekat) dağıtan erkeklerle kadınlara, karşılıkları kat kat verilecektir. Onlar için büyük bir ödül vardır.
S. Vakfı 57:18
19
Allah’a ve elçisine inanıp güvenenler, Rableri katında özü sözü doğru ve şahit sayılacak kimselerdir. Onların hem alacakları ödül hem de ışıkları (nurları) vardır. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılarak ayetleri görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir.
S. Vakfı 57:19
20
Bilin ki dünya hayatı bir oyun, bir oyalanma, bir süs, mallar ve çocuklarla övünme yarışından ibarettir. Bu hayat, bitirdiği bitkilerle çiftçileri hayran bırakan bereketli yağmura benzer. Sonra bitki kurur; onu sararmış görürsün, arkasından da çer-çöpe dönüşür. Ama Ahirette (öbür dünyada) hem ağır bir azap hem de Allah’ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanma dışında bir şey değildir.
S. Vakfı 57:20
21
Rabbiniz (Sahibiniz) tarafından (durumunuzun düzeltilmesini) bağışlanmayı ve genişliği göklerle yerin arası kadar olan Cennet’i elde etmek için yarışın. Orası Allah’a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlandı. İşte Allah’ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verecektir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
S. Vakfı 57:21
22
Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen bir tek olay yoktur[*] ki onu, ayrı bir varlık olarak yaratmamızın öncesinde bir deftere kaydedilmiş olmasın. Bu, Allah’a göre kolaydır. [*] Âyette geçen مُّصِيبَةٍ musibet, savb (صوب) kökündendir. Mucemü mekâyîs'il-luğa'ya göre savb, bir şeyin nüzulü ve yerine yerleşmesi anlamına gelir. Bu sebeple âyete, ister iyi ister kötü olsun 'olan her şey' anlamını verdik. Sonraki âyet de bu anlamı doğrulamaktadır.
S. Vakfı 57:22
23
Bunun böyle olması, kaybettiğinize üzülmeyesiniz, Allah’ın verdiği şeyle de şımarmayasınız diyedir[*]. Allah, kendini bir şey zannedip övünen hiç kimseyi sevmez. [*] İster iyilik olsun ister kötülük, başımıza gelen her şey Allah'ın onayıyla olduğu için bunların değişmeyeceğini bilmemiz gerekir. Bunu bilen biri, kötü duruma düşünce, "Başıma bu nasıl gelir?" diye üzülmez, iyi noktalara gelince de "Bu benim hakkımdır!" diye şımarmaz. Onun yapacağı tek şey, yanlışları varsa onları düzeltmeye çalışmak ve geleceğe odaklanarak imtihanı kazanmaya bakmaktır.
S. Vakfı 57:23
24
Onlar, cimrilik eden ve insanlardan da cimrilik etmelerini isteyen kimselerdir. Allah'tan yüz çeviren çevirsin; Allah’ın kimseye ihtiyacı yoktur, yaptığını da güzel yapar.
S. Vakfı 57:24
25
Şurası kesin ki elçilerimizi açık belgelerle gönderdik; beraberlerinde Kitab’ı ve dengeyi (mîzanı)[1] indirdik ki insanlar her şeyin hakkını versinler. Pek sert olan ve insanlara bir çok faydası olan demiri de Biz indirdik[2]. Bunlar, dinine ve elçilerine kimin içten[3] destek olduğunu Allah’ın bilmesi içindir. Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir. [1] Mizan, Allah'ın tüm varlıklara koyduğu ve insanların uymasını istediği dengedir. Bu ayetteki mizan, ayetlerin ayetleri açıkladığı Kur'an yöntemi olarak da anlaşılabilir. Geniş bilgi için bkz. Al-i İmran 3/7, Hud 11/1-2, Fussilet 41/3 ve dipnotları [2] Demirin indirilmiş olduğu bildirilmektedir. Öyleyse demir dünyanın var olması aşamasında kendi bünyesinde meydana gelen bir madde değildir. Günümüz çalışmaları dünya çekirdeğinde yüksek miktarda demir olduğu görüşündedir. Allah'ın yazılı ayetleri ile yaratılmış ayetlerini birlikte okuyacak bilim insanları sayesinde bu ilim dallarında çok ileri keşifler yapılabilir. [3] "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime (الغيب) El-ğayb'dır. Gayb; gizli olan, akılla ve duyularla bilgi edinilemeyen varlıktır. B'il-ğayb'daki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır. Yani isim tamlamasında tamlayanın yerine geçmiştir. بغيبهم/biğaybihim = kendi gayblarıyla demektir. Herkesin içi, başkası için gayb olduğundan Medine'deki bazı münafıkları, Nebîmiz, iyi bir Müslüman sanıyordu (Münafikun 63/1-4). İçten inanmak gerektiği için buradaki gayb'a "içten" anlamı verilmiştir.
S. Vakfı 57:25
26
Nuh'u ve İbrahim'i elçi olarak gönderen biziz. İkisinin soyundan gelenlere de nebilik ve kitap verdik. O iki soydan gelenlerin bir kısmı doğru yoldadır, bir çoğu da yoldan çıkmıştır.
S. Vakfı 57:26
27
Sonra onların izlerini takip eden elçilerimizi peş peşe gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların gönüllerine şefkat ve iyilik duyguları yerleştirdik. Ama kendilerine yazmadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Niyetleri sadece Allah’ın rızasını kazanmaktı fakat onu gereği gibi yapmadılar. İçlerinde inanıp güvenmiş olanlara ödülünü veririz ama çoğu yoldan çıkmıştır.
S. Vakfı 57:27
28
Ey inanıp güvenenler! Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun ve O’nun elçisine tam güvenin ki size ikramından iki pay versin, içinde yürüye­ce­ğiniz bir ışık (nur) oluştursun ve sizin durumunuzu düzeltsin. Allah bağışlar ve ikramı boldur.
S. Vakfı 57:28
29
Ehl-i Kitap[1], Allah'ın yapacağı lütfu kendilerinin belirleyemeyeceğini bilmelidir. Bütün lütuf Allah'ın elindedir; onu doğru tercihte bulunana yapar; Allah büyük lütuf sahibidir.[2] [1] Kitaplarında uzman olan kişiler [2] Lütuf (TDK): Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım, ihsan, inayet, atıfet
S. Vakfı 57:29
Hadıd suresi tamamlandı