4
ve işi paylaştıranlar önemli olduğu gibi
5
Size verilen sözlerin doğruluğunda şüphe etmemeniz de önemlidir[*].
[*] Yemin. تفسير القرطبي - (17 / 29) وإذا أقسم الرب بشيء أثبت له شرفا وقيل المعنى ورب الذاريات والجواب { إنما توعدون } أي الذي توعدونه من الخير والشر والثواب والعقا { لصاد } لا كذب فيه ومعنى لصادق لصدق وقع الاسم موقع المصدر { وإن الدين لواقع } يعني الجزاء نازل بكم ثم ابتدأ
6
Evet, hesap verme günü gerçekleşecektir.
7
Yörüngelerle dolu gök de önemlidir.
8
Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir
9
Hesap verme inancından çevrilen çevrilene.
10
Kurgularını gerçek gibi sunanlar kahrolsunlar.
11
Onlar bir beklentiyle hoş görünenlerdir[*].
[*] Buradaki sehv, kendi yanlışından kaynaklanan sehivdir. Allah Teala şöyle buyurur: 4) İbadet de eden bu gibi kimselerin çekecekleri var. 5) Bunlar ibadetlerini önemsemezler. 6) Onlar gösteriş yaparlar. 7) Küçük yardımlara bile engel olurlar. (Maun 107/4-7) Burada anlatılan kişiler de kendilerini iyi göstererek kurgular kuran ve dini arzulara uyduranlardır.
12
Hesap verme günü ne zaman diye sorarlar.
13
Sordukları, kendilerinin ateşte yanacakları gündür!
14
O gün onlara; “Yaktığınız ateşin tadına varın; bir an önce gelmesini istediğiniz işte bu” denecek.
15
Kendini bozmamış olanlar[*] ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar,
[*] Muttaki - (takva sahipleri): Allah'tan çekinerek korunan ve kendini bozmamış olan kimselerdir. Bakınız Bakara 2/2.
16
Rablerinin (Sahiplerinin) ikramını alırlar. Onlar daha önce iyi davranan kimselerdi.
18
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerler.
19
Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.
20
Kesin bilgi sahibi olmak isteyenler için yeryüzünde belgeler var!
21
Kendinizde de var; gözlemlemiyor musunuz?
22
Rızkınız göklerde; size söz verilenler de oradadır.
23
Göğün ve yerin Rabbinin (Sahibinin) hakkı için o (söz verilen şey), aranızdaki konuşmalar kadar gerçektir.
24
İbrahim’in ikramını gören konukların bilgisi sana ulaştı değil mi?
25
Hani yanına girmiş, “Selam!” demişlerdi. O (İbrahim): “Size de selam, tuhaf bir topluluksunuz” demişti.
26
Sezdirmeden hane halkına yönelmiş; besili bir buzağı (pişirtip) getirmişti.
27
Önlerine koydu; “Yemez misiniz?” dedi.
28
Hallerinden içine korku düştü. “Korkma” dediler ve ona, bilgili bir oğul müjdesi verdiler.
29
Karısı çığlık atarak döndü ve ellerini yüzüne vurarak: “Kocamış kısır bir kadından mı?” dedi.
30
“Aynen öyle; bunu Rabbin (Sahibin) söyledi” dediler. “O, doğru kararlar veren ve her şeyi bilendir”
Sonraki 30 ayet →