Ana SayfaMealler › Süleymaniye Vakfı
SV

Süleymaniye Vakfı

Süleymaniye Vakfı meali ile okumaya başla
Hucurat 1 / 18
1
Ey inanıp güvenenler! Allah’ın ve Elçisinin önüne geçmeyin. Allah’tan çekinin; o dinler ve bilir. Ey inanıp güvenenler! Allah’ın yani (size O’nun sözlerini taşıyan) Kitabının[1] önüne geçmeyin[2] Allah’tan çekinin çünkü o dinler ve bilir. [1] Resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Uhud savaşında Nebîmiz'in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Aramızda sürekli kalacak olan resul, Kur'an olduğu için bu âyette kelimeye başka anlam verilemez. [2] Bunu açıklayan ayet şudur: Allah, yani (O'nun sözlerini size taşıyan) Kıtabı bir işi kesinleştirdiğinde inanıp güvenmiş bir erkeğin ve kadının, kendi işlerinden dolayı seçme hakkı kalmaz. Kim, Allah'a yani (size O'nun sözlerini taşıyan) Kıtabına baş kaldırırsa açık bir şekilde sapmış olur. (Ahzab 33/36)
S. Vakfı 49:1
2
Ey inanıp güvenenler! Sözlerinizle Nebi’nin sözünü bastırmayın. Onunla konuşurken de birbirinizin diğerine yaptığı gibi sesiniz yükseltmeyin. Yoksa işleriniz boşa çıkar da farkına bile varamazsınız.
S. Vakfı 49:2
3
Allah’ın yani (O’nun sözlerini taşıyan) Kitabının yanında seslerini kısanlar, Yanlışlardan korunmaları (takva) konusunda Allah’ın, kalplerini sınavdan geçirdiği kişilerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
S. Vakfı 49:3
4
(Ya Muhammed!) Sen içerdeyken odaların dışından sana seslenenlerin çoğu aklını kullanmayan kişilerdir.
S. Vakfı 49:4
5
Sabırlı olsalar da sen çıkıncaya kadar bekleselerdi kendileri için iyi olurdu. Yine de Allah bağışlar, ikramda bulunur.
S. Vakfı 49:5
6
İnanıp güvenenler! Yanlış işler yapan birisi, size bir haber getirecek olursa iyice araştırın. Yoksa bilmeden bir toplulukla aranızı bozarsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.
S. Vakfı 49:6
7
Biliniz ki Allah’ın elçisi yani (size O’nun sözlerini taşıyan) Kıtabı[*], sizin elinizdedir. Eğer çoğu konuda gönlünüze uysaydı sıkıntıya düşerdiniz. Ama Allah, ona güvenmeyi size sevdirdi; onu gönüllerinizin süsü yaptı. Kitab’ı görmezlikten gelmeyi, yoldan çıkmayı ve emirlerine ters düşmeyi de size kötü gösterdi. Bu konuma gelenler olgun kimselerdir. [*] İçimizde sürekli kalacak olan resul Allah'ın sözlerini taşıyan Kıtabı olduğu için buradaki resul kelimesine de başka anlam verilemez.
S. Vakfı 49:7
8
Bu, Allah’ın iyiliğinden ve nimetinden yararlanmanız içindir. Allah bilir, doğru kararlar verir.
S. Vakfı 49:8
9
Müminlerden iki topluluk, birbirleriyle vuruşursa aralarını bulun. Biri diğerine saldırırsa Allah’ın emrine uyuncaya kadar saldırgan tarafla vuruşun. Onlar Allah’ın emrine dönerse dengeli bir şekilde aralarını bulun ve adaletli davranın. Allah hakka uygun (adil) davrananları sever.
S. Vakfı 49:9
10
Sadece müminler kardeştir; öyleyse kardeşlerinizin arasını bulun. Allah’tan çekinin ki iyilik bulasınız.
S. Vakfı 49:10
11
Ey inanıp güvenenler! Bir topluluk diğer topluluğu hafife almasın; hafife alınanlar daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınları hafife almasınlar; onlar daha iyi olabilirler. Birbirinizin kusurunu aramayın. Birbirinize kötü lakap takmayın. İnanmış bir kişiyi sapıklıkla nitelemek ne kötüdür! Dönüş yapmayanlar (tevbe etmeyenler) yanlış yapmış olurlar.
S. Vakfı 49:11
12
Ey inanıp güvenenler! Varsayımların (zanların[1]) çoğundan kaçının. Bazı varsayımlar kişiyi doğrulardan uzaklaştırır[2]. Kimsede kusur aramayın; birbirinizi arkadan çekiştirmeyin[3]. Hanginiz ölü kardeşinizin etini yemek ister ki! Bundan tiksinirsiniz. Allah’tan çekinin; Allah dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, ikramı boldur. [1] "Arapçada zann = ظنّ hem "kesin bilgi" hem de "varsayım" anlamına gelir. Varsayımların oranı kesin bilgiden çok fazla olacağı için, "zannın çoğu" ifadesi bilgiye dayalı olmayan zannı, yani varsayımları ifade eder." [2] Ayetteki إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredât). [3] Arkadan çekiştirmeyen olarak çevirdiğimiz kısım "وَلَا يَغْتَب (ve lâ yagteb)"tir. "Gıybet etmeyiniz", "Yokluğunda çekiştirmeyiniz" manasına gelir. Ayetin başında varsayım(zan,sanı) ayrıca yasaklandığından, bu kısımda yasaklanan şeyin, varsayım olmamasına(gerçek olmasına) rağmen kişinin yokluğunda, kötü hal ve davranışları hakkında konuşmak, olduğu anlaşılmaktadır. Yani ister gerçek ister varsayım olsun kişinin arkasından konuşmak yasaklanmıştır.
S. Vakfı 49:12
13
Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanıyasınız diye oymaklara ve boylara[*] ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, Allah’tan en çok çekinenizdir. Her şeyin iç yüzünü bilen Allah’tır. [*] kabilelere, ırklara
S. Vakfı 49:13
14
Çöl arapları: “İnanıyoruz” dediler. De ki “Henüz inanıp güvenmediniz. Ama siz ‘Teslim olduk’ deyin.” Çünkü inancınız henüz kalbinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine boyun eğiyorsanız işlerinizin değeri azalmaz. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
S. Vakfı 49:14
15
İnanıp güvenenler (müminler) sadece şunlardır: Allah’a ve elçisine güvenen, sonra güveninde şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele(cihad) edenlerdir. Özü sözü doğru olanlar işte bunlardır.
S. Vakfı 49:15
16
De ki “Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz?” Allah göklerde ve yerde olanları bilir. Allah her şeyi bilendir.
S. Vakfı 49:16
17
Allah’a teslim[1] oldular diye seni borçlu çıkarıyorlar. De ki “Sizin müslüman(teslim) olmanız beni size borçlu kılmaz ama imanın[2] yolunu gösterdiği için siz Allah’a borçlu olursunuz; eğer doğru kimselerseniz.” [1] Teslim olmak anlamı verdiğimiz kelime İSLAM'dır. Teslim kökünden gelen islam kelimesi, kayıtsız şartsız Allah'a teslim olmak, "Allah ne emrediyorsa o!" diyebilmektir. Teslim olana müslüman denir. [2] İman: Emin kökünden gelen iman kelimesi Türkçe'de "inanıp güvenmek" anlamına gelir. Allah'a herkes inanır ama herkes güvenmez. Türkçe'deki emniyet kelimesi bu kelimenin dilimize Arapça'dan geçmesi ile oluşmuştur. Örneğin "Emniyet Genel Müdürlüğü" hiçbir Türk için "İnanma Genel Müdürlüğü" anlamına gelmez. Sadece "Güvenlik Genel Müdürlüğü" anlamına gelir. Dolayısıyla Allah'a iman Allah'a inanmak değil güvenmektir.
S. Vakfı 49:17
18
Allah, göklerde ve yerde gizli olan her şeyi bilir. Ne yapsanız Allah görür.
S. Vakfı 49:18
Hucurat suresi tamamlandı