2
Her şeyi açıkça ortaya koyan bu Kitabı iyi düşünün.
3
Onu, Arapça (ayetler) kümesi haline (kuranlar haline)[*] getirdik; belki aklınızı kullanırsınız.
[*] Arapçada "Kur'an" kelimesinin bir anlamı da kümedir. Kelimenin bu anlamda kullanıldığı ayet için bakınız İsra 17/78
4
O, katımızdaki Ana Kitap’tadır; yücedir, hikmetlidir[*].
[*] Doğru olan hükme hikmet denir. Hikmetli olması doğru hükümler içerdiği anlamına gelir.
5
Gereksiz işlere dalmış bir halksınız diye göz yumup bu Zikri (Kur’an’ı ), size ulaştırmaktan vaz mı geçelim?
6
Sizden öncekilere de nice nebiyi elçi olarak göndermiştik[*].
[*] Nebî, kendine Kitap ve hikmet verilen kişidir. Türkçede peygamber olarak bilinir. (En'âm 6/83-90 ve Bakara 2/61).
7
Onlara hangi nebi gelse mutlaka hafife alırlardı.
8
Bunlardan daha üstün vurucu güce sahip nicelerini etkisiz hale getirdik. Öncekilerin örnekleri başka ayetlerde anlatılmıştı.
9
Onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, tereddüt etmeden, “Üstün ve bilgili olan Allah yarattı” derler.
10
Yeryüzünü size beşik gibi yapan ve hedefinize ulaşmanız için orada yollar oluşturan O’dur.
11
O, gökten bir ölçüye göre su indiren Allah’tır. Onunla ölü bir bölgeyi diriltiriz. Kabirlerinizden de böyle çıkarılacaksınız.
12
O, bütün çiftleri yaratan Allah’tır. Size en’amdan[1] ve gemilerden binekler yapmıştır.
[*] Koyun, keçi, sığır, deve
13
(Bu binekler) üstünde rahat etmeniz içindir. Rahatladığınız zaman Rabbinizin nimetlerini hatırlamalı ve şöyle demelisiniz: “Bunları hizmetimize veren Allah’a boyun eğeriz; yoksa bunu kendiliğimizden başaramazdık.
14
Biz (öldükten sonra) yeni bir bedenle[*] Rabbimizin (Sahibimizin) huzuruna çıkarılacağız.”
[*] "yeni bir bedenle" anlamı verdiğimiz "munkalib = مُنقَلِب" bir kalıptan bir başka kalıba girme anlamındadır. Allah Teala şöyle buyurur: "Biz aranızda ölümü yazdık; kimse bizden kaçıp kurtulamaz. Bunu, görüntünüzü değiştirmek ve bilmediğiniz bir görüntüde sizi yeniden yapılandırmak için yazdık. Şimdiki yapınızı iyi biliyorsunuz. Keşke elinizdeki bilgileri kullanıp da aklınızı başınıza alsanız?" (Bkz. Vakıa 56/60-62)
15
Tutup bazı kullarını, O’nun bir parçası (O’nun evladı) yaptılar. Bu insanların nankörlüğü[*] gerçekten çok açık.
[*] Kafirlik, nankörlük olarak çevrilmiştir. Bu kişilerin yaptığı esasında Allah'ı ikinci sıraya koymak, O'nu ve ayetlerini görmezlikten gelmektir.
16
Yoksa Allah, yarattıkları kızlardan bazılarını kendine aldı da oğlanları tamamen size mi bıraktı?
17
Onlardan birine Rahman’a (Allah’in sonsuz merhametine) örnek verdiği bir kız evladı müjdesi verilse, öfkesini içine gömmeye çalışırken yüzü mosmor olur.
18
Açığa vuramadığı bir çatışmaya girerek “Süsler içinde yetiştirilecek bir evlat mı?” der.
19
Rahman[*]’ın kulları olan meleklerin hepsini dişi yaptılar. Yaratılışlarına şahit miydiler (ki hepsinin dişi olduğunu görmüş olsunlar)? Şahitlikleri yazılacak ve bunun hesabı sorulacaktır.
[*] İyiliği sonsuz olanın.
20
Bir de şöyle derler: “Rahman’ın tercihi farklı olsaydı[*] onlara (Allah’ın kızları saydıkları bazı meleklere) kulluk etmezdik.” Bu konuda işlerine yarayacak bir bilgi yoktur. Onlar sadece atarlar.
[*] Bkz. En'am 6/148
21
Yoksa onlara, bundan önce (bunları anlatan) bir Kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?
22
Aslında onların dedikleri şudur: “Biz atalarımızı bir ümmete (bir dine, bir mezhebe, bir tarikata)[*] bağlı bulduk; biz onların izinden gidiyoruz.”
[*] Bir inanç etrafında toplanan topluluklara ümmet denir. (Müfredat)
23
Hep böyle olmuştur; senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek onların şımarık olanları şöyle demişlerdir: “Biz kalktık, atalarımızı bir ümmete (bir inanca) bağlı bulduk, biz onların izinden gideriz.”
24
Uyarıda bulunan kişi de onlara:“Size getirdiğim, atalarınızı bağlı bulduğunuz dinden daha doğruysa ne olacak?” deyince şöyle demişlerdir: “İşin doğrusu biz sizinle gönderilen dinin kafirleriyiz (onu görmek ve duymak istemiyoruz)”.
25
Bunun arkasından onlara hak ettikleri cezayı vermişizdir. Yalan söyleyip duran o insanların ne hale geldiklerini bir düşün!
26
Bir gün İbrahim, babasına ve halkına şöyle demişti: “Sizin taptıklarınızla hiç bir ilişiğim yoktur.
27
Benim, beni yaratanın dışındakilerle bir ilgim olmaz. O, bana doğru yolu gösterecektir.”
28
Belki dönerler diye onun bu sözünü, kalıcı (sonraki nesillere kadar ulaşan) bir söz yaptık.
29
Aslında bunlara da atalarına da nimetler verdim, sonunda bu gerçek ve onu açıklayan elçi geldi.
30
Bu gerçek onlara gelince hemen ”Bu bir büyüdür; biz onu tanımayız” dediler.
Sonraki 30 ayet →