2
Bu (Kitap) iyiliği sonsuz ve ikramı bol olan Allah tarafından indirilmiştir.
3
Bu bir kitaptır ki ayetleri, bilenler topluluğu için Arapça kur’ânlar (kümeler)[*] halinde açıklanmıştır.
[*] Birbirini tamamlayan âyetlerle oluşturulan kümeler. Ayetler arasındaki bu ilişki Al-i İmran 7'de anlatılmıştır. Özetle, bir konuda MUHKEM (açıkça hüküm veren) bir ayet, o ayete benzeyen ama aynı olmayan MÜTEŞABİH (benzeyen) ayet, ve onlara da benzeyen herbiri için en az iki olmak üzere müteşabih alt ayetler. Bu ayetler kümesi, bilenler topluluğu tarafından uygun akademik ve ilmi çalışmalarla bir araya getirildiği takdirde bir konuda doğru hükme yani hikmete varabilmek mümkün olmaktadır. Kur'anı Kerim sonsuz sayıda alt kur'an'lardan oluşan ve her şeyi açıklayan Kitap'tır. Konu hakkında daha detaylı bilgi için bkz: Al-i İmran 3/7 ve dipnotu.
4
(Kitap) Müjdeleyen ve uyaran bir yapıdadır ama çokları ondan yüz çevirir; dinlemezler.
5
Şunu söylerler: “Senin çağrına gönlümüz kapalı, kulaklarımız tıkalıdır; aramızda da perde var. Bizim işimiz yolunda; sen kendi işine bak.”
6
De ki “Ben de sizin gibi insanım. Bana bildirilen sadece şu: İlahınız tek ilahtır; doğrudan ona yönelin ve günahlarınızı bağışlamasını isteyin. Müşriklerin çekeceği var.”
7
Onlar zekat vermez, öbür dünyayı görmezlikten gelirler.
8
İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar da tükenmek bilmeyen bir ödül alacaklardır.
9
De ki “Yeri iki günde[*] yaratana benzer nitelikte varlıklar oluşturarak O’nu görmezlikten gelen siz misiniz? O, tüm varlıkların Sahibidir.”
[*] Henüz gece ve gündüz yaratılmadığından buradaki gün ile Dünya günü birbirine karıştırılmamalıdır. Evre, aşama olarak çevrilmesi uygun olabilir.
10
Üstten dibe doğru sabitleyen oturaklı dağlar yerleştirip yeri (içini) bereketlendiren ve her türden nimetin gıdalarının ölçüsünü dört günde oluşturup araştıranlar (arayanlar) için dengeli bir şekilde yayan O’dur.
11
Aynı zamanda duman halindeki göğe yönelmiş, ona ve yere: “İsteyerek veya istemeyerek emrime girin!” demişti; ikisi de “İsteyerek emrine girdik” diye cevap vermişlerdi.
12
İki günde yedi gök olarak tamamlamış ve her gökte ona ait emri vahyetmiştir. En yakın göğü de kandillerle (yıldızlarla) süslemiş ve korumuştur[*]. İşte bu, üstün ve bilgili olan Allah’ın koyduğu ölçüdür.
13
Yüz çevirdiklerinde de ki “Sizi uyarıyorum; Ad halkı ve Semud halkına verilen ceza gibi bir cezaya çarptırılabilirsiniz.”
14
Kendilerinden önce (Ad’a) onlardan sonra (Semud’a) gelen elçiler “Allah’tan başkasına kul olmayın.” dediklerinde şu karşılığı almışlardı: “Rabbimiz (Sahibimiz) elçi gönderecek olsa melekleri gönderirdi. Biz, sizin elçiliğinizi tanımayız.”
15
Ad halkı, yeryüzünde haksız yere büyüklenmiş ve “Bizden güçlü kim var?” demişlerdi. Onları yaratan Allah’ın daha güçlü olduğunu görmüyorlar mıydı ki âyetlerimiz karşısında bile bile yalana sarılıyorlardı.
16
Soğuk günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da alçaltıcı olacak ve bir yardım da görmeyeceklerdir.
17
Semud halkına da doğru yolu gösterdik ama onlar doğruyu değil, körlüğü tercih edince yaptıklarına karşılık gökten gelen alçaltıcı bir azaba çarpıldılar.
18
İnanıp güvenmiş ve kendilerini korumuş olanları daha önce kurtardık.
19
Allah’ın düşmanları, Cehennem’e sevk edilmek üzere bir araya getirilecekleri gün bölüklere ayrılacaklardır.
20
Ateş için bir araya getirilince kulakları, gözleri ve derileri, yapıp ettikleriyle aleyhlerinde şahitlik edecektir.
21
Derilerine: “Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?” diye soracaklar, onlar da “Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilkin yaratan O’dur; O’nun huzuruna çıkarılıyorsunuz” diye cevap verecekler.
22
Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesine karşı önlem almıyordunuz. Sanıyordunuz ki Allah, yaptıklarınızın bir çoğunu bilmez.
23
“İşte bu, Rabbinizle (Sahibinizle) ilgili varsayımınızdır. Sizi kötü duruma bu varsayımınız soktu da kaybedenlere karıştınız.”
24
Ateş onların durağı olacaktır, eğer dayanabilirlerse! Kurtulmak isteselerse de istekleri dikkate alınmaz.
25
Başlarına bir takım dostlar sardık; yaptıklarını ve geriye bıraktıklarını (yapmaları gerekip yapmadıklarını) onlara süslü gösterdiler. Daha önce gelmiş insan ve cin toplumlarından olanlar da (tehdit edildikleri şey) başlarına gelince o sözün gerçek olduğunu anladılar ve elbette kaybedenlere dönüştüler.
26
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) şöyle derler: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin, boş şeyler söyleyin, belki baskın gelirsiniz.”
27
Ayetleri görmezlikten gelen o kimselere ağır bir azap tattıracak ve onlara, yapmakta oldukları en kötü şeyin cezasını çektireceğiz.
28
Bu, onların dünyadaki cezalarıdır[*]. Allah’a karşı düşmanlık edenlerin asıl cezası Cehennem ateşidir; içinde sürekli kalacak yurtları olacaktır. O ceza, ayetlerimiz karşısında bile bile yalana sarılmalarına karşılıktır.
[*] Ayetteki ذَلِكَ mübtedadır. Haberi ise önceki ayetten anlaşılan şu ifadelerdir: (جزائهم في الدنيا) Yukarıdaki mealin sebebi budur. Kafirlere dünyada ve ahirette verilen cezalarla ilgili olarak bakınız Âl-i İmrân 3/56, İsra 17/58, En'am 6/125.
29
Ayetleri görmezlikten gelenler şöyle diyeceklerdir: “Rabbimiz (Sahibimiz)! Bizi saptıran cinleri ve insanları göster ki onları ayaklarımızın altına alalım; onlar da alçalsınlar.”
30
“Rabbimiz (Sahibimiz) Allah’tır” deyip doğru davrananlara, melekler inerek şöyle derler: “Korkmayın, kaygılanmayın; size söz verilen Cennet’le sevinin”.
Sonraki 24 ayet →