1
SAD! Doğru bilgiler içeren Kur’an’a yemin olsun.
2
Bu kitabı görmezlikten gelenler, aslında kendilerini güçlü görüp ayrı duranlardır.
3
Onlardan önce nice nesiller, etkisizleştirdiğimiz sırada yalvarıp yakardılar ama artık iş işten geçmişti.
4
O nankörler (kafirler), içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da şöyle dediler: “Bu adam, insanı büyüleyen bir yalancıdır”.
5
İlahları tek bir ilah[*] yaptı; öyle mi? Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!”
[*] Müşrikler Allah'ı reddetmezler. Ancak Allah ile aralarına O'na benzer nitelikte başka varlıklar oluşturup, bunlardan şefaat, kayırma veya yardım dilerler. Bazı müşriklerde kendi kurgularını ve kibirlerini ilah (tanrı) edinirler.
6
İleri gelenleri şöyle deyip geçtiler: “Gidin, ilahlarınıza sahip çıkın. Sizden istenen odur.”
7
“Son şeriatta bunu duymadık; bu sadece uyduruk bir şey”.
8
“Bu bilgi aramızdan ona mı indirildi?” derler. Aslında bunların benim bilgimden şüpheleri var. Yok yok... Henüz azabımı tatmadılar.
9
Üstün ve çokça bağış yapan Rabbinin(Sahibinin) ikram hazinesi, yoksa onların yanında mı?
10
Ya da göklerde, yerde ve ikisinin arasındaki bütün yetki onlarda mı? Öyleyse yollara koyulup tırmansınlar.
11
Bunlar burada, kaybetmiş ordulardır[*].
[*] Allah ile aralarına koydukları şeylerle ortak koşanlar, bu putların hazır askerleridir ancak onların Allah nezdindeki durumu savaşta kaybeden ordunun durumu gibidir.Bu ordulara örnekler Yasin 36/28,Yasin 36/75, Mülk 67/20, Duhan 44/24
12
Onlardan önce Nuh halkı, Ad ve kazıkları (piramitleri) olan Firavun da yalana sarılmıştı,
13
Semud ve Lut halkı, bir de Eyke’liler. İşte o kaybetmiş kitleler.
14
Bunlar elçilerimi yalanladı ve azabımı hak ettiler.
15
Bunların beklediği de ertelenmeyecek olan bir sesli buyruktan başkası değildir.
16
Bunlar şöyle derler: “Sahibimiz! Hesap gününü beklemeden payımıza düşeni hemen ver!”
17
Bunların sözlerine sabret. Kulumuzu; güçlü Davut’u anlat. Çünkü o, pek saygılıydı.
18
Akşamleyin ve kuşluk[*] vaktinde onunla birlikte ibadet eden dağları, hizmetine vermiştik.
[*] Güneş ışıklarının yeryüzüne yayıldığı kuşluk vakti (Lisan'ul-Arab). Bu vakitte kılınan namaza salatu'd-duhâ veya salâtü'l-işrâk denir. Türkçede ona kuşluk namazı denir. (Bkz. Taberi, Tefsir, 21/169).
19
Kuşlar da (hizmetindeydi, onunla[*]) toplu halde ibadet ederlerdi. Hepsi ona pek saygılıydı.
[*] Bkz. Taberi, Tefsir 21/169.
20
İktidarını güçlendirdik. Ona hikmet (doğru karar verme) ve etkili konuşma yeteneği vermiştik.
21
Davacıların haberi sana geldi değil mi? Hani surlardan iç odaya sızmışlardı.
22
Davut, onları birden karşısında görünce telaşa kapıldı. “Korkma, dediler. Biz davalı iki tarafız; birimiz ötekinin hakkına girdi; aramızda doğru karar ver, taşkınlık etme. Bize doğru yolu göster.
23
“Bu, benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim bir koyunum var; onu ben koruyayım dedi ve konuşmasıyla beni bastırdı.”
24
Davut (konuyu anlamadan) dedi ki “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemesi yanlıştır. Çünkü malları karışmış olanların çoğu birbirlerinin hakkına girerler. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, öyle yapmazlar ama onlar da pek azdır[1].” Davut, sınandığını[2] anladı. Hemen Rabbinde(Sahibinden) bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve bütün samimiyetiyle ona yöneldi.
[1] Davut aleyhisselamın yaklaşımı yanlıştı. Çünkü tek koyuna bakmak zordur. Onu kardeşinin koyunlarına katması kendini rahatlatır. Ortada bir mağduriyet olmadığından yapılan şikayet yerinde değildir. [2] iltifat
25
Biz de onun hatasını bağışladık. Katımızda bize daha yakın olma ve mutlu son onun hakkıdır.
26
“Bak Davut! Bu topraklarda seni halife yaptık (gücü ve yetkiyi sana verdik); insanlar arasında doğru karar ver. Sakın duygusal davranma; duygusallık seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanların hakkı; hesap gününü unutmalarına karşılık şiddetli azaptır.”
27
Göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna yaratmadık. Bu, nankörlerin (kafirlerin) kuruntusudur. O nankörlerin, ateşten çekecekleri var.
28
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları, kurulu düzeni bozanlarla (bozguncularla) bir tutar mıyız? Ya da kendini bozmamış olanlarla[*], günaha batanları bir mi tutarız?
[*] Müttekiler : Allah'tan çekinerek korunanlar, kendini(fıtratını) bozmamış olanlar. Bakınız Bakara 2/2.
29
Bu bereketli[*] bir kitaptır. Onu sana indirdik ki âyetler arasındaki bağlantıları görsünler ve sağlam duruşlu olanlar ondan bilgi edinsinler.
[*] Bereket: Verimli, zengin, tükenmek bilmeyen, artma ve çoğaltma özelliğine sahip. Örneğin bitki tohumu, cins ve özelliğine göre binlerce yeni meyve ve tohum verebilir. Bu durumda o tohum için 'mübarek' yani 'bereketli' denilir. 'Bereketli kitap', içeriğini çalıştıkça ve araştırdıkça tükenmek bilmeyen yeni hikmetlere ulaşabilme potansiyeli olan ve ona uyanlara hem bu dünyada hem ahirette sınırsız selamet ve zenginlik sağlayan kitap manasına gelmektedir. Tıpkı bereketli (mübarek) bir tohum gibi.
30
Davut’a Süleyman’ı bağışladık; o ne güzel kuldu! Çok saygılıydı.
Sonraki 30 ayet →