Ana SayfaMealler › Süleymaniye Vakfı
SV

Süleymaniye Vakfı

Süleymaniye Vakfı meali ile okumaya başla
Enbiya 1 / 112
1
İnsanların hesap verme zamanı yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler.
S. Vakfı 21:1
2
Onlara Rablerinden[1] yeni bir bilgi gelmeye görsün, hemen onu eğlenerek dinlerler. [*] Sahiplerinden
S. Vakfı 21:2
3
Eğlenmeyi içten içe yaparlar. Yanlışa dalan bu kimseler aralarında gizlice fısıldaşarak derler ki “Bu da sizin gibi bir insandan başka nedir ki? Göz göre göre sihire mi[*] geliyorsunuz?” [*] Sihir kelimesinin geçtiği bu ayet, Kuran'da bu kelimenin hangi anlamda kullanıldığına delildir. Kur'an'da geçen pek çok ayette gelen her elçiye anlaşmış gibi aynı cevabı veren kafirlerin ağzından benzer ifadeler nakledilmiştir. Bu ayette nakledilen benzer ifade de "göz göre göre sihire mi geliyorsunuz?" dendiğine göre bu kafirler, sihirin 'uydurma' olduğunu biliyor olmalıdırlar. Aksi takdirde "Göz göre göre" demezlerdi. Bu manayı verdiğimiz kısım "tubsireten(وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ) " dir. "Basiretli bir şekilde" anlamına gelir. Basiret sadece gözün görmesinden kaynaklanmaz. Nitekim kör bir insan, gören bir insandan çok daha basiretli olabilir. Basiret akıl gözüyle görme, vizyon sahibi olma, arka planını görebilme anlamlarına gelir. Sihir, göz aldatma oyunudur. Her sihrin mutlaka teknik ve bilimsel bir açıklaması vardır. Kafirlerden nakledilen bu ifade nedeniyle meal çalışmasının tamamında "es sihrâ(السِّحْرَ)" geçen ayetlerde "uydurma" manası tercih edilmiştir. Diğer delil Araf 5/116 ve Araf 5/117'de yaptıkları sihir için "mâ ye'fikûne(مَا يَأْفِكُونَ)" "uydurduklarını" buyrulmasıdır.
S. Vakfı 21:3
4
(Elçi) Der ki “Rabbim[*] göklerde ve yerde söylenen her sözü bilir. Dinleyen ve bilen O’dur.” [*] Sahibim
S. Vakfı 21:4
5
Aslında onlar şöyle derler: “Bunlar karma karışık hayallerdir. Hayır, bu adam Allah’a iftira ediyor. Belki de şairdir. Eğer elçi ise bize bir belge (mucize) getirsin[*]; öncekilere gönderilen belgelerden olsun.” [*] Ankebut 29/50-51
S. Vakfı 21:5
6
Onlardan önce etkisizleştirdiğimiz kentlerden hiçbiri inanmamıştı; bunlar mı inanacaklar[*]? [*] İsra 17/59
S. Vakfı 21:6
7
Senden önce gönderdiğimiz elçiler sadece vahyettiğimiz erkeklerdi. Bilmiyorsanız o Zikri bilenlere[*] sorun. [*] Ayetin metninde geçen Zikir, Allah'ın indirdiği kitap, ehl-i zikir de o kitapta uzmanlaşmış kişi demektir.
S. Vakfı 21:7
8
Onları yemek yemeyen bedenler yapmadık; ölümsüz de değillerdi.
S. Vakfı 21:8
9
Sonunda onlara verdiğimiz sözü tuttuk; onları ve kurtulmasını tercih ettiklerimizi kurtardık. Aşırı gidenleri de etkisizleştirdik.
S. Vakfı 21:9
10
Size de bir Kitap indirdik; ihtiyaç duyduğunuz bilgiler ondadır. Aklınızı kullanmaz mısınız?
S. Vakfı 21:10
11
Yanlışlar içinde olan nice kentleri kırıp geçirdik de yerlerine başka topluluklar oluşturduk.
S. Vakfı 21:11
12
Baskınımızı anlayınca hemen oradan kaçarlardı.
S. Vakfı 21:12
13
“Kaçmayın! Şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün; belki size bir şey sorulur[*].” [*] "Eski makamlarınızda soru sorulan, bilgi ve görgüsüne danışılan biri idiniz. Bu da sizi şımartmıştı." anlamına gelmektedir.
S. Vakfı 21:13
14
“Eyvah, çekeceğimiz var. Çünkü yanlış yaptık” dediler.
S. Vakfı 21:14
15
Onları biçilmiş ot gibi, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar yakınmaları kesilmedi.
S. Vakfı 21:15
16
Hâlbuki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna[*] yaratmadık. [*] Boşuna diye anlam verdiğimiz kelime لَاعِبِينَ/lâibîn'dir. Kökü olan لَعِباً ولَعْب/la'b ve laib, doğru bir hedefi olmadan yapılan iştir. (Müfredat)
S. Vakfı 21:16
17
Kendimize eğlence arasaydık onu kendi katımızda oluştururduk. Yapsak böyle yapardık.
S. Vakfı 21:17
18
Yok, bu gerçeği (hakkı) o uydurmanın (batılın) tepesine indiririz de onun beynini dağıtır; o da beklenmedik bir şekilde yıkılıp gider. Yaptığınız nitelemelerden dolayı çekeceğiniz var!
S. Vakfı 21:18
19
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’nundur. O’nun katındakiler O’na kulluğu büyütmezler. Kulluktan usanmazlar da.
S. Vakfı 21:19
20
Gece gündüz, aralıksız O’na ibadet ederler.
S. Vakfı 21:20
21
“Yoksa yerden ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?”
S. Vakfı 21:21
22
Göklerde ve yerde Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Bütün yönetimin (arşın) Sahibi[*] olan Allah, onların nitelemelerinden uzaktır. [*] Rabbi
S. Vakfı 21:22
23
Allah’a ne yaptığı sorulamaz, ama onlara sorulacaktır.
S. Vakfı 21:23
24
Yine de Allah’tan önce bir takım ilahlara mı tutundular? De ki “Delilinizi getirin. Benimle birlikte olanların Kitabı budur. Bu, benden öncekilerin de kitabıdır.” Onların çoğu, bu gerçeği bilmez de onun için yüz çevirirler.
S. Vakfı 21:24
25
Senden önce gönderdiğimiz her elçiye mutlaka şunu bildirmişizdir: “Benden başka ilah yoktur, kulluğu bana yapın.”
S. Vakfı 21:25
26
“Rahman evlat edindi” dediler. Allah’ın onunla ilgisi olmaz. Evlat dedikleri kişiler ikram görmüş kullardır.
S. Vakfı 21:26
27
İlk sözü onlar[*] söyleyemezler. Onlar, Allah’ın emriyle iş yaparlar. [*] Allah'ın oğlu veya kızı olduğu iddia edilen o kullar.
S. Vakfı 21:27
28
Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O’nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler[*]. Onlar Allah korkusundan titrerler. [*] Dua edemezler.
S. Vakfı 21:28
29
Onlardan kim: “Allah ile sizin aranızda ilah benim” derse onu Cehennem’le cezalandırırız. Yanlış yapanları işte böyle cezalandırırız.
S. Vakfı 21:29
30
Kafirlerin görmeleri gerekmez mi gökler ve yer bütün halinde iken patlattık[*] ve her canlı şeyi sudan yarattık; hâlâ inanmayacaklar mı? [*] ( فَفَتَقْنَٰهُمَا : patlattık ) diye meval vermemizin sebebi, bundan sonra göğün duman haline geldiğinin bildirilmesidir. "Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi,.." (Fussilet 41/11)
S. Vakfı 21:30