Ana SayfaMealler › Süleymaniye Vakfı
SV

Süleymaniye Vakfı

Süleymaniye Vakfı meali ile okumaya başla
Meryem 1 / 98
1
KAF! HA! YA! AYN! SAD!
S. Vakfı 19:1
2
Bu, Rabbinin[*], kulu Zekeriya’ya olan iyiliğinin hikâyesidir. [*] Sahibinin
S. Vakfı 19:2
3
O, bir gün Rabbine gizlice yalvarmıştı.
S. Vakfı 19:3
4
“Rabbim (Sahibim)!” demişti, “Kemiklerim zayıfladı, saçlarım iyice ağardı. Sana yaptığım dua sayesinde bugüne kadar hiç bunalmadım.
S. Vakfı 19:4
5
Benden sonra yerime geçecek olanlardan endişeliyim. Karım da kısır. Onun için bana, katından yerime geçecek(veli olacak)[1] birini[2] bağışla. [*] Bakınız Bakara 2/257. Türkçe anlamının aksine Arapça'da veli'nin (çoğul evliya) anlamlarından biri karşılıklı olan dostluk ve karşılıklı olan velayet(yetki) anlamına gelmektedir. Bu ayetteki manası 'yerime geçecek biri'dir. [2] Bkz. Al-i İmran 3/38 vd.
S. Vakfı 19:5
6
Hem bana, hem Yakup oğullarına mirasçı olsun[*]. Rabbim! Onu beğenilen bir kişi yap.” [*] Malına değil, kendine ve Yakup oğullarına mirasçı olmasını istediği için bir Nebi dileğinde bulunuyor.
S. Vakfı 19:6
7
(Melekler dediler ki) “Zekeriya! Sana bir erkek çocuk müjdeliyoruz. Adı Yahya’dır. Daha önce bu adı taşıyan birine rastlamadık.”
S. Vakfı 19:7
8
Zekeriya dedi ki “Rabbim! Bana oğlan çocuğu nereden? Karım kısır, ben de ileri derecede yaşlıyım.”
S. Vakfı 19:8
9
“Öyledir” dedi (melekler). Sahibin dedi ki ”O, bana kolaydır. Sen de daha önce hiçbir şey değilken seni yaratmıştım.”
S. Vakfı 19:9
10
Dedi ki “Rabbim, bana bir emare(işaret) oluştur.” Dedi ki “Senin emaren, sapasağlam olduğun halde üç gece[1] geçmeden insanlarla konuşamamandır.”[2] [1] Ali İmran 3/41. ayette "üç gün" ifadesi geçtiği için ikisi birleşince üç gün üç gece olur. [2] "Konuşamaması, bu göstergeyi kendisi için istemesinden dolayıdır. Buraya "konuşmama" şeklinde meal verilemez, çünkü konuşmama, insanın elindedir. Gösterge olması için istediği halde konuşamaması gerekir. Zaten âyetteki "sapasağlam olduğun halde" ifadesi bunu destekliyor. Zekeriya (as) bir işaret istemesinin sebebi bunun nübüvvet dışı bir durum olduğudur ve Nübüvet dışı vahyin (rüya, ilham gibi) kesin olmadığının delilidir.
S. Vakfı 19:10
11
Sonra tapınağın iç odasından[1] halkının karşısına çıktı, onlara: “Sabah akşam O’na ibadet edin” diye işaret etti. [*] Mihrap, iç oda demektir.
S. Vakfı 19:11
12
(Çocuk büyüyünce dedik ki) “Yahya, Kitap’ı sıkı tut!” Daha çocukken ona doğru karar verme yeteneği (hikmet) vermiştik.
S. Vakfı 19:12
13
Onu katımızdan yumuşak huylu ve gelişkin yaptık. O, kendini korurdu.
S. Vakfı 19:13
14
Anasına ve babasına iyilik ederdi; zorba ve dik kafalı değildi.
S. Vakfı 19:14
15
Doğduğu gün, ölüm günü ve yeniden diriltileceği gün onun için bir esenlik ve güvenliktir (selamettir).
S. Vakfı 19:15
16
Bu Kitap’ta Meryem’in hikâyesini de anlat. Bir gün ailesinden ayrılmış, doğu tarafında bir yere çekilmişti.
S. Vakfı 19:16
17
Böylece onlarla kendi arasında bir engel oluşturmuştu. Derken ruhumuzu (Cebrail’i) gönderdik, ona düzgün bir insan gibi göründü.
S. Vakfı 19:17
18
Meryem dedi ki “Senden Rahman’a sığınırım, eğer namuslu biri isen”
S. Vakfı 19:18
19
Dedi ki “Ben sadece Rabbinin elçisiyim; sana gelişkin bir oğul vermek için geldim.”
S. Vakfı 19:19
20
Meryem dedi ki “Benim nereden çocuğum olacak; bana erkek eli değmedi. Yoldan çıkmış biri de değilim.”
S. Vakfı 19:20
21
“Öyledir!” dedi. “Ama Rabbin buyurdu ki ‘O, bana kolaydır, onu insanlar için bir belge (ayet) ve katımızdan bir ikram kılacağız. Bu, kararı verilmiş bir iştir.’ ”
S. Vakfı 19:21
22
Arkasından ona hamile kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi.
S. Vakfı 19:22
23
Sonra doğum sancıları onu, hurma ağacına doğru sürükledi. “Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim!” dedi.
S. Vakfı 19:23
24
(Melek) aşağıdan şöyle seslendi: “Üzülme! Rabbin alt taraftan bir pınar akıttı.
S. Vakfı 19:24
25
Bu hurma ağacını kendine doğru salla da üzerine taze olgun hurma dökülsün.
S. Vakfı 19:25
26
Haydi, ye, iç; gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen de ki ‘Rahman’a oruç adadım; bugün tek bir insanla bile konuşamam.’”
S. Vakfı 19:26
27
Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki “Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.
S. Vakfı 19:27
28
Ey Harun’un[*] kızkardeşi! Baban kötü bir kişi değildir, anan da yoldan çıkmamıştır.” [*] "Kimine göre bu ayette adı geçen Harun, Meryem'in gerçek kardeşidir. Ana babası gibi o da iffetli ve salih bir kimse idi. Bu yüzden işin iç yüzünü bilmeyenler, böyle birinin kız kardeşi olan Meryem'e zina etmeyi asla yakıştıramadıklarını be­lirtmek istemişlerdir. Nebimizden rivayet edilen bir hadiste de, İsrâiloğullarında önceki nebilerin ve iyi kimselerin isimlerini çocuklarına ad koyma geleneği olduğu için Meryem'in kardeşine de Harun adı verildiğine işaret edilmiştir. (Ahmed b. Hanbel, 4/252) Buna yakın bir yorum da, Meryem'in nebi olan Harun'un soyundan gelmiş olması münasebetiyle kendisine böyle hitap edilmiş olduğu görüşüdür." (Fahreddin Razi ve Muhammed Esed'den naklen: Hayreddin Karaman v.d., Kur'an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2007, c: 3, s: 597.)
S. Vakfı 19:28
29
Bunun üzerine Meryem çocuğa işaret etti. Dediler ki “Beşikteki çocukla nasıl konuşalım?”
S. Vakfı 19:29
30
Çocuk şöyle dedi: “Ben Allah’ın kuluyum. O, bana kitap verecek ve beni nebi yapacaktır.
S. Vakfı 19:30