Ana SayfaMealler › Süleymaniye Vakfı
SV

Süleymaniye Vakfı

Süleymaniye Vakfı meali ile okumaya başla
İsra 1 / 111
1
Kulunu bir gecede Mescid-i Haram[¹]’dan alıp, çevresini bereketli kıldığı[²] en uzak mescide (el-Mescid’ul-aksâ’ya) götüren Allah, eksikliklerden uzaktır. Bu, ona bir kısım âyetlerimizi[³] göstermek içindir. O (Allah) dinler ve görür. [1] Kabe ve civarı [2] İltifat [3] İsra gece yürüyüşü, miraç yükselme ve asansör demektir. Ayette bahsedilen göstergeler, en uzak mescidin, yani 7.kat semada bulunana Allah'ın arşının (yönetim merkezinin) bulunduğu yerdekilerdir. Kuran bilgisi çerçevesinde orada cennetler, cehennemler ve Allah'ın arşı olduğu bilgimiz dahilindedir. Bu bilgileri tüm gerçekliğiyle ahirette biz de görebileceğiz ancak nebilerin kendi görevlerine alışmalarının sağlanması, kendine ve vahiy meleğinin getirdiği ayetlere güveninin artması maksadıyla özel olarak eğitime alındıkları, bizim için gizli (gayb) olan bazı bilgilere kavuştukları açıkça anlaşılmaktadır.
S. Vakfı 17:1
2
Musa’ya o Kitabı verdik ve onu İsrailoğullarına yol gösterici kıldık. Ey İsrailoğulları! Bu, benimle kendi aranıza bir vekil koymayasınız, diyedir.
S. Vakfı 17:2
3
Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın evlatları! Nuh, görevlerini yerine getiren bir kuldu.
S. Vakfı 17:3
4
İsrailoğulları için Kitaplarına şu kararımızı koyduk: “Siz bu yerde iki kere fesat çıkaracak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz[*].” [*] Kasas 28/83
S. Vakfı 17:4
5
Birincisinin sonu gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık; evlerin içine kadar girdiler. Bu söz, yerine getirildi[*]. [*] Kral Yehoyakim zamanında Bâbil Kralı Nebukadnezzar (Buhtunnasr) Kudüs'e girerek kralı emri altına almış, pek çok insanla birlikte mabedin değerli eşyalarını da götürmüştür. Üç yıl sonra kralın isyan etmesi üzerine 597'de Kudüs'e ikinci defa giren Nebukadnezzar, bu defa mabedin kalan eşyalarıyla birlikte yeni kral Yehoyakin'i Bâbil'e götürmüş, onun yerine Tsedekiya'yı kral yapmıştır. [2] On yıl sonra Tsedekiya'nın saltanatında Ne-bukadnezzar'ın üçüncü defa Kudüs'e yürüyerek şehri kuşatması üzerine korkunç bir açlık baş göstermiş, nihayet şehir düşmüş, mâbed. saray ve genel olarak Kudüs ateşe verilmiş, duvarlar yıkılmış ve halkın bir kısmı sürgün edilmiştir.
S. Vakfı 17:5
6
Sonra düşmanlarınıza karşı sizi tekrar güçlendirdik, mallar ve oğullar verdik, askeri yönden daha güçlü hale getirdik.
S. Vakfı 17:6
7
İyi davranırsanız faydasını görürsünüz. Kötü davranırsanız zararı size dokunur (dedik). İkincisinin sonu gelince (kullarımızı tekrar üzerinize saldık ki) yüzünüzü yere sürtsünler, o Mescide (Beyt-i Makdis’e) ilk girenler gibi girsinler ve üstüne çıktıkları her şeyi yakıp yıksınlar[*]. [*] Bu sadece İsrailoğulları değil, bütün toplumlar için geçerli kural gereğidir. Bkz. İsra 17/16 âyet 70 yılında bu defa da Romalı kumandan Titus şehri kuşatmış, bu sırada mâbed ve hemen hemen bütün şehir yanmıştır. Titus, Batı duvarındaki bir bölüm ve üç kule hariç duvarları yıktırmıştır
S. Vakfı 17:7
8
Umulur ki Rabbiniz[*] size yine merhamet eder. Siz dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi kâfirler için tıkılıp kalma yeri yapmışızdır. [*] Sahibiniz
S. Vakfı 17:8
9
Bu Kur’ân, en sağlam yolu gösterir. İyi işler yapan müminlere de büyük bir ödülün varlığını müjdeler.
S. Vakfı 17:9
10
Ahirete inancı kesin olmayanlara da acıklı bir azap hazırlamışızdır.
S. Vakfı 17:10
11
İnsan kötülüğü[*], iyiliği ister gibi ister. İnsan pek acelecidir. [*] İnsan zaman zaman kendisi için kötü olanı sanki iyiymiş gibi ister ya da çok iyi bir seçeneği çok kötüymüş gibi elinin tersi ile iter. Bu onun sabırsız davranıp aklını ve bilgisini kullanmaması nedeniyle olur. Daha detaylı örnekler için bakınız Bakara 2/216,Bakara 2/221,Bakara 2/232,
S. Vakfı 17:11
12
Geceyi ve gündüzü iki gösterge (âyet) yaptık, sonra gecenin göstergesini (ayetini) kaldırdık ve gündüzün göstergesini (ayetini) de aydınlatıcı[1] kıldık. Bu, hem Rabbinizin ikramından aramanız, hem de yılların sayısını ve hesabı bilmeniz içindir[2]. Biz her şeyi ayrıntılı olarak açıklamışızdır. [1] mubsıraten(مُبْصِرَةً): Hem başka şeyleri hemde kendini gösteren şeye 'mubsir' denir. [2] Gün içinde saatin kaç olduğunu güneşten, hangi ayda olduğumuzu aydan hesaplayabiliriz. Yılların sayısını ise mevsimlerden anlarız. Mevsimler dünyanın güneşe göre 23.5 derece eğik (deklinasyon açısı) olmasından kaynaklanır. Bu eğrilik dolayısıyla dünyanın bazı yerlerinde saat gündüz olmasına rağmen güneş doğmamış veya saat gece olmasına rağmen güneş batmamış(gecenin göstergesi kaldırılmış) olur. Bu gün bile Norveç'te yaşayan insanlar yaz mevsiminde güneş batmamasına rağmen oluşan gece için beyaz geceler tanımlamasını kullanmakta ve ona 'gece' demektedirler. Çünkü gece ve gündüz tıpkı güneş ve ay gibi ayrı birer varlıktırlar(Enbiya 21/33). Mevsimlerin oluşması nedeniyle Allah'ın ikramını (yağmur,toprak,bitki ve hayvan ilişkisi) arayabiliriz. Çünkü tüm canlılar sudan yaratılmıştır (Enbiya 21/30) ve o suyun dünya üzerindeki çevrimi(buharlaşma, yoğunlaşma, yayılma, temizlenme) mevsimler sayesinde olur.
S. Vakfı 17:12
13
Her insanın tâirini (uçup gider sandığı işlerini) boynuna bağladık. (Mezardan) kalkış günü ona ait bir defter çıkarırız. Açılmış bir şekilde onu karşılar.
S. Vakfı 17:13
14
Ona şöyle denir: “Defterini oku; bugün kendi hesabını kendine vermen yeterlidir”.
S. Vakfı 17:14
15
Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz.
S. Vakfı 17:15
16
Bir kenti yaşanmaz hale getirmek istersek önce oranın ileri gelenlerine emirlerimizi ulaştırırız. Onlar, orada yoldan çıkarlar ve cezanın şartları olgunlaşır[*]. Sonra orayı yerle bir ederiz. [*] Cünkü "Biz elçi göndermeden azap etmeyiz." .(İsra 17/15)
S. Vakfı 17:16
17
Nuh’tan sonra da nice nesilleri etkisizleştirdik. Kullarının günahını Rabbinin bilmesi ve görmesi yeter.
S. Vakfı 17:17
18
Kim çarçabuk olanı[*] isterse, düzenimize göre dilediğimize hemen orada verir sonra cehennemi onun yeri yaparız. Oraya alçalmış ve kovulmuş olarak gider. [*] Bir an önce ele geçecek şeyleri, Dünya nimetini. Bkz: Bakara 2/200
S. Vakfı 17:18
19
Kim de ilerisini[*] ister ve inanarak onun için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışması teşekküre değer. [*] Ahiret nimeti. Bkz. Bakara 2/201
S. Vakfı 17:19
20
Bunlardan her birine; hem onlara hem de öbürlerine, Rabbinin ikramından da veririz. Rabbinin ikramı kısıtlanmış değildir.
S. Vakfı 17:20
21
Onlardan birini diğerine nasıl üstün kıldığımıza bak. Şurası kesin ki Ahiretteki dereceler daha büyük, üstünlükler daha belirgin olacaktır.
S. Vakfı 17:21
22
Allah’ın yanında bir başka ilah (tanrı) oluşturma; yoksa yerilmiş ve tek başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.
S. Vakfı 17:22
23
Rabbin kararını vermiştir; O’ndan başkasına kulluk etmeyeceksiniz ve anaya babaya iyilikte bulunacaksınız. Onlardan biri ya da ikisi yanında ihtiyarlayacak olursa sen onlara “Of!” deme ve ilgisiz davranma, ikisine de saygı dolu sözler söyle.
S. Vakfı 17:23
24
Onları merhamet kanatlarının altına al. De ki “Rabbim! Küçükken onlar bana nasıl iyilikte bulundularsa sen de onlara o şekilde iyilikte bulun.”
S. Vakfı 17:24
25
Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Siz iyi davranırsanız O da yanlıştan dönenlerinizi bağışlar.
S. Vakfı 17:25
26
Yakınlarına, yoksullara ve yolda kalanlara hakkını ver ama saçıp savurma.
S. Vakfı 17:26
27
Saçıp savuranlar şeytanların yoldaşlarıdır. Şeytan, Rabbine karşı çok nankördür.
S. Vakfı 17:27
28
Rabbinden beklediğin bir ikramın peşinde[*] olduğun için uzak durursan onlara teselli edici sözler söyle. [*] İş gereği ailen ile aynı yerde bulunamıyorsan
S. Vakfı 17:28
29
Ne eli sıkı ol ne de onu büsbütün aç. Yoksa hem dile düşmüş hem de açıkta bırakılmış olarak oturur kalırsın.
S. Vakfı 17:29
30
Rabbin, doğru tercihte bulunan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar[*]. O, kullarının içini bilir ve her şeyi görür. [*] şae fiilinin açıklaması için Maide 5/48
S. Vakfı 17:30