1
Allah’ın emri gelecektir; acele etmeyin. Allah, onların ortak saydıkları şeylerden uzak ve yücedir.
2
Allah, kendi emri olan o ruhu[*], meleklerle, kullarından seçtiği kişiye indirir ve der ki “İnsanları uyarın; Benden başka ilah yoktur; hepiniz Benden çekinerek kendinizi koruyun.”
[*] Ruh, Allah'ın emrinin içeriğidir. Bu ayetteki Ruh Allah'ın emrinden olan ayetler kümesi yani Kur'an'dır. Bkz. İsra 17/85
3
Allah, gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratmıştır[*]. O, onların ortak saydıkları şeyden uzaktır.
[*] Bu ayet, Allah dışındaki varlıkların da gerçek olduğunu bildirmekte ve vahdet-i vücudu reddetmektedir. Çünkü vahdet-i vücuda göre Allah'tan başka varlık yoktur; varlık diye bilinenler onun gölgesidir. Onlara göre gölge de yoktur. Oysa ki Allah, göklerin ve yerin gerçek varlıklar olduğunu açıkça bildirmektedir. Ayrıca Bakara 2/255'e göre de Vahdet-i Vücud inancı Kur'an'a uygun değildir.
4
O insanı, döllenmiş yumurtadan yaratmıştır. Birde bakarsın ki (o insan) Allah’a açık bir düşman kesilir.
5
En’âmı da (koyun, keçi, sığır ve deveyi) sizin için o yarattı. Onlarda ısıtan ve işe yarayan şeyler vardır. Onlardan yiyecek de edinirsiniz.
6
Ağıla alırken ve otlağa salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
7
Yüklerinizi öyle yere taşırlar ki yarı canınız gitmeden siz oralara varamazsınız. Rabbiniz çok şefkatlidir ve ikramı boldur.
8
Atları, katırları ve eşekleri sizin için hem binek, hem de süs olsun diye yarattı. Bilmediğiniz daha neler yaratır.
9
Allah doğru yolu gösterir. Yolun eğrisi de vardır. Tercihi Allah yapsaydı hepinizi yola getirirdi[1].
[*] "Şâe = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir..
10
Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecekler ve içinde hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler o sudan olur.
11
O su ile sizin için ekini, zeytini, hurmaları, üzümleri ve meyvenin her türlüsünü bitirir. Düşünen bir topluluk için bunda kesin belge(ayet) vardır.
12
Allah geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da onun emriyle hizmetinizdedirler. Aklını kullanan bir topluluk için bunda kesin belgeler(ayetler) vardır.
13
Sizin için bu yerde türlü renklerle yetiştirdiği ne varsa, hepsinde bilgisini kullanan bir topluluk için kesin bir belge(ayet) vardır.
14
Denizi de hizmetinize verdi ki ondan taze et yiyesiniz ve çıkaracağınız süsleri takınasınız. Gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün; o gemiler (Allah’ın) ikram olarak verdiklerini aramanız içindir. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
15
Sizi çok sarsmasın[*] diye yerin içine sabitleyen (oturaklı) dağlar yerleştirdi. Hedeflerinize ulaşabilmeniz için de ırmaklar ve yollar koydu.
[*] Çeviri bütünlüğü açasından Nahl 15, Enbiya 21/31, Lokman 31/10 çevirilerine aynı teklif yapılmıştır. Görevi yeri sabitlemek ama kendisi aslında sabit değil. Büyük yer levhaları ile birlikte hareket ediyor. "Dağları görürsün de hareketsiz olduklarını sanırsın. Aslında onlar, bulutlar gibi yürümektedirler." (Neml 27/88)
16
Birçok işaretler ve yıldızlarla yollarını bulurlar.
17
Hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Bilgilerinizi kullanmaz mısınız?
18
Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. Allah, suçlarınızı örtüp ikramda bulunur.
19
Allah, neyi gizlediğinizi ve neyi açığa vurduğunuzu bilir.
20
Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıklarının hiçbiri bir şey yaratamaz. Zaten kendileri yaratılmış durumdadırlar.
21
Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olmazlar.
22
Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri, kendilerini yalanlar. Onlar, kendilerini büyük gören kimselerdir.
23
Allah, onların neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını bilir; bunda zerre kadar şüphe olmaz. O, kendini büyük görenleri sevmez.
24
Onlara: “Rabbinizin indirdiği nedir?” diye sorulsa, “Eskilerin masalları” derler.
25
Böylece (mezardan) kalkış günü hem kendi günahlarını hem de bilgisizlikleri yüzünden yoldan çıkardıkları kimselerin bazı günahlarını yüklenirler. Baksanıza ne kötü yük yükleniyorlar!
26
Kendilerinden önce gelenler de oyun kurmuşlardı. Allah yapılarını temellerinden sarsmış ve çatılarını tepelerine yıkmıştı. O azap onlara hiç beklemedikleri yerden gelmişti.
27
Sonra (mezardan) kalkış günü Allah, onları rezil edecek ve diyecek ki “Uğruna cemaatler oluşturduğunuz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar diyecekler ki “Bugün bütün rezillik ve bütün kötülükler o kâfirlerin üstündedir.”
28
Kendilerini kötü duruma düşürmüşken, meleklerin vefat ettirdiği kimseler hemen teslimiyet gösterir ve “Kötü bir şey yapmıyorduk ki!” derler. Allah ne yaptığınızı bilir.
29
“Haydi, girin Cehennem’in kapılarından. Hep orada kalacaksınız. Büyüklük taslayanların yerleşecekleri yer ne kötüdür!”
30
Allah’tan çekinerek korunanlara: “Rabbiniz sizi nasıl karşıladı?” diye sorulunca, “Çok iyi” diyeceklerdir. Bu dünyada iyilik edenler iyilik bulurlar. Ahiret yurdu elbette daha iyidir. Kendini bozmamış olanların[*] yurdu ne güzeldir!
[*] Müttekiler: Allah'tan çekinerek korunan, kendini bozmamış olanlar. Bakınız Bakara 2/2.
Sonraki 30 ayet →