1
ELİF! LAM! RA! Bunlar herşeyi açıkça ortaya koyan Kitap’ın ayetleridir.
2
Belki aklınızı kullanırsınız diye, biz bunu Arapça kümeler[*] şeklinde indirdik.
[*] قُرْآنً toplama anlamınadır. Bu kitabın anlamı Arap diliyle toparlanacak, kümeleştirilecek şekildedir.Detaylar için Bkz. Al-i İmran 3/7 ve dipnotu
3
Şimdi, vahyettiğimiz bu âyet kümeleriyle sana hikâyelerin en güzelini anlatacağız.Oysaki daha önce sen bundan tamamen habersizdin.
4
Bir gün Yusuf babasına şöyle demişti: “Babacığım rüyamda on bir yıldızı, güneşi ve ayı gördüm; baktım ki hepsi bana secde ediyor.[*]”
[*] Buradaki secde, Güneşin, Ayın ve gezegenlerin, dünya ile yaptığı eğimin (declination) Yusuf aleyhisselama, rüyasında gösterilmesidir. Bu eğim en fazla 23 derece 27 dakika olmaktadır. Evren; gökler, yer ve bunların arasındaki varlıklar olmak üzere üçe ayrılır. Bunu anlatan çok sayıda ayetten biri şöyledir. "Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları, gerçek varlıklar olarak yarattık" (Bkz. Hicr 15/85) Gökler yedi kattır. Yıldızlar, bize en yakın olan birinci katta yer alır. (Bkz. Saffât 37/6) Aradaki varlıklar Güneş ve Ay'dır. (Bkz. Nuh 71/16) Bu âyet, bunlarla birlikte hareket eden ve yıldız görünümünde olan 11 cismin olduğunu da bildirmektedir. Bugün bunlara Güneşin uyduları denir. Âyetteki secde eğilme anlamındadır. Zaten kelimenin kök anlamı odur (Müfredat). Bu eğilmeyi, ağaç gölgelerinden anlayabiliriz. İlgili âyet şöyledir: "Güneş ve Ay, bir hesaba göre hareket eder. Yıldızlar ve ağaçlar secde ederler." (Bkz. Rahman 55/5-6) Ağaçların secdesi, gölgelerindeki uzama ve kısalmadır. Bunun Güneş ile ilgisini şu âyetlerden öğreniriz: "Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Tercihi farklı olsaydı onu hareketsiz kılardı. Güneşi de ona delil yapmıştır. Sonra gölgeyi yavaşça kendine (yukarıya) çeker (ve kısaltır)." (Bkz. Furkan 25/45-46) Güneş sistemiyle dünya arasındaki eğim (declination) her gün değişir. 21 Mart ve 22 Eylül günlerinde gölge açısı, o yerin enlemi kadar olur. Allah Taâlâ bu eğimi secde kelimesi ile anlatmıştır. Gölgeler konusunda bilgi sahibi olan her insan, Güneşin meridyen geçişi sırasında oluşan gölgeye bakarak Güneş takvimini okuyabilir. Gece aya bakılarak da ay takvimi okunabilir. Yıldızlarla dünya arasında herhangi bir eğim oluşmaz. Bu yüzden kuzey yarım kürede kutup yıldızının bir yere, yıl boyunca yaptığı açı o yerin enlemi kadar olur. Yüzünü Kutup Yıldızına çeviren bir kişinin baş tarafı kuzeyi, ayak tarafı güneyi, sağ tarafı doğuyu, sol tarafı da batıyı gösterir. Bu, her insanın geceleyin yol bulmasını sağlar. (Bkz. Tarık 86/3'ün dipnotu) Asırlardır ihmal edilmiş yeni bir bilim dalına, gölge bilimine ihtiyaç vardır. Kur'an'da bununla ilgili çok âyet vardır.
5
Dedi ki “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma; sana bir oyun oynarlar. Çünkü Şeytan insanın açık düşmanıdır.
6
Bu böyle olur; demek ki Rabbin[*] seni seçecek ve olayların yorumunu (tevilini) öğretecek, sana ve Yakup ailesine ettiği iyilikleri de tamamlayacaktır. Nitekim daha önce ataların İbrahim’e ve İshak’a olan iyiliklerini tamamlamıştı. Senin Rabbin bilir, doğru kararlar verir.”
[*] Sahibin
7
Şurası bir gerçek ki Yusuf’ta ve kardeşlerinde, araştırmak isteyen herkesin çıkaracağı dersler vardır.
8
Bir gün kardeşleri şöyle dediler: “Babamızın Yusuf’u ve öz kardeşini bizden çok sevdiği açık. Oysa biz bir aileyiz. Babamız gerçekten açık bir sapkınlık içinde.”
9
“Yusuf’u öldürelim ya da bir yere atalım gitsin de babamız hep bizimle ilgilensin, böylece daha iyi sıkıntısız bir topluluk haline geliriz[*]”
[*] İltifat
10
İçlerinden sözü dinlenen biri şöyle dedi: “Yusuf’u öldürmeyin, o su çukurunun dibine bırakın da kervanlardan biri onu alsın. Yapacaksanız böyle yapın.”
11
(Babalarına geldiler ve) “Ey babamız! Neden Yusuf konusunda bize güvenmez oldun? Oysa biz hep onun iyiliğini isteriz” dediler.
12
Yarın onu bizimle gönder de yesin içsin, eğlensin. Biz onu iyi koruruz.”
13
Dedi ki “Aslında ben, alıp götürürsünüz dalgın bir anınızda onu kurt yer, diye kaygılanıyorum”
14
Dediler ki “Biz birbirine kenetlenmiş bir toplulukken onu kurt yerse o zaman bütün itibarımızı kaybederiz.”
15
Su çukurunun görünmeyen yerine bırakmak için söz birliği içinde götürdükleri sırada Yusuf’un içine şunu vahyettik: “Bir gün, hiç beklemedikleri bir anda onlara, yaptıkları bu işi bildireceksin.”
16
Akşamüzeri babalarına geldiler, ağlıyorlardı.
17
Dediler ki: “Baba! Baba! Gittik… Yarışacaktık… Yusuf’u eşyalarımızın yanında bıraktık. Sonra onu kurt yemiş. Gerçi ne kadar doğruyu söylesek de bize inanacak değilsin.”
18
Yusuf’un başka bir kanla bulanmış gömleğinin başına toplaştılar. Yakup dedi ki: “Hayır! Arzularınız size bir iş yaptırmış. Bundan sonra gereken güzel bir sabır. Anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak olan yalnız Allah’tır.”
19
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler. Kovasını suya sarkıttı. “Ne mutlu bana! İşte bir oğlan çocuğu!” diye haykırdı. Yusuf’un kardeşleri satılık köle olsun diye gerçeği gizlediler. Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.
20
Yusuf’u pek ucuza, bir kaç dirheme, sattılar. Yanlarında değeri yokmuş gibi davrandılar.
21
Onu Mısır’da (kervancılardan) satın alan kişi karısına şöyle dedi: “Bunu değerli bir konumda tut; işimize yarayabilir ya da evlat ediniriz.” Böylece Yusuf’u o ülkede iyi bir yere yerleştirdik ki ona olayları nasıl yorumlayacağını öğretelim. Allah işinin üstesinden gelir ama insanların çoğu bunu bilmezler.
22
Yusuf reşit olunca ona doğru karar verme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
23
Bulunduğu evin kadını, ısrarla ondan yararlanmak istedi. Bütün kapıları kapadı. “Haydi, gel” dedi. Yusuf: “Allah’a sığınırım. O benim Rabbimdir. Bana iyi bir makam verdi. Çünkü yanlış yapanlar umduklarına kavuşamazlar” dedi.
24
Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur[*]. Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.
[*] Bürhan: Şems 91/8; Allah dışlamadığı (lanetlemediği) kişiye yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham eder.
25
İkisi de kapıya doğru koşuştular. Kadın Yusuf’un gömleğini arkasından çekip yırttı. Kapının önünde beyiyle karşılaştılar. Kadın beyine dedi ki “Ailene kötülük etmek isteyenin cezası nedir? Zindana atılmaktan başkası var mı? Belki de acıklı bir azap gerekir değil mi?”
26
Yusuf dedi ki “Israrla benden yararlanmak isteyen odur.” Kadının ailesinden bir bilirkişi (şahit) şöyle dedi (şahitlik etti)[*]: “Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın haklı, o (Yusuf) yalancının tekidir.
[*] 'Bilirkişi' ve 'dedi' olarak çevrilen kelime 'şahit' ve 'şahitlik etmek' tir. Bahsekonu şahıs gözüyle görmediği bir olaya ilim ile (kriminoloji) şahitlik etmiştir. Kelimeye Allah'ın kendi kelamında verdiği anlam bakımından Allah'ın tek ilah olduğuna onu görmeden şahitlik eden bizlerin nasıl bir şahitlik yöntemi izlememiz gerektiğine dair çok önemli bir ayettir. Allah'ın tek ilah olduğuna insanların ne şekilde şahitlik edeceğine dair ilgili ayetler, Al-i İmran 3/18, En'am 6/103-104, Rad 13/16)
27
Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylüyor, doğru söyleyen odur.”
28
Kocası gömleğin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki “Bu, sizin oyunlarınızdandır. Siz kadınların oyunu gerçekten büyük olur.
29
Yusuf, bu işin peşini bırak! Kadın, sen de günahının bağışlanmasını iste. Çünkü sen suçlulardan biri oldun.”
30
Şehirdeki kadınlardan bir takımı şöyle dedi: “ O vezirin karısı genç kölesini çok istiyormuş. Aşkı yüreğini kaplamış. Bize göre o, açık bir sapkınlık içindeymiş.”
Sonraki 30 ayet →