1
ELİF! LÂM! RÂ! Bu öyle bir kitaptır ki âyetleri hem muhkem[1] kılınmış hem de[2] doğru kararlar veren ve her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır.
[1] Hüküm bildiren, hükme esas alınan. Detaylı bilgi için Bkz. Al-i İmran 3/7 ve dipnotları [2] ثم
2
Böyle olması, Allah’tan başkasına kul olmayasınız diyedir[*]. Ben de o kitapla sizi uyaran ve müjdeleyen kişiyim.
[*] Bu iki ayetten anlaşılacağı üzere Allah'ın ayetlerini ancak Allah açıklayabilir. Bu açıklamaya sadece Kitaptan ulaşılabilir. Allah'ın yazılı ayetleri ile ilgili olarak kendisi tarafından yapılan açıklamalar o muhkem ayetin müteşabihleridir(Al-i İmran 3/7, Fussilet 41/3). Başka kaynaklarda açıklama aradığımız takdirde, Allah'tan başkasına kulluk edeceğimiz ikazı, her müminin çok dikkat etmesi gereken şirk günahını oluşturur.
3
Rabbinizden[1] bağışlanma[2] dileyin, sonra O’na yönelin (tevbe edin) ki[3] belirlenmiş eceliniz[4] gelinceye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın. Fazla yapan herkese de fazlasını versin. Eğer yüz çevirecek olursanız, o büyük günün azabına uğramanızdan korkarım.
[1] Sahibinizden [2] İstiğfar : Sözle ve kalpten yapılan bağışlanma talebidir.Türk Halkı arasında "Estağfurullah" olarak sıklıkla ve yanlış manada kullanılır. Arapça bakımından gerçek anlamı "Allah'tan bağışlanmayı dilerim" dir. [3] Tevbe : Bağışlanmayı içten ve sözle talep eden kişinin eylem olarak yapacağı dönüş işlemidir. Örneğin, içki içmekten pişman olduğunu ve bırakma kararını söyleyen kişi istiğfar, daha sonra içkiyi tamamen terk eden kişi tevbe etmiş (dönmüş, yönelmiş) olur.Allah'ın kabul etme sözü verdiği tevbe (sözde ve eylemde dönüş) için bakınız Nisa 4/17 [4] ecel-i müsemmâ konusu için Bakınız Enam 6/2. ayet ve dip notu
4
Dönüşünüz Allah’a olacaktır. O, her şeye bir ölçü koyar.
5
Bilin ki onlar, O’ndan (Allah’ın Kitabından) gizlenmek için göğüslerini iki büklüm ederler. Yine bilin ki örtülerine büründükleri zaman neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını Allah bilir. Göğüslerde olanı da O bilir.
6
Yerde hareketli tek bir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Allah, onun yerleştiği yeri de geçici olarak bulunduğu yeri[1] de bilir. Bunların hepsi apaçık bir kitapta kayıtlı olur[2].
[1] Yaşadığı ve ölüp yeniden dirilmek üzere bekletildiği yeri. Tüm canlılar tıpkı insanlar gibi yeniden dirilecektir. Bakınız Tekvir 81/5. [2] Her şey sürekli kayda geçirilmektedir.
7
Gökleri ve yeri altı günde yaratmış olan Allah’tır. Bunu, sizi zorlu bir imtihandan geçirmek ve hanginizin daha iyi davranacağını belirlemek için yapmıştır. O sırada yönetim merkezi (arşı) suyun üstündeydi. Onlara: “Öldükten sonra tekrar dirileceksiniz” desen ayetleri görmezlikten gelenler, hemen cevabı yapıştırır ve “Bu açıkça bizi büyüleme çabasından başka bir şey değil” derler.
8
Onlara vereceğimiz azabı belli bir süre ertelesek “Onu tutan ne ki?” derler. Şunu bilin ki azap geldiği gün onlardan savılacak değildir. Hafife aldıkları o şey başlarına gelecektir.
9
İnsana katımızdan bir ikramda bulunsak, sonra onu geri alsak umutsuzluğa kapılır ve tam bir nankör olur.
10
Çektiği darlıktan sonra ona bir mutluluk tattırsak bu defa da “Sıkıntılar geride kaldı.” der. Artık o, şımarığın ve kendini beğenmişin tekidir.
11
Ama sabırlı olanlar ve iyi işler yapanlar böyle değillerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
12
“Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi” demesinler diye sanki sana gelen vahiyden bir kısmını onlara okumayacak gibisin; bu da senin göğsünü daraltıyor. Hâlbuki sen yalnızca bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah’tır.
13
Yoksa onu (Kur’an’ı), o uydurdu mu diyorlar? Onlara de ki “İddianızda samimi iseniz, Allah ile aranıza koyduklarınızdan[*] çağırabileceğiniz herkesi çağırın da bunun dengi on sure uydurup getirin bakalım.”
[*] Dûn, sözlükte, üstün zıddı, en üst mertebeden beri, ondan aşağıca, yakın, önce ve başka anlamlarına gelir. Açıklamalar böl. "Dûn = Allah'a Karşı Aracılık" başlıklı yazıya bkz.
14
Çağırdığınız kimseler size cevap vermezlerse bilin ki o (Kur’an) Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka ilah yoktur. Artık O’na teslim olursunuz değil mi?
15
Dünya hayatını ve süsünü isteyenlere yaptıkları işlerin karşılığını burada tamı tamına veririz. Burada onlardan bir kesinti yapılmaz.
16
Onlar ahirette, o ateşten başka alacağı kalmamış kimselerdir. Dünyada işledikleri yok olmuş ve bütün çalışmaları boşa çıkmış olur[*].
[*] Bkz.: Bakara 2/200
17
Bunlar, Rabbinin açık belgesine uyanlar gibi olurlar mı? O belgeyi Rabbinden bir şahit[1] okur, ondan önce de bir öncü ve ikram olarak Musa’nın kitabı vardır. Kur’ân’a işte bunlar[2] inanırlar. Hangi kesim onu görmezlikten gelirse varıp kalacağı yer ateştir. Ondan şüphen olmasın. O Kur’ân, senin Rabbinden gelen bir gerçektir ama insanların çoğu ona inanmazlar.
[*] Allah'ın kitabını okuyup anlatan kişi. Bkz. Beyyine 98/1-2. Şu ayet, ilim sahiplerini de şahit saymaktadır: [003.018] [E0] Şahadet eyledi Allah şu hakikate: «başka Tanrı yok ancak o», bütün Meleklerle İlim uluları da adl-ü hakkaniyyetle durarak şahid: başka Tanrı yok ancak o, azîz o hakîm o [2] İşte bunlar; diğer bir ifadeyle ona şahitlik edenler Kur'an'a inanırlar. Şahitlik görerek veya ilim ile olur. Al-i İmran 3/18.
18
Bir yalanı Allah’a atfedenden daha yanlış kimdir? Onlar Rablerinin huzuruna çıkarılacaklar ve şahitler şöyle diyeceklerdir: “İşte bunlar, Rableri karşısında yalana sarılanlardır.” Bilin ki Allah, bu yanlışı yapanları dışlar (lanetler).
19
Onlar ki Allah’ın yolundan engeller ve o yolda anlaşılmayacak biçimde bir eğrilik[*] oluşturmaya çalışırlar. Onlar Ahireti görmezlikte direnenlerdir
[*] İveç: Bkz Al-i İmran 3/99 ve dipnotu
20
Onlar yeryüzünde kimseyi çaresiz bırakacak değillerdir. Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları da olmaz. O azap onlar için ikiye katlanacaktır. Onlar seni dinlemeye dahi tahammül edemezler; görebilecek durumda da değillerdir.
21
Onlar, kendilerine yazık etmiş kimselerdir. Uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir.
22
Hiç şüphesiz ahirette değerini büsbütün yitirecek olanlar onlardır.
23
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar ve Rablerine içten boyun eğenler var ya; işte onlar cennet ahalisidir; orada ölümsüzleşeceklerdir.
24
Bu iki kesimin örneği, kör ve sağır olan ile gören ve işitenin örneği gibidir. Bunlar eşit olabilirler mi? Artık bilginizi kullanacak mısınız?
25
Biz Nuh’u, kendi halkına elçi gönderdik; “Ben sizin için doğruları açıklayan bir uyarıcıyım” dedi.
26
“Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye uyarıyorum. Çünkü ben üzerinize gelecek acıklı bir günün azabından korkuyorum.”
27
Halkının ileri gelenlerinden ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) dediler ki “Görüşümüze göre sen, tıpkı bizim gibi bir insansın. Sana uyanların da görüş belirtmede en aşağılarımız olduğunu görüyoruz. Sizin bizden üstün bir yanınızı da görmüyoruz. Aslında sizin yalancı olduğunuz kanaatindeyiz.”
28
Nuh dedi ki “Ey halkım! Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanıyorsam, bana O’nun katından bir ikram gelmiş de siz görememişseniz bu konuda görüşünüz ne olur? Siz hoşlanmadığınız halde ben sizi O’na bağlayabilir miyim?”
29
“Ey halkım! Buna karşılık sizden bir mal istemiyorum. Benim ücretimi sadece Allah verir. Ben inanıp güvenenleri kovacak da değilim. Onlar Rablerine kavuşacaklardır. Ben sizi, kendini bilmez bir toplum olarak görüyorum.”
30
“Ey halkım! Onları kovarsam, Allah’tan beni kim kurtarabilir? Bilgilerinizi kullanmaz mısınız?”
Sonraki 30 ayet →