1
Yemin olsun; burçları (Güneş’in yörüngesindeki uğrakların sembolü sayılan 12 takımyıldızı) olan gökyüzüne…
2
O va’ad edilen (kutlu) güne,
3
Şahitlik edene (gerçekleri gören bahtiyar kimselere) ve şahitlik edilene (görülen hakikatlere ve yaratılış harikası eserlere ve basiret-feraset ehli mü’minlerin sezdikleri hikmetlere) andolsun ki, (medeniyet inkılâbı ve kıyamet olayı yaşanacaktır.)
4
Kahrolsun Ashab-ı Uhdud (ki bunlar mü’minleri kazdıkları ateş hendeklerinde yakan Yemen Yahudileri olmaktalardı) .
5
Tutuşturulmuş yakıt (malzemeleriyle) dolu o ateş (sahipleri ki; ateş çukurlarını masum mü’minlere işkence için hazırlamışlardı) .
6
Hani kendileri de (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
7
Ve onlar mü’minlere yaptıklarını (şeytani duygularla şahitlik edip) seyrediyorlardı.
8
Onlardan (Müslümanlardan) , sırf Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
9
O (Allah) ki; göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı O’nundur. Allah, her şeyin üzerinde (sürekli) şahit (bulunmaktadır ve hesabını soracaktır) .
10
Gerçek şu ki, mü’min erkeklerle mü’min kadınlara (her türlü fitne-fesat) işkence ve hakaret uygulayanlar, sonra (pişmanlık duyup) tevbekâr da olmayanlar; işte onlar için cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır.
11
Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan cennetler vardır. İşte büyük ’kurtuluş ve mutluluk’ bu olacaktır.
12
Doğrusu, Rabbinin ’zorlu yakalayışı’ elbette şiddetlidir. (Zalimlerin yaptıklarını yanlarına bırakmayacaktır.)
13
Çünkü O, ilkin (hiç yoktan) yaratan, (sonra dirilterek mahşere ve hesap vermeye) döndürecek olandır.
14
(Ancak tevbe edip Hakka yönelenler için) O, çok Bağışlayandır, çok Sevilip-Sayılandır.
15
(Allah) Arş’ın (tüm kâinatın yönetim makamının) sahibidir ve Mecîd (övülüp yüceltilmeye layıktır) .
16
Her dilediğini mutlaka (kusursuzca ve kolayca) yapandır.
17
(Ey Nebim, şu kuvvetlerine güvenip helak olan) Orduların haberi (tarafımızdan) Sana geldi mi? (Görevin ümmetine anlatmaktır.)
18
(Hani şu) Firavun ve Semud (ordularının, ki nasıl bir akıbete uğramışlardı? Ve kâfirler-zalimler bugün de aynı hezimetten kurtulamayacaklardır.)
19
Şüphesiz inkâr edenler, (hâlâ sürekli) bir yalanlama içinde (bocalamaktadırlar) .
20
Allah ise, onları arkalarından (ve hiç haberleri olmadan) sarıp-kuşatmıştır.
21
Evet, doğrusu bu (Kitap) ; ’şerefli-üstün’ olan bir Kur’an’dır;
22
(Ki Onun aslı) Levh-i Mahfuz’dadır. (Elimizdeki Kutsal Kitabımız da Allah’ın özel muhafazası altındadır.)