1
Birbiri ardınca ve iyilik amacıyla ( örfen; zamanın şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak) gönderilenlere (insanları uyarıcılara, Hakka çağırıcılara) yemin olsun ki;
2
Derken (sert ve çetin rüzgârlar gibi, her hayırlı hizmete koşturup, şeytani odakları ve münafıkları) kökünden koparıp savuranlara…
3
Ardından (hakikat prensiplerini ve huzur projelerini, neşriyat yoluyla) korkmadan ve yılmadan yaydıkça yayanlara,
4
Sonra, (rahatının ve menfaatinin kölesi ve nefsani arzularının esiri olanlardan uzaklaşıp, Hakkı bâtıldan, sadıkı sahtekârdan, mü’mini münafıktan çok kesin ve keskin biçimde) ayırdıkça ayıranlara... (Mutlak doğruları ve mutlu oluşumları topluma tanıtanlara,)
5
(Ve gelecek nesillere de) Bir zikir ve öğüt (olacak eserler) bırakanlara!
6
Böylece (hiç kimsenin “bilmiyordum, başka türlü sanıyordum” gibi) bir bahanesi ve mazereti (kalmasın) , veya (herkes apaçık şekilde) uyarılsın! (diye gerçekleri, hem de gerekçeleriyle birlikte ortaya koyanlara yemin olsun ki,)
7
Şüphesiz size va’ad edilen (zalimlerin hezimeti, ezilen mü’minlerin zafer ve hâkimiyeti ve kıyamet haberi) mutlaka vuku bulacaktır.
8
(Evet,) Yıldızlar ’örtülüp (ışıkları) silinip karardığı’ zaman,
9
Gök yarılıp parçalandığı zaman,
10
Dağlar kökünden sökülüp savrulmaya başladığı zaman,
11
Ve resuller (elçiler, davetçiler) de (şahitlik yapmak üzere) belirlenen bir vakitte getirilip (herkesin İlahi mahkemeye çıkarıldığı) zaman,
12
(Ey kâfirler, şimdi anladınız mı bu kıyamet:) Hangi güne (ve şimdiye kadar niye) ertelenmişti?
13
(Mü’mini müşrikten, mazlumu zalimden) Ayırma günü için! (Herkes ayarını ortaya koysun diye dünyada fırsat verilmişti.)
14
(Ey Nebim!) Bu ayırma gününü (ve ayrıştırma hükmünü Biz) Sana bildirmeseydik Sen nereden bilecektin?
15
(İşte) O gün, (kıyamet ve ahireti) yalanlayanların (ve ona hazırlık yapmayanların) vay haline!
16
Biz, (inkâr ve isyan eden) öncekileri helak etmedik mi?
17
Sonra arkadan gelen (azgın ve sapkın kimse) leri de (ekleyip) onların peşinden sürükleriz.
18
İşte Biz, suçlu-günahkârlara böyle davranırız (mücrim zalimlerin hadlerini bildiririz) .
19
O gün, (kitabı ve hesabı) yalanlayanların vay haline (gör ki neler ederiz!)
20
(Ey insan!) Sizi basbayağı bir sudan (hakir görülen meni damlalarından) yaratmadık mı?
21
Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine (ana rahmine) yerleştirip (sakladık) .
22
Belli bir süreye kadar; (yaratılışınızı biçimlendirip ayarladık) .
23
Biz, evet işte (bunun) takdirini Biz yaptık. Demek ki, Biz ne güzel ve mükemmel takdir buyurmaktayız! (Böylece, yarattığımız her insanı 80-90 yıl kendiliğinden çalışacak harika bir fabrika gibi kurgulamaktayız.)
24
O gün, (kitabı, hesabı ve hayra çağıranları) yalanlayanların vay haline!
25
Biz yeryüzünü (canlılar için) bir toplanma (ve barınma) yeri kılmadık mı?
26
(Dünyada) Dirilere ve (yer altında) ölülere (uygun bir mekân şeklinde hazırlamadık mı?)
27
Ve onda sabit yüksek dağlar yaratmadık mı? Size tatlı bir su içirip (rahatlatmadık mı?)
28
O gün, (Kur’an’ı ve kulluk sorumluluklarını) yalanlayanların vay haline!
29
(Ey kâfirler! Dünyada iken) Kendisini yalanladığınıza (cehennem azabına kavuşmak üzere) şimdi yola çıkın (ve ahiretin gerçek olduğunu anlayın) .
30
Haydi, (kâfirler, zalimler ve münafık kimseler için hazırlanmış, kapkara bulutlar gibi aldatıcı) üç çatallı bir gölgeye (azap ve alev bölgesine) fırlatılıp takılın (cehenneme atılın ve katlanın) !
Sonraki 20 ayet →