Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
İnsan 1 / 31
1
Hakikat şu ki, insan; daha henüz kendisi hiç anılmayan ve tanınmayan bir şeyken (yaratılmamışken; üzerinden binlerce asırlık çok) uzun zamanlardan (“dehr”den) bir süre (hin) gelip geçmedi mi?
A.Ahmet Akgül 76:1
2
Şüphesiz Biz insanı, (içeriği çok harika bir karışım olan) karmaşık bir damla sudan (nutfeden) halk ettik. Onu (dünyada) deneyip imtihan etmekteyiz. Bundan dolayı onu işitir ve görür hale getirdik.
A.Ahmet Akgül 76:2
3
Biz ona (akıl ve kitapla doğru) yolu gösterdik; (artık o) ya şükredici olur ya da nankör (kendi tercihidir) .
A.Ahmet Akgül 76:3
4
Çünkü elbette Biz kâfirlere zincirler, demir halkalar ve çılgınca yanan bir ateş hazırlayıvermişizdir.
A.Ahmet Akgül 76:4
5
Şüphesiz ki iyiler (ebrar) , karışımı (çok güzel kokulu ve mutluluk sunucu) kâfur olan bir kadehten içecek (ve huzura erişeceklerdir) .
A.Ahmet Akgül 76:5
6
(Onun çıktığı öyle bir pınardır ki) Allah’ın (mü’min) kullarının kendisinden içtikleri bir kaynaktır; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtarak (zevkü sefa süreceklerdir) .
A.Ahmet Akgül 76:6
7
(İşte bu nimet ve faziletlere erişecek mü’minler) Adaklarını (ve her türlü anlaşmalarını) yerine getirenler ve şerri yaygın olan bir günden korkup (kötülükten çekinenlerdir) .
A.Ahmet Akgül 76:7
8
Kendileri, ona duydukları sevgiye (ihtiyaç ve ilgiye) rağmen yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire yedirenler (onların ihtiyaçlarını giderenlerdir) .
A.Ahmet Akgül 76:8
9
(Samimi ve seviyeli mü’minler, iyilik ettikleri kimselere:) “Biz sizin (midenizi, beyninizi ve kalbinizi) sadece ve yalnız Allah’ın vechi (Cemâline ve rızasına erişmek) için doyuruyoruz. Sizden (bu iyilik ve ilgimiz sebebiyle) bir karşılık da, (hatta) bir teşekkür bile istemiyoruz. (Gayemiz Rabbimiz ve ahirettir” diyenlerdir.)
A.Ahmet Akgül 76:9
10
“Çünkü Biz, (herkesin kendi başının çaresine bakacağı ve korkudan dehşete kapılacağı) o asık suratlı zorlu bir gün (ahiret ve hesap) nedeniyle Rabbimizden korkan (kimseleriz) .”
A.Ahmet Akgül 76:10
11
(Dedikleri ve bu sözlerine uygun hareket ettikleri için) Allah da, onları böyle bir günün şerrinden (ve dehşetinden) koruyup esirgeyecek ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç verecektir.
A.Ahmet Akgül 76:11
12
Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle (en değerli giysilerle) ödüllendirileceklerdir.
A.Ahmet Akgül 76:12
13
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmış vaziyettedirler. Orada ne (yakıcı) bir Güneş ve ne de üşütüp sıkıcı bir soğuk göreceklerdir.
A.Ahmet Akgül 76:13
14
(Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakındır ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmıştır. (Mü’minlerin cennette “ol!” dedikleri olacaktır!)
A.Ahmet Akgül 76:14
15
Çevrelerinde (cennet ikramları sunulmak üzere) gümüşten billur kaplar, kupalar dolaştırılır.
A.Ahmet Akgül 76:15
16
(Öylesine) Gümüşten billur kaplar ki, onlar belli bir ölçüyle (kendileri tarafından ve göz alıcı güzellikte) tespit ve takdir edilip (şekillenmiş olacaklardır.)
A.Ahmet Akgül 76:16
17
(Mü’min, müttaki ve mücahit kullara) Orada onlara (ayrıca) bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir. (İçeni mestü hayran bırakır.)
A.Ahmet Akgül 76:17
18
(Ve yine cennette) Bir pınar var ki orada "selsebil" (akışı sürekli ve içimi lezzetli) olarak adlandırılır.
A.Ahmet Akgül 76:18
19
Çevrelerinde (güzellikleri ve tazelikleri) ebedi kılınmış (yorulmak ve yaşlanmaktan uzak yaratılmış) civanlar (yüzleri parıldayan ve uysal delikanlılar) dolaşır-durur ki; Sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın.
A.Ahmet Akgül 76:19
20
(Ve zaten cennette) Her nereye baksan, (güzellik ve özellikleri üstün) bir nimet ve büyük-muhteşem bir mülk (saltanat) görürsün (hayret ve hayranlık duyarsın) .
A.Ahmet Akgül 76:20
21
(Mü’min, müstakim ve mücahit kulların) Onların üzerinde hafif ipekten (iç giysiler) ve ağır işlenmiş atlastan (dış) yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz (ve huzur verici) bir şarap içirmiştir.
A.Ahmet Akgül 76:21
22
“Şüphesiz bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin (dünyada iken hayır ve hizmet yolunda) çaba-harcamanız şükre değer (meşkur ve makbul) görülmüştür” (denilerek mü’minler sevindirilecektir) .
A.Ahmet Akgül 76:22
23
(Ey Nebim!) Gerçek şu ki, Kur’an’ı Senin üzerine ’belirli aralıklarla ve parça parça (tenzil yoluyla) ’ indiren Biziz, Biz.
A.Ahmet Akgül 76:23
24
(Ey Nebim ve ümmeti!) Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkâr veya nankör kimselere (kâfirlere ve kötülere) itaat etme. (Aksi halde Allah’ın kahrına uğrarsın.)
A.Ahmet Akgül 76:24
25
(Habibim, ümmetinle birlikte) Sabah ve akşam (gece ve gündüz) Rabbinin ismini zikret (ki gaflete dalmayasın) .
A.Ahmet Akgül 76:25
26
Gecenin bir bölümünde O’na secde et (teheccüt namazıyla Rabbine yönel) ve geceleyin uzun uzadıya O’nu tesbih et (ki huzura ve manevi doyuma ulaşasın) .
A.Ahmet Akgül 76:26
27
Gerçek şu ki bunlar (müşrikler ve münafıklar) , çarçabuk geçmekte olanı (dünya çıkarlarını, haram ve haksız yollarla elde ettikleri imkânları) sevip hoşlanmaktadırlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü (ahiret hazırlığını ise geri) bırakmaktadırlar.
A.Ahmet Akgül 76:27
28
(Oysa) Onları Biz yarattık ve (mafsallarını ve iskelet) bağlarını sımsıkı bağlayıp (hareket kabiliyetlerini enzimler sayesinde kolaylaştırdık) . Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz. (Böylece insan vücudundaki organları ameliyatla düzeltmeye ve organ nakline müsait kıldık.)
A.Ahmet Akgül 76:28
29
Şüphesiz Bu (Kur’an) bir öğüt ve hatırlatmadır. Artık dileyen (bununla) Rabbine (ulaştıracak) yolu bulacak (hidayet kulpuna tutunmuş olacak) tır.
A.Ahmet Akgül 76:29
30
(Gerçi) Allah dilemedikçe, siz (bir şey) dileyemez (ve yerine getiremez) siniz! (Beyniniz, irade ve tercih etme yeteneğiniz bile Allah’tandır. Ancak Allah’ın takdir ettiğini dileyebilirsiniz anlamındadır. Ve tabi imtihan gereği hayır ve şer tercihi insana bırakılmıştır. Aklı, vicdanı ve kendi kararı ile sorumlu tutulmaktadır.) Gerçekten Allah (her şeyi hakkıyla) bilip durandır, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.
A.Ahmet Akgül 76:30