Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Kamer 1 / 55
1
(Kıyamet vakti ve öncesi İslami Medeniyet devrimi için) Saat (zaman) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Ay’a varılıp iz bırakıldı.)
A.Ahmet Akgül 54:1
2
Onlar (inkârcılar ve kalbi marazlılar) bir ayet (mucize) görseler, hemen sırt çeviriyorlar (normal ve doğal bir şey gibi yorumluyorlar) ve: " (Bu öteden beri) Süregelen bir büyüdür" deyip çıkıyorlardı.
A.Ahmet Akgül 54:2
3
(Bunlar bile bile Hakkı) Yalanlamışlar ve kendi (nefsi) hevâlarına uymuşlardı. Oysa her emir (iş) sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır. (Her takdir bir gayeye bağlıdır.)
A.Ahmet Akgül 54:3
4
Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve şekavetten) caydırıp vazgeçirtecek nice (uyarıcı) haberler gelip ulaşmıştır.
A.Ahmet Akgül 54:4
5
(Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmet (kurallarıdır) . Fakat (bu) uyarmalar (zalimlere ve hainlere) bir yarar sağlamamıştır.
A.Ahmet Akgül 54:5
6
(Ey Resulüm!) Öyleyse (şimdi) Sen onlardan yüz çevir (ve kendi hallerine bırak ki:) O çağırıcı (resmi ve yetkili davet yapıcı) nın hiç (tahmin ve) tasavvur olunmayan (ve herkesi şaşkınlıkta bırakan) bir şeye çağıracağı (hiç kimsenin ummadığı bir davet ve duyurunun yapılacağı) gün (gör ki halleri nasıl olacaktır) !
A.Ahmet Akgül 54:6
7
Onların gözleri ’zillet ve dehşetten düşmüş, (bakışları baygın ve perişan) olarak’, sanki ’yayılan’ çekirgeler gibi kabirlerinden çıkacaklardır.
A.Ahmet Akgül 54:7
8
Boyunlarını (kendilerini mahşere) çağıran (zata) doğru uzatmış olarak koşarlarken, kâfirler: "Bu ne zorlu bir gün!" diyerek (şaşkınlık ve perişanlık yaşayacaklardır) .
A.Ahmet Akgül 54:8
9
Kendilerinden önce Nuh kavmi de (elçilerini) yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh) u yalancı saymışlar ve: "Delidir" diyerek (hakaret yağdırmışlardı) . O, baskı altına alınıp zorla engellenmeye çalışılmıştı.
A.Ahmet Akgül 54:9
10
Sonunda Rabbine dua edip: "Gerçekten ben, (artık) yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kâfir toplumdan intikam al) ve bana yardım et!" (diye yalvarmıştı.)
A.Ahmet Akgül 54:10
11
(Bunun üzerine) Biz, bardaktan boşanırcasına akıp yağan sağanak su (lar) şarıl şarıl yağsın diye göğün kapılarını açtık.
A.Ahmet Akgül 54:11
12
Yer (dibin) deki (suları) da coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Böylece sular, takdir edilmiş bir işe (Nuh kavminin helakine) karşı birleşip (her tarafı kaplamıştı) .
A.Ahmet Akgül 54:12
13
Ve onu (Hz. Nuh’u ve etbaını) da tahtalar ve çiviler (le ustalıkla ve çok sağlam yapılmış bir gemi) üzerinde (kabaran sularda) taşıdık.
A.Ahmet Akgül 54:13
14
(Nuh’un Gemisi) Gözlerimiz önünde (bilgimiz ve takdirimiz dahilinde) akıp-gitmekteydi. (Derken, tebliği) İnkâr ve nankörlük edilmiş olan (Nuh) a bir mükâfat olmak üzere (selamet sahiline ulaşmıştı) .
A.Ahmet Akgül 54:14
15
Andolsun, Biz bunu (Nuh tufanını) bir ayet ve ibret olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
A.Ahmet Akgül 54:15
16
Şu halde Benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
A.Ahmet Akgül 54:16
17
Andolsun, Biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Ama düşünüp öğüt alan var mı?
A.Ahmet Akgül 54:17
18
Ad (kavmi) de (elçilerini) yalanladı (ve şiddetli bir belaya uğratıldı) . Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
A.Ahmet Akgül 54:18
19
Biz, o uğursuzluğu (ve korkunçluğu) sürekli olan bir günde, üzerlerine ’kulakları patlatan (felaket taşıyan) bir kasırga’ yolladık.
A.Ahmet Akgül 54:19
20
(Öyle ki) İnsanları (yerlerinden) söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden kopmuş hurma kütükleriymiş gibi (savrulmuşlardı) .
A.Ahmet Akgül 54:20
21
Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
A.Ahmet Akgül 54:21
22
Andolsun Biz Kur’an’ı zikir (öğüt alıp düşünmek ve ayetlerimizle sorunlarını çözmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
A.Ahmet Akgül 54:22
23
Semud (kavmi) de (yapılan) uyarıları yalanlamıştı.
A.Ahmet Akgül 54:23
24
(Müşrikler:) "Bizden biri olan (sıradan) bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapkınlık (dalâlet) ve çılgınlık (akıl bunaması) içinde kalmış oluruz” diyerek (Hz. Salih peygambere karşı çıkmışlardı) .
A.Ahmet Akgül 54:24
25
“Zikir (Kur’ani ilim ve şeref, kala kala) içimizden ona mı bırakıldı? Zaten o çok yalan uyduran ve kendisini beğenmiş bir şımarıktır” (diyecek kadar küstahlaşmışlardı) .
A.Ahmet Akgül 54:25
26
Onlar, kimin çok yalan söyleyen ve kendini beğenen bir şımarık olduğunu, yarın (yakında) bilip-öğreneceklerdir.
A.Ahmet Akgül 54:26
27
Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret (ki yakında göreceklerdir) .
A.Ahmet Akgül 54:27
28
"Ve onlara, (zaten kendilerine ancak yeten içilecek) suyun aralarında kesinlikle ve nöbetle pay edildiğini (ve artık mucize deveye de hisse verildiğini) haber ver. Su alış sırası (kiminse, onların) hepsi hazır bulunsun" (denilmişti) .
A.Ahmet Akgül 54:28
29
Derken (dönek hainler su nöbetinin tamamı kendilerine kalsın diye deve kasabı olan) arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp ’hayvanı (mucize olarak kayadan çıkan deveyi) ayağından biçip yere devirdi’ (böylece hepsi helaket ve felaketi hak etmişlerdi) .
A.Ahmet Akgül 54:29
30
Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış (gördüler ve inkârdan döndüler mi) ?
A.Ahmet Akgül 54:30