Ana SayfaMealler › Abdullah-Ahmet Akgül
AA

Abdullah-Ahmet Akgül

Abdullah-Ahmet Akgül meali ile okumaya başla
Necm 1 / 62
1
Çıkıp zuhur ettiği zaman (inmekte olan) Necm’e (kutlu Yıldız şahsiyete) yemin olsun ki;
A.Ahmet Akgül 53:1
2
Sahibiniz (olan Hz. Resul (AS) asla Hakk’tan) sapmamış, şaşırmamış ve (şeytani dürtülerle aldanıp) azıtmamıştır.
A.Ahmet Akgül 53:2
3
O, (kesinlikle kendi) hevâsından (kafasından ve nefsi kuruntularından) konuşmaz-konuşmamıştır.
A.Ahmet Akgül 53:3
4
O (Kur’an ve konuştukları) ancak (kendisine) vahy (ve telkin) olunan vahiydir. (İlahi hakikatler ve öğretilerdir ki, tebliğ edip size ulaştırmıştır.)
A.Ahmet Akgül 53:4
5
Ona (bu Kur’an’ı ve Onun yorum ve uygulamalarını) müthiş (akli-manevi) kuvvetleri olan (ve üstün meziyetlerle donatılan Hz. Cebrail) öğretmiş (bulunmaktadır) .
A.Ahmet Akgül 53:5
6
Çok çarpıcı yetenek ve güzellik sahibi (Cebrail, Onunla Allah arasındaki vahiy taşıyıcıdır. Ve ilk vahiy sırasında Resulüllah’ı) istiva edip (kuşatmış ve İlahi mesajları anlayıp kavrayacak kıvama taşımıştır) .
A.Ahmet Akgül 53:6
7
(Ki o sırada) En yüksek ufuktaydı. (Maneviyat boyutunun en yüce irtibat makamındaydı.)
A.Ahmet Akgül 53:7
8
Sonra (Resulüllah’a) yaklaştı, “tedelli” edip (yukarıdan aşağıya kayarak, âfaktan enfüse) sarktı, (böylece Cebrail, İlahi tecelli ve temsil suretiyle görünüp ortaya çıktı.)
A.Ahmet Akgül 53:8
9
Öyle ki “Gabe Kavseyn” iki yay (parçasının) çakışması veya daha yakın (vaziyette aralarında iletişim ‘bilgi teması’) başladı.
A.Ahmet Akgül 53:9
10
Böylece O (Allah) kuluna vahyettiğini (Kur’an ayetlerini) vahyetmiş (O da size aynen aktarmıştı.)
A.Ahmet Akgül 53:10
11
Onun (Resulüllah’ın) bu gördüğünü gönlü yalanlamamış (vicdanı da doğrulamıştı. Bütün bu yaşananlar şeytani kuruntular ve hayali kurgular olamazdı) .
A.Ahmet Akgül 53:11
12
(Ey müşrikler ve münafık-münkir kesimler!) Siz hâlâ Onun (Resulüllah’ın) gördüğünden (Hz. Cebrail’le görüştüğünden ve bilgi alışverişinden) şüphe edip (bu konuyu) tartışacak mısınız?
A.Ahmet Akgül 53:12
13
(Oysa) Andolsun (ki Resulüllah) , Onu bir diğer inişte (ve manevi tecelli ikliminde yine) görmüş (ve tanımıştı) .
A.Ahmet Akgül 53:13
14
(O zaman) Sidretü’l-Münteha’nın katında (bütün Meleklerin ve Nebilerin son ulaşım sınırında) ydı.
A.Ahmet Akgül 53:14
15
Ki Cennetü’l-Me’vâ da onun yanındadır. (Cennetü’l-Me’vâ; muttakilerin, mücahitlerin ve şehitlerin son durağıdır.)
A.Ahmet Akgül 53:15
16
(O esnada) Sidre’yi örtüp kaplamakta olanın (orayı) kuşattığı zamandı.
A.Ahmet Akgül 53:16
17
(Yani artık kesinlikle biliniz ve iman ediniz ki, Hz. Muhammed’deki) Göz (asla) kayıp-şaşmadı ve (sınırı da) aşmadı.
A.Ahmet Akgül 53:17
18
Andolsun O, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı (tecelli ve tezahürü) bizzat görmüş (hayret ve haşyete kapılmıştı) .
A.Ahmet Akgül 53:18
19
(Şimdi ey müşrikler, siz hiç) Gördünüz mü söyleyin; Lat ve Uzza’yı? (Bunlar ne işe yaramaktaydı?)
A.Ahmet Akgül 53:19
20
Ve üçüncü (put) olan Menat’ı (n böyle yüce irtibatları var mıydı?)
A.Ahmet Akgül 53:20
21
(Ey gafil ve cahil sürüleri!) Erkek (evlat) sizin de, dişi O’nun (hâşâ Allah’ın) mıydı?
A.Ahmet Akgül 53:21
22
Eğer böyleyse, o vakit bu ne çarpık ve insafsız bir paylaşmaydı!?
A.Ahmet Akgül 53:22
23
(Halbuki) Bu (putlar ve uydurma kurallar ise) sizin ve atalarınızın (kendi keyfinize ve kafanıza göre) isimlendirdiğiniz (bâtıl kavram ve kurumlardan) başkası değildir. Allah, onlarla ilgili ’hiçbir güçlü (ve geçerli) delil’ indirmemiştir. Onlar, sadece boş zan ve tahminlerine ve nefislerinin (düşük) hevâ (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyan kimselerdir. Oysa andolsun, artık onlara Rablerinden yol gösterici (bir Peygamber) gelmiştir. (Hâlâ gaflet ve dalâletten uyanıp gerçeği anlamayacaklar mıydı?)
A.Ahmet Akgül 53:23
24
Yoksa insan ’her umduğu ve arzu edip dilekte bulunduğu’ şeylere (ille de sahip) mi olacaktır?
A.Ahmet Akgül 53:24
25
Halbuki son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah’ındır.
A.Ahmet Akgül 53:25
26
Göklerde (ve önemli görevlerde) nice melekler vardır ki, onların (bile Allah’ın izni ve iradesi dışındaki) şefaatleri hiçbir şekilde (ve hiç kimseye) yarar sağlamayacaktır. Ancak ve sadece Allah’ın dileyip razı olduğu kimse için ve izin verdikten sonraki (temennileri ve şefaat dilekleri bunun) dışındadır.
A.Ahmet Akgül 53:26
27
Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimler takmaktadırlar.
A.Ahmet Akgül 53:27
28
Ancak onların bununla ilgili hiçbir (geçerli ve gerçekçi) bilgileri yoktur. Onlar, sadece (asılsız bir) zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, Hakk’tan (yana) hiçbir (yarara ve doğruya) ulaştırmayacaktır.
A.Ahmet Akgül 53:28
29
(Ey Nebim!) Şu halde Sen, Bizim Zikrimizden (Kur’an-ı Kerim’den) kaçıp dönen ve dünya hayatından başkasını istemeyen (kimseler) den yüz çevir (ve kalben uzaklaşıp ayrıl) .
A.Ahmet Akgül 53:29
30
İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) bu (safsatalar ve kuruntulardır) . Şüphesiz, Senin Rabbin; Kendi yolundan sapanı en iyi bilen O’dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O’dur. (Bundan dolayı Allah’ı aldatmak ve atlatmak imkânsızdır.)
A.Ahmet Akgül 53:30